Fetva Meclisi
Soru
Makyaj yapmanın dinen bir sakıncası var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Asıl olan kadının süslenmesinin caiz olmasıdır. Şu şartlara uyulması durumunda kadının süslenmesinde (makyaj yapmasında) sakınca olmaz: a- Söz konusu süslenme eşi ve mahremine karşı olmalıdır. Namahremin göreceği şekilde bir süslenme ise caiz olmaz. b- Süslenmede kullanılan ürünler helal ürünler olmalıdır. c- Kullanılan ürünler bedene zarar vermeyen ürünler olmalıdır. d- Kullanılan ürünler bedende KALICI ETKİ eden ürünler olmamalıdır.
Kadın açısından yasak olan kaşların alınmasıdır. Kaş dışında bir kadında olmaması gereken tüylere müdahale etmekte herhangi bir sakınca yoktur. Ancak kaş üstündeki tüyler dediğiniz kısmın kaşa dâhil olan bir noktada olup olmadığına da objektif bir değerlendirme ile karar verebilirsiniz.
Bu görevi siz bayanlara bırakın. Kaş yaparken göz riski taşımamanız açısından doğrusu böyledir. Siz öncelikli olarak kendinizi koruyun. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ elinizi, ayağınızı, gözünüz ve dilinizi kaydırmasın. Sizi muhafaza etsin. Nerede olduğunuzdan önce sizin ne olduğunuza bakın. İmanınız ve mü'min kimliğiniz sizinle iken siz Roma kralına danışman bile olabilirsiniz. Oradan da Ashab-ı Kehf gibi cennete gidebilirsiniz. Mekke’de cehenneme gittiği kesin olanlarla doludur. Bunu unutmayınız; nerede önemli ama sen orada nasılsın daha önemlidir. Mesleğine ait dinin hükümlerini temel ilkeleri itibariyle bil. Ana sakıncalı işleri öğren. İlmihal bilgisi denen bilgiyi özümsemiş ol. Mü'min kardeşlerinle bağını güçlü tutmalısın. Bulunduğun konum seni hayattan da hayata yön veren akidende seninle beraber olanlarla beraberliğini güçlü tutacaksın. Şeytanı yüksek bir kayanın üstünde elinde kazma ile bekleme. O, en ince ayrıntılarla ve ummadığın ayrıntılarla karşına çıkacaksın. Ona göre tedbirli ol. İbadetleri ihmal etme. Namaz her yerde ve en önceki sensin. Kur'an okuyacaksın. O, günlük şarjın gibi olsun. Tarikatlardan birine girme belki ama zikrin olsun. Tesbihi tanı. Ailen mübarek bir aile olmalıdır. Eşin sensin sen de eşinsin. Unutma, duan kadar melek vardır yanında!
Batılı ve küfrü taklit nitelikli işler mümin onurunu rencide eden işlerdir. Evet, bu belirttikleriniz abdeste ve gusle mani olmadıkça sakıncalı olduğunu söyleyemeyiz ama bir seviye kaybı endişesi de taşıdığımızı belirtiriz.
