İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Görme engellilerin Kur’ân-ı Kerim’i öğrenme konusundaki sorumluluğu nedir?

Cevap

Namaz kılabilecek kadar Kur’ân-ı Kerim okumayı öğrenmek, her Müslümana farzdır. Bu nedenle bütün mü’minler, imkânları dâhilinde Kur'ân’ı usulüne uygun bir şekilde okumaya ve ezberlemeye büyük gayret göstermektedir. Dinimizde sorumluluk ve yükümlülük, kişinin gücüne göre takdir edildiği için Kur'ân’ı öğrenme ve ezberleme noktasında görme engellinin sorumluluğu, kendi imkânı ölçüsündedir. Bununla birlikte tarihten günümüze hayatını Kur'ân’a adayan hafızların varlığı düşünüldüğünde, görme engellilerin namaz kılacak kadar Kur'ân’ı öğrenme hususunda elinden gelen gayreti göstermesinin zorunlu olduğu açıktır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namaz kılabilecek kadar Kur’ân-ı Kerim okumayı öğrenmek her Müslümana farzdır. Bu nedenle bütün mü’minler, imkânları dâhilinde Kur'ân’ı usulüne uygun bir şekilde okumaya ve ezberlemeye büyük gayret göstermelidir. Dinimizde sorumluluk ve yükümlülük, kişinin gücüne göre takdir edildiği için (el-Bakara, 2/286) Kur'ân’ı öğrenme ve ezberleme noktasında işitme engellinin sorumluluğu, kendi imkânı ölçüsündedir. Dolayısıyla işitme engellilerin, namazda iftitâh tekbirini ve kıraati içlerinden okumaları yeterli olup dillerini hareket ettirmeleri gerekmez. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/69; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/481)

İşitme engellilerin Kuran-ı Kerim’i öğrenme konusundaki sorumluluğu nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân-ı Kerim, Allah kelâmıdır. Asr-ı Saadetten beri Müslümanlar Kur’ân-ı Kerim’i okumaya, anlamaya ve onunla amel etmeye büyük özen göstermişlerdir. Kur’ân-ı Kerim’in baştan sona bir tertip üzere okunması anlamına gelen “hatim” de bunun bir sonucudur. Nitekim Peygamber Efendimiz de Kur’ân-ı Kerim’i tertip üzere okuyarak hatim indirmeyi Allah’ın en çok sevdiği işlerden biri olarak ifade etmiştir. (Tirmizi, Kıraat, 13 [2948]; Dârimi, Fezâilü’l-Kur’ân, 33 [3476]) Görme engellilerin tilâvet esaslarına riayet etmek kaydıyla kabartma yazı aracılığıyla Kur’an-ı Kerim’i okumaları ve hatmetmeleri mümkündür. Bu şekilde hatim yapan kişilerin Kur’ân tilavetinde uzman olan hocalardan eğitim almaya gayret etmeleri ve okuyuşlarını onlara dinletmeleri hataya düşmemeleri açısından önemlidir.

Görme engellilerin Kabartma yazıyla (Braille Alfabesi) yazılmış Kur’ân-ı Kerim’i
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Bir bayan görme özürlü de olsa aybaşı durumunda Kur'an okuyamaz, Mushaf'a el süremez. Görme özürlülerin kullandığı Mushaf belki Mushaf kabul edilmeyebilir ama Kur'an okumada cevaz yoktur. O günlerinde dinleyerek öğrensin.

Selamünaleyküm hocam. Sorumu aslında doğuştan görme problemi olan bir arkadaşım
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zorlama, bir kelime de olsa öğrenmesi için uğraş. Ne kadar öğrenebiliyorsa onunla namaz kılsın. Bir ayet bile olsa onunla kılsın. Allah Teâlâ size de ona da afiyetler versin.

