İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Görme engellilerin Kabartma yazıyla (Braille Alfabesi) yazılmış Kur’ân-ı Kerim’i okumaları hatim sayılır mı?

Cevap

Kur’ân-ı Kerim, Allah kelâmıdır. Asr-ı Saadetten beri Müslümanlar Kur’ân-ı Kerim’i okumaya, anlamaya ve onunla amel etmeye büyük özen göstermişlerdir. Kur’ân-ı Kerim’in baştan sona bir tertip üzere okunması anlamına gelen “hatim” de bunun bir sonucudur. Nitekim Peygamber Efendimiz de Kur’ân-ı Kerim’i tertip üzere okuyarak hatim indirmeyi Allah’ın en çok sevdiği işlerden biri olarak ifade etmiştir. (Tirmizi, Kıraat, 13 [2948]; Dârimi, Fezâilü’l-Kur’ân, 33 [3476]) Görme engellilerin tilâvet esaslarına riayet etmek kaydıyla kabartma yazı aracılığıyla Kur’an-ı Kerim’i okumaları ve hatmetmeleri mümkündür. Bu şekilde hatim yapan kişilerin Kur’ân tilavetinde uzman olan hocalardan eğitim almaya gayret etmeleri ve okuyuşlarını onlara dinletmeleri hataya düşmemeleri açısından önemlidir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’an-ı Kerim tilaveti, dediğimizde en az kişinin kendi sesini duyacağı şekilde bir okuma olması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu da dilin ve dudakların hareketli hâlde olması anlamına gelmektedir. Okumanın okuma olabilmesi için bu şarttır. Kur'an’ımız ile ilgili ne yapılırsa yapılsın -ona bakmak dahi- ecir kaynağıdır ama hatim olabilmesi için gereken şarta uyulması gerekmektedir.

Hocam göz ile takip edilerek veya ağız kıpırdatmadan okunan Kur’an-ı Kerim’in ha
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namaz kılabilecek kadar Kur’ân-ı Kerim okumayı öğrenmek her Müslümana farzdır. Bu nedenle bütün mü’minler, imkânları dâhilinde Kur'ân’ı usulüne uygun bir şekilde okumaya ve ezberlemeye büyük gayret göstermelidir. Dinimizde sorumluluk ve yükümlülük, kişinin gücüne göre takdir edildiği için (el-Bakara, 2/286) Kur'ân’ı öğrenme ve ezberleme noktasında işitme engellinin sorumluluğu, kendi imkânı ölçüsündedir. Dolayısıyla işitme engellilerin, namazda iftitâh tekbirini ve kıraati içlerinden okumaları yeterli olup dillerini hareket ettirmeleri gerekmez. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/69; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/481)

İşitme engellilerin Kuran-ı Kerim’i öğrenme konusundaki sorumluluğu nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Bir kere şunu bilmeliyiz ki: Kur'an OKURKEN ZORLANIYOR OLMAK DAHA ÇOK SEVAP KAZANMAK DEMEKTİR. Normal okuyan bir saatte mesela yirmi sayfa okuyor da zorlanarak okuyan bir saatte bir sayfa okuyabiliyorsa bu kat kat sevap kazanması anlamına gelmektedir. Bu nedenle okumakta zorlanan biri çok okuyamıyor diye üzülmemelidir. Mesele sevap kazanmak meselesi ise böyle bakmalıyız. Yine de dinlemek de ibadettir biiznillah. Allah Teâlâ Kur'an okuyan, onunla amel eden, onun ahlakı ile ahlâklanan kullar olmayı hepimize müyesser kılsın.

Selamünaleyküm. Görme engelli bir insan Kur'an okumakta çok zorlanıyorsa, ne olu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namaz kılabilecek kadar Kur’ân-ı Kerim okumayı öğrenmek, her Müslümana farzdır. Bu nedenle bütün mü’minler, imkânları dâhilinde Kur'ân’ı usulüne uygun bir şekilde okumaya ve ezberlemeye büyük gayret göstermektedir. Dinimizde sorumluluk ve yükümlülük, kişinin gücüne göre takdir edildiği için Kur'ân’ı öğrenme ve ezberleme noktasında görme engellinin sorumluluğu, kendi imkânı ölçüsündedir. Bununla birlikte tarihten günümüze hayatını Kur'ân’a adayan hafızların varlığı düşünüldüğünde, görme engellilerin namaz kılacak kadar Kur'ân’ı öğrenme hususunda elinden gelen gayreti göstermesinin zorunlu olduğu açıktır.