Bayanların, yaratılış tarzını değiştirmemek şartıyla güzel görünmek için gayret etmeleri hem fıtratlarına uygundur hem de eş olmalarının tabii gereklerindendir. Dinimiz de onların bu gayretini gerekli görmüştür. Ancak iki husus önemlidir. Birincisi: Bütün yaptıkları eşlerine daha güzel görünmek için olmalıdır. Eşleri dışındakiler için bilhassa namahrem erkeklerin veya fasıka kadınlar için yaptıkları güzelleşmeler caiz değildir. İkincisi: Yaratılışı değiştirmeye yönelik olan işler mesela, kaşları aldırmaları gibi değişiklikler de caiz değildir. Genç bir hanımın düğün gününde güzel görünmek için hazırlanması hakkıdır hatta gereklidir de. Ancak eşi için olmalıdır bu. Bilhassa erkeklerin de göreceği şekilde bir süslenme iyi bir işaret değildir. Daha yolun başında iken sizin böyle bir tartışmaya girmeniz sizi düşündürmelidir. Daha ağır sorunlarla karşılaştığınızda ne yapacaksınız. Eşiniz bu kadar bir isteğinizi geri çevirmemeliydi. Siz de böyle bir tartışmaya meydan açmamalıydınız. Evlilik büyük bir imtihandır; büyüklüğüne uygun bir üslupla onu karşılamak gerekiyor. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Allah Teala bize 'Müslüman' demiştir. Bunun dışında hiçbir ismin kıymeti yoktur. Müslümanlar kendi aralarında hangi ismi kullanıyorlarsa onun dini bir değeri yoktur. Mesela VAHHABİ kelimesi, bir grup Müslüman'ı yermek için yabancıların uydurup Müslümanların arasında yaydığı bir isimdir. Vahhabi olarak nitelendirilenler kendileri için bu ismi kullanmıyorlar. Biz, o insanlarla iman kardeşiyiz. Aramızda belli bir görüş farklılığı vardır elbette. Fakat bu farklılıklar, birimizin öbürünü kâfir saymasını gerektirecek düzeyde asla değildir. Ancak ilim adamlarının anlayabileceği derinlikte meselelerde farklı düşünüyorsak neden birbirimizi yok sayalım? Namazımız aynı, haccımız aynı! Sadece bizi sömürenler, bize 'sen' ve 'onlar' anlayışını dikta etmektedirler. Basiretli mü'min aradaki farkı anlamalıdır.
Hayvan ve insan heykelini evinizde bulundurmayın. Melek de girmez, bereket de kaybolur.
Namaz için otobüs değil dünyayı bile kaçırmaya hazır olmalıyız. Namaz için değer mi değer! Ama teyemmüm için şartlar oluşmuyor. Bilet satın alırken, Müslüman olduğumuzu ve namaz için imkân istediğimizi belirtelim. Şoföre kalmadan namazı daha üst konumlarda konuşalım. Nihayetinde onlar da ticaret yapıyorlar. Müşteri kazanacağını bildikten sonra teravih namazı için bile dururlar. Hatta kılmayanı otobüse bile almayabilirler. Para değil mi gaye? Biz çığırtkanlık değil ama seviyeli bir taleple namazımızı dillendirmeliyiz.
Ölümden döner gibi olmuşsunuz. Allah sizi kurtarmış. Şükredin. Büyük ve samimi bir tevbe yapın. Bir daha öyle işlere dönmemeye Uhud dağı gibi büyük bir azminiz olsun. Dönün Rabbinize. Yapacak başka bir şey yok. Ama bataklığa dönmeyin. Şeytan bir kere daha sizi yakalarsa salmaz bilesiniz. Allah'a dönün ve O'nun kapısında sadık kalın.
Kulluk şu demektir: - Allah Teala'nın her şeyi tamamıyla bildiğine inanacaksın, - Her şeyin O'nun dilediği gibi gerçekleşeceğine inanacaksın, - Sana, yapabileceklerinle ilgili sınırlar çizdiğine inanacaksın, - Yapmak istediğini, elde etmeyi arzuladıklarını o sınırlara dikkat ederek yapacaksın, - Sonuç olarak O'nun senin kaderine yazdıkları gerçekleşecek, yazmadığı gerçekleşmeyecek, - Sen ise sonuç O'ndan geldiği için teslimiyet göstereceksin. İman budur. Huzur buradadır. Allah'a emanet olun.
Peygamber aleyhisselam ve önceki zamanlarda ustura vardı. Bütün dünya bir kenara olsa da Peygamber aleyhisselam bir kenara olsa bizim tercihimiz belli değil mi? Bu kural bir zaruret olmadan keyfi tutumdan dolayı kesildiği durumlar için geçerlidir. Zora sürmeden anlamaya çalışmalısınız. Allah'a emanet olun.