Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben evli olduğum halde şeytana uydum; bir bayanla gönül ilişkisi yaşadım. Gönül ilişkisi yaşarken de aramızda yakınlaşmalar oldu ama tam bir cinsel birlikteliğimiz olmadı. Yani cinsel birleşme olmadı ama diğer pislikleri yaptım. Hocam bu benim yaptığımın İslam’da affı var mıdır? Şer'i kanunlara göre recm cezası gerektirir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Allah’ın mağfiret buyurduğu bir şeyi yeniden tazeletmeyin. Geçmişinize tevbeniz samimi ise o samimiyetin gereği olarak Allah’ın affına güvenmelisiniz. Şeytan sizi bir kere o bataklıkta batmış olarak gördükten sonra yeniden oraya dönmenizi istiyor. Sizi aynı delikten iki kere ısıracak o akrep, aklınızı kullanın. Bu tür düşüncelerden kurtulmak için yoğun bir gün yaşamanız gerekir. Vaktin size yetmeyeceği işler yapın. Derslere katılın. Sosyal faaliyetlere iştirak edin. Özellikle cinsel hayatınızı daha aktif duruma getirin. Eşinize beklediğinden fazlasını verir duruma gelmeye çalışın. Kitap okuyun. Zikirler yapın. Göreceksiniz, bu gereksiz sıkıntıdan biiznillah kurtulacaksınız. Allah’a emanet olun.
Bütün bu yaptıklarınızdan belki de daha ağırı bu yapmakta olduğunuz iştir. Sen kimsin ki, Allah'ın mağfiretinin ve rahmetinin üstünde bir iş yapabileceksin? Kimsin, ne olabilirsin, hacmin ne? Ya şeytanın seni ikinci bir facia için kullanmasına izin veriyorsun ya da bilerek bunu bir oyun olarak yapıyorsun; sebep ne olursa olsun, yaptığın, düşündüğün yanlıştır. Bırak bunları ve Rabbine dön.
Selamünaleyküm. Zina bütün milletlerde suçtur.ş Bizim dinimizde ise zina en ağır günahlardan biridir. Zinanın cezası da bekâr için yüz değnek, evli için ise taşlanarak öldürülmektir. Bu hüküm Şafiilerin değil İslam'ın hükmüdür. Böyle bir afet kimin başına geldi ise büyük bir tevbe ile Allah'a dönmekten başka çaresi yoktur. Ebediyyen geri dönmemek üzere tevbe etsin, ölünceye kadar gözyaşı akıtsın.
Bacım, benim konuşmalarımdan öyle bir anlam çıkarması zordur, aksine kadınları şımarttığımı söylerler. Ne olursa olsun bacım, sen Allah ile alakanı yüksek tut. Günah işleme, eşine karşı kusurlu olma. Onun da senin de Rabbin Allah’tır. Allah herkesin hakemidir. Sen ibadetlerini yap. Açık bir hata işleme. Bilmeden yaptığın için özür dile. Onun dediklerini de takma. Cennet onun değil Allah’ındır. Kalbin rahat olsun bacım.
Kardeşim, 'İslam nedir?' sorusuna imandır, namazdır, hactır.. gibi cevaplar veririz. Şuna dikkat edin: 'İslam aynı zamanda, bin kere yıkılsan da Allah'ın seni bin birinci kere kaldıracağına inanmaktır.' dememiz gerekiyor. 'İslam, Allah'tan umut kesmemektir.' Bu büyük gerçeği unutursak, papazlara günah bağışlatan Hıristiyanlık düzeyine düşmüş oluruz. Zannederim bu zamanda şeytanın en çok kullandığı silahlarından biri Allah'ın kapısından umutsuz olarak geri dönüşebileceğini vehmettirmektir. Siz de bu hatayı işliyorsunuz. Bu bir iman hatasıdır. Anadolu deyimiyle erkekçe düşünüp karar vermelisiniz. Siz Allah'a dönmeyi istiyor musunuz? Eğer samimi bir şekilde 'evet' ise cevabınız birinci ve öncelikli şart, Allah Teâlâ'nın sizin geçmişinizi karıştırmayacağına, affedeceğine inanmanızdır. Şeytan sizi geçmişinizle meşgul ederek geleceğinizi tahrip ediyor. Bundan vazgeçin. Sizden daha beterleri Allah'ın kapısına gitti ve kabul edildiler. Tekrar düşünün, samimiyetinizi test edip yola çıkın.
