Fetva Meclisi
Soru
Hocam, sakalı kökten kesmek haramdır, diyorsunuz. Tabi ki fukahanın çoğunluğu da öyle diyor ama sakal sünnet. Peki sünnetin terki nasıl haram olur? Bir de Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında jilet var mıydı ki kökten kesebilsinler? Fetva doğru ise bütün memurlar, işçiler, başbakan, bakanlar, Said Nursi ve cemaati, Erbakan vb. İslam için çabalayan Müslümanlar güne haramla başlıyorlar.
Cevap
Benzer fetvalar
Bu bir fıkıh hükmü değildir. Bir tür incelik ve hacılara benzeşme gayretidir. Terkinde sakınca olmayacağını düşünüyorum. Allah'a emanet olunuz.
Sakal, erkeğin yüzünde belirdikten sonra tıraş edilmemelidir. Müekked sünnet yani Peygamber aleyhisselamın bize emrettiği sünnet böyledir. Ağır bir zaruretten ötürü ise kesilebilir. Zaruret yokken kesilmesi ise en azından tahrimen mekruhtur yani haramın kapısına yakın bir noktadır. İlk çıktığında veya bir kere uzatıldıktan sonra kesilmesi neticede “kesmek” ne ise odur.
Sakalı, izin veren bir ortam bulunmadığında iş nedeniyle kesmek haram değildir.
Selamünaleyküm. Tespitiniz doğrudur; saç uzatmak da Sünnet'tir. Ancak şu iki şeyi bilmeniz gerekir. Birincisi, sakal emredilmiş bir Sünnet'tir. Saç ise emredilmemiş serbest bırakılmıştır. Takdir edersiniz ki ikisi arasında çok fark vardır. İkinci durum ise, serbest olan bir meselede, kâfirlere benzeme endişesini esas alarak saç kesmeyi tercih eden ulemamız bir taktik savaşı gütmüşlerdir. Allah hepsine rahmet etsin.
Bu konudaki hüküm 'kesmemek Sünnet' olacak şekilde anlaşılmalıdır. Kurban kesecek olan bir zilhicce ile on zilhicce arasında saç ve tırnağını kesmemekle bir Sünnet icra etmiş olur. Kesilmesi bildiğimiz 'haram' anlamında haram değildir, fukahanın önemli bir bölümünce mekruh olarak anlaşılmıştır.
Aleykümselam. Evet, bir hataya alet olmuş oluyorsunuz. Bu nedenle berberlik mesleğini caiz görmeyen ulema vardır. Fakat böyle kesin bir kanaat de yoktur. Daha iyi bir iş oluşturuncaya kadar devam edin ama kalbinizde bunu terk etmek bulunsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bıraktın bıraktın, karıştırma hiçbir şeyi. Şükret kurtuldun, inşaallah tekrarı olmaz. Söylediklerinden hiçbiri ile bir sıkıntın olmaz. Mübarek yoluna devam et. Allah yardımcın olsun.
Halanızdan doğan hiç kimse ile evlenemezsiniz. Allah'a emanet olun.
Namaz için otobüs değil dünyayı bile kaçırmaya hazır olmalıyız. Namaz için değer mi değer! Ama teyemmüm için şartlar oluşmuyor. Bilet satın alırken, Müslüman olduğumuzu ve namaz için imkân istediğimizi belirtelim. Şoföre kalmadan namazı daha üst konumlarda konuşalım. Nihayetinde onlar da ticaret yapıyorlar. Müşteri kazanacağını bildikten sonra teravih namazı için bile dururlar. Hatta kılmayanı otobüse bile almayabilirler. Para değil mi gaye? Biz çığırtkanlık değil ama seviyeli bir taleple namazımızı dillendirmeliyiz.
Önce şunu bilelim: Anne ve babanın buruk karşıladığı bir evlilik soğuktur, ruhsuzdur; suyu kesik bir evde yaşamak gibidir. Ne edip edip onların tebessümü ile çıkın yola. Belli ki onlar, size karşı mali destek açısından eziklik hissediyorlar. Bu durumda eş adayınız devreye girmelidir. O devreye giriş de şöyle olacaktır: Evlenmeye bakışımız, iffet mücadelesinde bir adım olarak görülüyorsa debdebe yerine samimi bir ortamda, mütevazı bir evde hayata başlansın. Fırsatlar oluştukça yuva modernleşsin. Eğer mesele gönül muhabbeti ise samanlığı seyran yapmak gerekiyor. Hayır, eş adayınız bu konularda taviz veremeyecekse yani suntalar sizden değerli ise ne benim ne de aklın söyleyebileceği bir söz yoktur. Kısaca bu iş, ailenizden çok eş adayınızda çözülür. Eş adayınızın 'kadınlık ve annelikten' önemli göreceği herhangi bir iş sizin için ziyandır. Bu konuda ciddi taahhütler almalısınız. Hanım kardeşlerimiz, meslek sahibi olmayı fazla abartıyorlar. Hâlbuki tıp ve benzeri alanlar dışında kadınlar sadece kapitalizme destek oluyor, işçi maaşlarının düşük kalmasına neden oluyorlar. Bu konuları, aile reislerinin de katılacağı ortamlarda defalarca konuşun. Çok vaat ediliyor, hiçbiri tutulmuyor. Sonra da yıllara yayılan bir sıkıntı çekiliyor. Ne olursa olsun evliliğin vakti geldiğine inanıyorsanız, o bir namaz vakti gibidir. Sakın onu geciktirmeyin. Borca girin, gecikmeye girmeyin. Allah'tan size muvaffakiyetler temenni ederim. Siz bu Ümmet'in umudusunuz; yeni bereketli nesli siz yetiştireceksiniz. Allah'tan korkulan, iman heyecanı ile uçuşan evlerde siz onurlu bir geleceğin temellerini atacaksınız. Sakın yılmayın, eğilmeyin. Şeytanın binbir hilesi varsa sizin de Allah gibi bir Rabbiniz var. O'na dayanın devam edin. O size bir kader yazdı ise, hiçbir zorluk O'nun kaderini bozamaz. Yılmayın, üzülmeyin. Ebeveyninizi aşmayın, onların hayallerini bozmayın. Allah yardımcınız olsun.
Cuma namazı esnasında ticaret haramdır. Bunun dışındaki zamanlarda namazı ihmal etmenin getireceği bereketsizlik ve kötü akıbet başka şey kazanılanın haram olması başka şeydir. Bunu böyle tespit edelim. Allah'a emanet olun.
Allah Teala bize 'Müslüman' demiştir. Bunun dışında hiçbir ismin kıymeti yoktur. Müslümanlar kendi aralarında hangi ismi kullanıyorlarsa onun dini bir değeri yoktur. Mesela VAHHABİ kelimesi, bir grup Müslüman'ı yermek için yabancıların uydurup Müslümanların arasında yaydığı bir isimdir. Vahhabi olarak nitelendirilenler kendileri için bu ismi kullanmıyorlar. Biz, o insanlarla iman kardeşiyiz. Aramızda belli bir görüş farklılığı vardır elbette. Fakat bu farklılıklar, birimizin öbürünü kâfir saymasını gerektirecek düzeyde asla değildir. Ancak ilim adamlarının anlayabileceği derinlikte meselelerde farklı düşünüyorsak neden birbirimizi yok sayalım? Namazımız aynı, haccımız aynı! Sadece bizi sömürenler, bize 'sen' ve 'onlar' anlayışını dikta etmektedirler. Basiretli mü'min aradaki farkı anlamalıdır.