Annem görme engelli ve bugüne kadar kimse namaz kılmayı ve namaz surelerini öğre
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Bir kere şunu bilmeliyiz ki: Kur'an OKURKEN ZORLANIYOR OLMAK DAHA ÇOK SEVAP KAZANMAK DEMEKTİR. Normal okuyan bir saatte mesela yirmi sayfa okuyor da zorlanarak okuyan bir saatte bir sayfa okuyabiliyorsa bu kat kat sevap kazanması anlamına gelmektedir. Bu nedenle okumakta zorlanan biri çok okuyamıyor diye üzülmemelidir. Mesele sevap kazanmak meselesi ise böyle bakmalıyız. Yine de dinlemek de ibadettir biiznillah. Allah Teâlâ Kur'an okuyan, onunla amel eden, onun ahlakı ile ahlâklanan kullar olmayı hepimize müyesser kılsın.

Selamünaleyküm. Görme engelli bir insan Kur'an okumakta çok zorlanıyorsa, ne olu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân okunduğu zaman Müslüman’ın onu dinlemesi gerekir. Çünkü “Kur’ân okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.” (el-A'râf, 7/204) buyrulmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm okunurkenMüslümanların konuşmayıbırakıp onu dinlemeleri istenmekle birlikte bunun farz olup olmadığı,farz olması durumunda da bu hükmünmutlak olup olmadığı konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bazı âlimlerin görüşüne göre Kur’ân okunduğunda onu dinlemekher zaman farzdır. Bazılarına göre yukarıdaki âyet, farziyet değiltavsiye (nedb) anlamıtaşımaktadır. Bazı âlimlere göre ise âyet, sadecenamazda okunan Kur’ân’ı dinlemekle ilgilidir; namaz dışında Kur’ân okunurken onu dinlemek ise müstehaptır. (Ebüssuûd, İrşâd, 3/310) Hanefî mezhebinde ise namaz dışında Kur’ân okunurken onu dinlemenin hükmü hakkında iki görüş vardır. Birine göre bu dinlemefarz-ı ayn, diğerinegöre ise farz-ı kifâyedir. Farz-ıkifâye olduğunu söyleyenlere göre, Kur’ân okunan yerde onu dinleyenbirileri varsa diğerlerinden sorumluluk düşer. Ayrıca mezheptekiher iki görüşe göre de Kur’ân okunurken, bir mazeret sebebiyle onu dinleyemeyenler sorumlu olmazlar. Özellikle, çarşı ve iş yeri gibi mekânlarda insanlar kendi işleriyle uğraşırken birileri onların yanında Kur’ân okuyorsa, dinlemeyenlerin değil, okuyanıngünahkâr olacağı ifade edilmiştir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/546) Buna göre, başkalarının dinlemesine mâni olmadan camide veya başka bir mekânda sesli olarak Kur’ân okunurken bir kenarda namaz kılmakta sakınca yoktur.