Böyle bir hesap yerine muhteşem bir tevbe yap. Yeniden diril, ayağa kalk, şeytanı tekmele ve ibadetlerine sarıl. Yer yarılsa sen yine o çirkin işe dönme. Böyle sürdür hayatının geri kalan kısmını. Dayaktan da kurtulursun biiznillah ahiret azabından da.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Hayvan ve insan heykelini evinizde bulundurmayın. Melek de girmez, bereket de kaybolur.
- Kaş aldırmak gibi yaratılışınızı değiştirme olan bir iş yapamazsınız. - Yabancıların görüp etkileneceği işleri yapamazsınız. - Domuz mamulü gibi haram nesneler kullanamazsınız. - Gusle ve abdeste mani olacak bir malzeme kullanamazsınız. Bunun dışında: - Güzelliğinizi korumalısınız. - Eşinize karşı cazibenizi korumalı hatta artırmalısınız. Bu sizin görevinizdir. Allah'a emanet olun.
Kulluk şu demektir: - Allah Teala'nın her şeyi tamamıyla bildiğine inanacaksın, - Her şeyin O'nun dilediği gibi gerçekleşeceğine inanacaksın, - Sana, yapabileceklerinle ilgili sınırlar çizdiğine inanacaksın, - Yapmak istediğini, elde etmeyi arzuladıklarını o sınırlara dikkat ederek yapacaksın, - Sonuç olarak O'nun senin kaderine yazdıkları gerçekleşecek, yazmadığı gerçekleşmeyecek, - Sen ise sonuç O'ndan geldiği için teslimiyet göstereceksin. İman budur. Huzur buradadır. Allah'a emanet olun.
Allah Teala bize 'Müslüman' demiştir. Bunun dışında hiçbir ismin kıymeti yoktur. Müslümanlar kendi aralarında hangi ismi kullanıyorlarsa onun dini bir değeri yoktur. Mesela VAHHABİ kelimesi, bir grup Müslüman'ı yermek için yabancıların uydurup Müslümanların arasında yaydığı bir isimdir. Vahhabi olarak nitelendirilenler kendileri için bu ismi kullanmıyorlar. Biz, o insanlarla iman kardeşiyiz. Aramızda belli bir görüş farklılığı vardır elbette. Fakat bu farklılıklar, birimizin öbürünü kâfir saymasını gerektirecek düzeyde asla değildir. Ancak ilim adamlarının anlayabileceği derinlikte meselelerde farklı düşünüyorsak neden birbirimizi yok sayalım? Namazımız aynı, haccımız aynı! Sadece bizi sömürenler, bize 'sen' ve 'onlar' anlayışını dikta etmektedirler. Basiretli mü'min aradaki farkı anlamalıdır.
Namaz için otobüs değil dünyayı bile kaçırmaya hazır olmalıyız. Namaz için değer mi değer! Ama teyemmüm için şartlar oluşmuyor. Bilet satın alırken, Müslüman olduğumuzu ve namaz için imkân istediğimizi belirtelim. Şoföre kalmadan namazı daha üst konumlarda konuşalım. Nihayetinde onlar da ticaret yapıyorlar. Müşteri kazanacağını bildikten sonra teravih namazı için bile dururlar. Hatta kılmayanı otobüse bile almayabilirler. Para değil mi gaye? Biz çığırtkanlık değil ama seviyeli bir taleple namazımızı dillendirmeliyiz.
Mü'min nehyi anilmünkeri imanî bir görev olarak görür. Tepkisiz mü'min eksik mü'mindir.