Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz on kardeşiz ve bizde gıybet eksik olmuyor. Ne kadar yapmayalım desek de tövbe etsek de ben kendimi tutuyorum ama karşı taraf tutmuyor. Bu yüzden mecburen dinlediğim için günaha ortak oluyorum. Onlar gıybet ederken kalple buğzetmek de yeterli olur mu? İnanın kaç kere tövbe ettik ve helallik aldık ama onlar yapıyor. Ben tutuyorum kendimi artık ama ben de bıktım. Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir çaresi yok bunun, bin kere yıkıldığın yerde bin birinci kere ayağa kalkacaksın. Hayat böyledir, yıkıldığın yerde yığılıp kalırsan bitersin. Diren ve dikil sonra da yürü. Allah yardımcın olsun.
Aleykümselam. Allah Teâlâ, kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemez. Yapamadıklarımızı gerçekten yapamıyorsak mesele yok demektir.
https://fetvameclisi.com/fetva/giybetini-yaptigim-kisiden-helallik-almadan-sadece-tevbe-etsem-yeterli-midir https://fetvameclisi.com/fetva/giybette-helallik-almak-sart-midir-yoksa-tevbe-yeterli-olur-mu
Aleykümselam. Helalleşme imkânsız hâle gelmiş ise kişi kendi açısından istiğfarla yetinmek zorunda kalmış demektir. Mesele budur.
Selamünaleyküm.Bütün insanlığı ıslah etme heyecanı ile çalışacağız ama sonunda asıl gayenin kendimiz olduğunu unutmayacağız. Gıybet örneğinde meselâ, gıybetin bütün insanlıktan kalkması için gayret ederken biz önce kendimizi ondan uzak tutmanın yollarını arayacağız. Metodumuz bu olmalıdır. Bir de duayı unutmayalım.
Selamünaleyküm. Gıybet ve benzeri dil sıkıntılarının en önemli nedeni, kalbi boş bırakmaktır. Kalp hiç boş kalmamalıdır. Kalbin doluluğu da iki şeyle gerçekleşir. Birincisi, mü'min insanın ahirete ait meseleleri sürekli canlı tutması, Kur'an, hadis ve selefe ait bilgileri sürekli öğrenmesi ve tekrarlamasıdır. İkincisi de, çevresini salihlerden oluşturması ve 'biri bitince diğerine geçilecek' bir iş yoğunluğu içinde olmasıdır. Böylece mü'min şeytanın tuzaklarına karşı uyanık kalmış olur. Gıybete, dostluğun bahane edilmesini de kabul edemeyiz.
dedikodu konusundaki diğer fetvalar
Mazlumun kurtulması için ne yapabiliyorsanız o yapılmalıdır. Ne ise; duyurmak işe yarayacaksa o.
Anlattığınız olaydaki cümlelere bakılırsa üçüncü kişi olan hanımefendiyle ilgili bir söz, iftira ya da hakkında bir konuşma değil eşinizle aranızdaki konuşma şekli olduğu görülüyor. Soru şeklinde değil hanımefendi bence böyle hissetti şeklinde yorum yapmış olsaydınız o zaman zanna dayalı bir gıybet olurdu. Yine de iki kişi arasında geçen konuşmalarda üçüncü kişilerin isimlerini geçirmemek çok daha iyi olur. Rabbim rızası doğrultusunda işler yapabilmeyi onun razı olacağı şekilde yaşayabilmeyi hepimize kolay kılsın. Allah'a emanet olun.
Sorunu çözümsüzlük sınırına taşıyorsun, buna gerek yok. Her şeye rağmen genel bir istiğfar ve sürekli salih amellerle kapanır bu biiznillah. Bu şekilde düşünmeniz sağlıklı değil. Sanki affı olmaz bir günah olabilirmiş gibi kör bir noktaya taşınıyorsunuz. Tevbe ettikten sonra öyle bir günah yoktur.
Zarar veya fitne çıkmayacaksa helallik istemek en sağlam yoldur. Fakat bu mümkün değilse Allah’a tövbe edip o kişiler adına dua ve sadaka ile hata telafi edilmeye çalışılmalıdır. Bir daha böyle bir hataya düşmemek için gıybet ortamlarından uzak durulmalı ve konuşmalara dikkat edilmelidir.
Bu ayrıntı sizi başka ayrıntılar üzerinden de olsa insanlardan kopuk yaşamaya sevk etmemelidir. Evet, haklısınız; gereksiz hatta bir noktadan sonra sakıncalı bir tutumdur bu ama yine siz insanlardan kopmayın. Bir süre sorulanlara cevap vermeyerek tavır gösterin, daha önemli konular konuşmaya çalışın. İrdeleyen olursa da bu tür konuları önemsemediğinizi söyleyin. Mesela elinizin altında bir Riyazussalihin bulunsun, soru karıştıran olunca “Bir hadis okuyalım mı?” deyin. Böylece tebliğ de yapmış olursunuz. Allah yardımcımız olsun, garip bir zamandayız.