Görme engellilerin Kur’ân-ı Kerim’i öğrenme konusundaki sorumluluğu nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

HATİM kavramı, Kur'an’ımızı baştan sona ezber veya bakarak okuyup bitirme anlamında kullanılmaktadır. Bahsettiğiniz bilgi doğrudur; bu ümmetin selefi içinde günlük, haftalık hatim yapanlar pek çoktur. En azından pek çok bilgi bize kadar ulaşmıştır. Kur'an okumanın başka hiçbir okuma ile kıyas edilemeyecek kadar büyük bir sevap kaynağı olduğunu düşünürsek bu okumanın bir yarışa dönüşmesinde de hayret edilecek bir durum göremeyiz. Allah Teâlâ’dan kitabını okuyan, onunla amel eden ve onu bir sonraki nesillere taşımaya gayret eden kullarından olmayı bize nasip etmesini dileriz. Size şu bilgileri özetleyebilirim: Kur'an-ı Kerim’i okumanın bir kuralı ve edepleri olduğunu bilmemiz gerekiyor. Okumuş olmak değil gereği gibi okumuş olmak okumaktır. Daha doğrusu o tür okuyuş sevap kaynağıdır. Başta tecvid ve talim şarttır. Diğer edepleri de ihmal edilmemelidir. Kur'an’ımızı, bölümlere ayırıp hergün veya her hafta o bölümlemeye göre okuma tarzı Nebi aleyhisselam zamanından beri vardır. Bugünkü cüzlere bölünmüş şekil için de örneği o zamanlardan var olan bir şekil diyebiliriz. Her mü'minin Kur'an okuma süresi, zamanı kendine göre belirlenebilir. Farz olan zaman ve yer yoktur. Yeter ki Kur'an okunmuş olsun. Ağır bir işte çalışan ile emekli olanın okumasını aynı zamanlamaya ve seviyeye getirmek mümkün de değildir gerekli de olmaz. En iyi okuma tarzı için şunu söyleyebiliriz: İstikrarlı, özellikle farz ibadetleri ve insani görevleri ihmal ettirmeyen, edeplerine uygun, haz alarak gerçekleştirilen okuma en iyi okumadır. Selefimizin Kur'an okumasında üç gaye güttüğü söylenebilir: Okumak, düşünmek ve öğrenmek. Bizim için de böyle bir amaç belirlenebilir. Bir aya bölünmüş hatim tavsiye edilir hatimdir. Bunun iki olması da kişinin özel durumuna göre mümkündür. Bir haftaya da indirilebilir. Üç güne de alınabilir. Bir haftayı düşen okumanın sevabı için bir şey söylenemez ama etkisi ve istikrar temini tenkit edilebilir. En güzeli zamanlamadan önce etkilenmeye ve amele bakılmasıdır. Allah Teâlâ Kur'an ehli olmayı hepimize müyesser kılsın.

Hocam Kur'an-ı Kerim’i ne kadar sürede hatim etmeliyiz? Bazı bilgiler geliyor bi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân-ı Kerîm, Allah katından hem lafız hem de mana olarak indirilmiş olan ilahi kelâmın adıdır. Bu itibarla Arapça olarak indirilmiş olan Kur’ân’ın (Yûsuf, 12/2; Tâhâ, 20/113) manasını aktarmak üzere herhangi bir dilde yazılmış olan hiçbir meal, bizatihi Kur’ân hükmünde değildir. Çünkü tilaveti de ibadet olan, Kur’ân-ı Kerîm’in bizatihi kendisidir. Bu doğrultuda hatim, Kur’ân’ın mealinden okunması değil, Kur’ân’ın tamamının, Arapça metni üzerinden Fâtiha sûresinden başlanarak Nâs sûresine kadar okunmasıdır. Dolayısıyla Kur’ân-ı Kerîm’in meal ve tefsirlerinin okunması suretiyle hatim yapılmış olmaz. Bununla birlikte bir Müslüman’ın, Yüce Allah’ın öğütleri ve buyruklarını öğrenmek maksadıyla Kur’ân-ı Kerîm’in mealini ve tefsirlerini okuması, Kur’ân’ın inzal sebebine muvafık (en-Nisâ, 4/82; Muhammed, 47/24) ve sevaba vesile olacak bir durumdur. Bu vesileyle Kur’ân’ın hem Arapça lafzını hem de manasını aktaran meal ve tefsir türü eserleri okumaya gayret etmek de önemlidir.

Meal okumak hatim yerine geçer mi?

KUR'AN'IN KIRAATI konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah kelâmı olan Kur’ân-ı Kerim’e saygı göstermek mü’min olmanın bir gereğidir. Bu itibarla saygısızlık kastıyla Mushaf’a ayakla dokunmak büyük günahlardan kabul edilmiştir. Ancak kollarını kullanamayan bedensel engelli bir kişi, zarurete binaen Kur’ân-ı Kerim’e ayaklarıyla dokunabilir ve sayfalarını değiştirebilir.

