Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Ben görme engelliyim ve görme engellilerle ilgili hadis-i Kutsiyi biliyorum. Ancak takdir edersiniz ki, görme yetisi olmayan bir insan da diğer insanlar gibi günah işleyebiliyor. Maalesef ben de onlardan biriyim. İnsanlar benimle karşılaştıklarında bana cennetlik olduğumu söylüyorlar, ama ben bu konuda çok mahzunum. Benim durumum, bir insanın hacdan döndüğünde anasından doğduğu gibi affolunmasıyla aynı mıdır? İnanın bu bir tevazu falan değil. Ben böyle düşünmekle Allah'ın verdiği söze itibar etmemiş olup günaha mı giriyorum? Bir de ben yolda bastonla yürüdüğüm için insanlar beni dilenci sanıyor ve bana para veriyorlar. Ben bazen onları güzellikle geri çeviriyorum, bazen de onlara kızıp parayı alıp fırlatıyorum. Bu durum, o an ki ruh halime göre değişiyor. Bazı yakınlarım bana " niye kızıyorsun ki? Parayı alıp git." diyorlar. Ben bunu yapamıyorum ve yapmam da. Acaba yanlış mı hareket ediyorum? Allah'u Teâlâ sizi bu hizmetinizden dolayı, kendi şanına yakışır biçimde mükâfatlandırsın inşallah.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bizim Allah Teâlâ ile olan kulluk ilişkimizin, insanlarla olan ilişkimizde hataya gerekçe olması kabul edilemez. İnsanî ilişkilerimiz kesinlikle hakka dikkat ederek yürümelidir. Sizin üzerinizde bir yanlışlık varsa ve bunda duygusal davranmadığınızdan emin iseniz önce haksızlık edenleri ikaz edin. İkazınız işe yaramazsa makul ve yasal olan bütün yöntemleri kullanın.
Selamünaleyküm. Kalbin rahat etmediği işi yapmak doğru değildir, kalbinize huzur vereni yapın.
Selamünaleyküm. Asla anneni aşmamalısın. Evlenme hususunda araştırmaya devam etmelisin. Ve sabretmelisin.
Selamünaleyküm. İş ile merhametin kesiştiği yerde durmalısınız. İşe dair kuralları merhamet alanının dışına taşıyın. Merhametiniz işinizi ezerse, şeytan merhamet adı ile iki tarafa da işkence zemini oluşturur. İşe dair kullarınız şeffaf ve kesin kurallar olsun. O kurallarda merhamete gerek yoktur. Bunun dışında ise anne olun, arkadaş olun; rahat edeceksiniz, rahat ettireceksiniz. Size dualar ederiz.
Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.
Selamünaleyküm. Bütün alacaklılarınızla görüşün. Durumunuzu izah edin. Kaçmadığınızı, borcunuzu itiraf ettiğinizi beyan edin. Hakkını helal edene teşekkür edin, onu listeden silin. Hakkını talep edenden de geniş bir zaman isteyin. Kabul ederse teşekkür edin. Etmezse acziyetinizi söyleyin, yapabileceğiniz bir şey olmadığını açıklayın. Neticede de ödemeye kararlı olun. Evde yatıp kalmayın. Çift mesai yapın, dilenin ama borçlarınızı aklınızdan silmeyin. Böyle yaparsanız Allah size yardım eder, onların kalbini yumuşatır. Sakın bu nedenle namazı ve diğer insani işlerinizi savsaklamayın. Siz, borcunuza sahip oldukça sıkıntı yoktur.