Sesli olarak okunan Kur’an-ı Kerim’i dinlemek zorunlu mudur; böyle bir durumda n

KUR'AN'IN KIRAATI konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân-ı Kerîm’in tilâveti başlı başına bir ibadettir. Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’in tertîl üzere okunmasını istemiştir. (el-Furkân, 25/32; el-Müzzemmil, 73/4) Tertîl ise Kur’ân’ı, anlamını düşünerek, yavaş yavaş, harflerin mahreçlerine ve tecvid kurallarına dikkat ederek okumak anlamına gelir. Bu bağlamda Kırâat âlimleri Kur’ân-ı Kerîm’in, tilavetteki hız bakımından üç şekilde okunabileceğini ifade etmişlerdir. Okuyuştaki hızı ilgilendiren bu üç şekil ve özellikleri şunlardır: a) Tahkîk: Kur’ân tilâvetinde her harfin hakkını vermek, medleri gereği kadar (mertebelerine uygun bir şekilde) uzatmak, tutulması gereken yerleri tutarak; hareke, ihfâ, iklâb, ğunne vb. tecvid kurallarına riâyet ederek Kur’ân’ı okumaktır. Kıraatın en yavaş icra edildiği okuyuş şekli olan bu tarzda; medd-i tabiî bir elif, medd-i lîn üç elif, diğer medler ise dört elif uzatılarak okunur. Namazlardan sonra okunan aşr-ı şerifler genellikle bu usûlle okunur. b) Hadr: Kur’ân-ı Kerîm’i tecvid kurallarına uymak şartıyla en hızlı okuyuştur. Bu okuyuşta; medd-i tabiî, medd-i munfasıl, medd-i ârız ve medd-i lîn bir elif (medd-i lînde sükûnü lâzım olan yerler iki elif), medd-i muttasıl iki elif ve medd-i lâzım iki-üç elif uzatılarak okunur. Teravih namazlarında genellikle bu usûl uygulanır. c) Tedvîr: Bu usûl, tahkîk ile hadr arasında orta yollu bir okuyuş şeklidir. Tedvîr ile okuyuşta; medd-i tabiî bir elif, medd-i lîn iki elif, medd-i muttasıl, medd-i munfasıl, medd-i ârız üç elif; medd-i lâzım ise dört elif miktarı uzatılarak okunur. (bk. Karaçam, Kur’ân-ı Kerîm’in Faziletleri, 176-178; Gülle, Tecvid, 451-454) Hatim ve mukâbelede genellikle bu usûl uygulanır. Bütün okuyuş usûllerinde ihfa, iklab ve ğunneli idğamlar, bir harfin okunuşundan çok, iki harfin okunuşundan az yani bir elif miktarına yakın tutularak okunur. (bk. Gülle, Tecvid, 318, 327, 336, 343-344) Bu üç tilavet tarzının dışında bir de caiz olmayan okuma şekli vardır ki buna “hezreme” veya “tahlît” denir. Hadr’dan daha hızlı olan bu okuyuşta, harfler mahrecinden kayar, sıfatlarını kaybeder, harfler ve heceler birbirine karışır. (Çetin, “Tilavet” DİA, 41/157; Pakdil, Ta’lim, 35-36) Sonuç olarak okuyucu, sahih olan bu üç tarzdan herhangi birine göre okuyabilir; hatta bir usûlle okurken diğer okuyuş usûlüne de geçebilir.

Kur’an-ı Kerim’i yavaş veya hızlı okumanın ölçüsü ne olmalıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah kelâmı olan Kur’ân-ı Kerim’e saygı göstermek mü’min olmanın bir gereğidir. Bu itibarla saygısızlık kastıyla Mushaf’a ayakla dokunmak büyük günahlardan kabul edilmiştir. Ancak kollarını kullanamayan bedensel engelli bir kişi, zarurete binaen Kur’ân-ı Kerim’e ayaklarıyla dokunabilir ve sayfalarını değiştirebilir.

Kolu olmayan veya kullanamayan bireylerin Kur’ân-ı Kerim’e ayaklarıyla temas etm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah’ın (c.c.) kelâmı olan Kur’ân-ı Kerîm’i okurken veya dinlerken saygılı olmak gerekir. Bu nedenle edebe riâyet ederek ve saygısızlık olmayacak şekilde ayakta, oturarak, yan üstü yatarak veya uzanarak Kur’ân-ı Kerîm okunmasında ve dinlenmesinde bir sakınca yoktur. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de “Onlar ayakta iken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar” (Âl-i İmrân, 3/191) buyrulmaktadır. Ayrıca Hz. Peygamber’in (s.a.s.) yan üstü uzanmış hâlde Kur'ân okuduğu, Hz. Âişe (r.a.) validemizden rivâyet edilmiştir. (Buhârî, Hayz, 3 [297]; Ebû Dâvûd, Tahâret, 100 [260]; İbn Mâce Tahâret, 120 [634])

Yatarak Kur'ân okuma ve dinlemede sakınca var mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân-ı Kerîm okumak bir ibadet olduğu için orijinal diliyle yazılması ve okunması gerektiğinden gerek tek başına Latin harfleriyle gerekse Arap alfabesinin yanına Latin harfleriyle yazılan Mushafların basım ve yayımı uygun değildir.

Latin harfleriyle yazılan Mushaflar'ın basımı caiz midir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.