Kolu olmayan veya kullanamayan bireylerin Kur’ân-ı Kerim’e ayaklarıyla temas etm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân-ı Kerîm’in tilâveti başlı başına bir ibadettir. Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’in tertîl üzere okunmasını istemiştir. (el-Furkân, 25/32; el-Müzzemmil, 73/4) Tertîl ise Kur’ân’ı, anlamını düşünerek, yavaş yavaş, harflerin mahreçlerine ve tecvid kurallarına dikkat ederek okumak anlamına gelir. Bu bağlamda Kırâat âlimleri Kur’ân-ı Kerîm’in, tilavetteki hız bakımından üç şekilde okunabileceğini ifade etmişlerdir. Okuyuştaki hızı ilgilendiren bu üç şekil ve özellikleri şunlardır: a) Tahkîk: Kur’ân tilâvetinde her harfin hakkını vermek, medleri gereği kadar (mertebelerine uygun bir şekilde) uzatmak, tutulması gereken yerleri tutarak; hareke, ihfâ, iklâb, ğunne vb. tecvid kurallarına riâyet ederek Kur’ân’ı okumaktır. Kıraatın en yavaş icra edildiği okuyuş şekli olan bu tarzda; medd-i tabiî bir elif, medd-i lîn üç elif, diğer medler ise dört elif uzatılarak okunur. Namazlardan sonra okunan aşr-ı şerifler genellikle bu usûlle okunur. b) Hadr: Kur’ân-ı Kerîm’i tecvid kurallarına uymak şartıyla en hızlı okuyuştur. Bu okuyuşta; medd-i tabiî, medd-i munfasıl, medd-i ârız ve medd-i lîn bir elif (medd-i lînde sükûnü lâzım olan yerler iki elif), medd-i muttasıl iki elif ve medd-i lâzım iki-üç elif uzatılarak okunur. Teravih namazlarında genellikle bu usûl uygulanır. c) Tedvîr: Bu usûl, tahkîk ile hadr arasında orta yollu bir okuyuş şeklidir. Tedvîr ile okuyuşta; medd-i tabiî bir elif, medd-i lîn iki elif, medd-i muttasıl, medd-i munfasıl, medd-i ârız üç elif; medd-i lâzım ise dört elif miktarı uzatılarak okunur. (bk. Karaçam, Kur’ân-ı Kerîm’in Faziletleri, 176-178; Gülle, Tecvid, 451-454) Hatim ve mukâbelede genellikle bu usûl uygulanır. Bütün okuyuş usûllerinde ihfa, iklab ve ğunneli idğamlar, bir harfin okunuşundan çok, iki harfin okunuşundan az yani bir elif miktarına yakın tutularak okunur. (bk. Gülle, Tecvid, 318, 327, 336, 343-344) Bu üç tilavet tarzının dışında bir de caiz olmayan okuma şekli vardır ki buna “hezreme” veya “tahlît” denir. Hadr’dan daha hızlı olan bu okuyuşta, harfler mahrecinden kayar, sıfatlarını kaybeder, harfler ve heceler birbirine karışır. (Çetin, “Tilavet” DİA, 41/157; Pakdil, Ta’lim, 35-36) Sonuç olarak okuyucu, sahih olan bu üç tarzdan herhangi birine göre okuyabilir; hatta bir usûlle okurken diğer okuyuş usûlüne de geçebilir.

Kur’an-ı Kerim’i yavaş veya hızlı okumanın ölçüsü ne olmalıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah’ın (c.c.) kelâmı olan Kur’ân-ı Kerîm’i okurken veya dinlerken saygılı olmak gerekir. Bu nedenle edebe riâyet ederek ve saygısızlık olmayacak şekilde ayakta, oturarak, yan üstü yatarak veya uzanarak Kur’ân-ı Kerîm okunmasında ve dinlenmesinde bir sakınca yoktur. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de “Onlar ayakta iken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar” (Âl-i İmrân, 3/191) buyrulmaktadır. Ayrıca Hz. Peygamber’in (s.a.s.) yan üstü uzanmış hâlde Kur'ân okuduğu, Hz. Âişe (r.a.) validemizden rivâyet edilmiştir. (Buhârî, Hayz, 3 [297]; Ebû Dâvûd, Tahâret, 100 [260]; İbn Mâce Tahâret, 120 [634])

Yatarak Kur'ân okuma ve dinlemede sakınca var mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân-ı Kerîm okumak bir ibadet olduğu için orijinal diliyle yazılması ve okunması gerektiğinden gerek tek başına Latin harfleriyle gerekse Arap alfabesinin yanına Latin harfleriyle yazılan Mushafların basım ve yayımı uygun değildir.

Latin harfleriyle yazılan Mushaflar'ın basımı caiz midir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.