Fetva Meclisi
Soru
Hocam benimle görüşmek istemeyen bir akrabam var. Bu durumda ona karşı nasıl bir tutum sergilemeliyim? İmkânlarımı zorlayarak onunla bağlantı kurmaya çalışmam doğru olur mu? Ayrıca babaannem, annemi istemediği için torunları olarak bizim evine gitmemizi de istemiyor. Bu durumda zorla evine gitmeli veya onu aramalı mıyım? Ne yapmam gerektiği konusunda kararsızım.
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir durumda mesafe koyabiliriz, düzey belirleyebiliriz, konu sınırlaması getirebiliriz. Sınırsız küsme, ilgilenmeme ve selamlaşmama yapamayız.
Bildiğim şudur ki, böyle bir durum ancak soğutularak düzeltilebilir. Bunu bir yıl gerekiyorsa unutmasını sağlayın. Üzerine gittikçe inatlaştırırsınız.
Bir sıkıntıya sıkıntı ile karşılık vermek yanlış olur. Zaman geçtikçe daha rahat olacaksınız. Babanızı hatası ile baş başa bırakın. Siz kendi hayatınızı sürdürmeye çalışın. Babanız için de dua edin, erkenden ıslah olsun. Genel uygulamanız böyle olsun.
Kızım, madem annene izah edemeyeceksin, onun da susabileceği hafif orta bir tercih yapabilirsin. En ehven olanı seçebilirsin. Böylece sorun da yaşamazsın. İmanın ve iffetin açısından açık bir tehlike gördüğün an terk edersin bulunduğun yeri.
Siz kendinizi babanıza veya annenize göre organize etmeyin. Onlara karşı iyi bir evlat olmanın gerekenlerini yapın, gerisini de onların sorunu olarak onlara bırakın. Düzeltemeyeceğiniz bir hatayı kendinize dert etmeyin.
Eşinizin sizin paranızı kime borç verdiğinize dinen karışma yetkisi yok. Ama yuvanızı beraber yürüttüğünüz için istişareli hareket etmeniz daha doğru olur. Bu konuda orta yolu bulmak için eşinizle ve çevrenizdeki yaşını almış olgun hanımlarla değerlendirme yapmanız gerekir. Anne ve babanızı da üzmeyecek bir çözüm yolu üretin.
akraba ilişkileri konusundaki diğer fetvalar
Eşin ile yeğenleri arasındaki bağ, sınırları belli aile muhabbeti çerçevesinde kalıyorsa, yaş yakınlığı tek başına haram veya sakıncalı bir durum doğurmaz. Ancak konuşmalarda edep çizgisi gevşiyor, karşılıklı şakalaşmalar ve aşırı samimiyet oluşuyorsa bu, fitneye kapı aralayabilir. Böyle bir durumda tedbirli yaklaşmanız doğru olur. Dolayısıyla nezaketle, eşinizi kırmadan, ama kararlı bir şekilde bu mesafenin korunmasını isteyebilirsiniz. Bunu kırmadan, eşinizi baskı altında hissettirmeden ve sizi anlamasını sağlayarak yapmalısınız. Aile bağını koparmadan, sınırları net tutmak en güvenli yoldur. Yalnız “laubali” dediğin şey aslında normal bir genç akraba muhabbeti ise ve rahatsızlığınız biraz evhamdan kaynaklanıyorsa, bu konuda eşinize güvensizlik göstermemek ve gönül huzurunu bozacak kadar büyütmemek gerekir. Ölçü; edep, mesafe ve karşılıklı güveni korumaktır.
Önce böyle karmaşık ve çekilmez gibi bakmamanızı tavsiye ederim size. Bu hayattır. Herkes için öyle veya böyle benzer sıkıntı olabilir. Ürkerek bakarsanız ezilirsiniz. Rahat olur. İyi bir sıralama ve planlama ile Allah’ın izni ile en iyisini yapabilirsiniz. Size tavsiyemiz şudur: Eşinizi ilk sıraya koyun, hakkını verin. Çocuklarınızı ikinci sıraya koyun, haklarını verin. Kendi anne babanızı üçüncü sıraya koyun, haklarını verin. Eşinizin anne babasını dördüncü sıraya koyun, haklarını verin. Daha sonra kendi yakınlarınız, sırasına göre eşinizin yakınlarını dikkate alın. Sonra da diğer mü'min kardeşlerinizle içi içe olmaya bakın. Bundan sonrası da bütün insanlar… Bu planlama ile yaşayın. Sabırlı olun. Kimsenin hakkını kimseye yedirmeyin. Çok yoğun olur, bitiremem zannetmeyin. Planlı ve ölçülü giderseniz kalabalıklar sizi yormaz. Allah yardımcınız olsun.
Birinci dereceden akraba ile ilişkiyi kesmek büyük günahtır. Buradaki ilişkiyi kesmek selam vermemek, hastalığı ile ilgilenmemek, insanî ilişkileri yok saymak düzeyindeki tavır içindir. Mesafe koymak, seviyeli ilişki sürdürmek ilişki kesmek değildir. Ve bu sadece birinci derecedeki akrabalar içindir.
Bağlantıyı kesmeyin; mümin olmadığını anladığınıza, o seviyede, hata ettiğini anladığınıza da onun seviyesinde muamele edin.
Sılayırahim, dini değerlerimizdendir. Namaz gibi o da Allah'ın emirlerindendir. Şu kadar ki, şahsiyetimizi eritecek, bizi zorluklara itecek bir ilişki de mecburi değildir. Akrabalığımızın kıymetini bilmeyen, bizi kulluğumuzda sıkıntılı duruma düşüren şahsiyetlere karşı ise seviyeli bir tavır göstermemizde sakınca yoktur. Zira sılayırahim, zoraki sevmek, haftada bir ziyarete gitmek değildir. Sılayırahim, bağın kopmaması için asgari gerekleri yapmaktır. Selamı kesmeyin. Hastalıkla ve cenaze ile ilgilenin. Menfi konuşmalar yapmayın. Gıybet etmeyin, ettirmeyin. Gerginliği zamana yayarak azaltın... Bunlar yeter. Bunlardan sonra da belli bir seviyede mesafeli davranmanız hakkınızdır. Durumun düzeldiğini hissettiğinizde siz de mesafeyi yeniden ayarlarsınız.
Evet, böyle bir sıkıntı vardır. Bu sıkıntı bu zamanın en önemli meseleleri arasındadır. Ne yazık ki, din hakkında iyi durumda olduklarını zannedenler arasında bile bu gevşeklik izlenebilmektedir. Size tavsiyemiz şudur: a-Bu meseleyi sizin cihadınızın bir parçası olarak görün. Bunu başarmanızın sizin için takvaya yaklaşmak olacağını bilin. b-İkinci olarak da kaldıramayacağınız tavırlar ve sözlere girme yerine adım adım iş bitirin. Mesela telefonları yok sayma yerine selam ve gerekli sözlerle yetinen bir dönem yaşayın. Bir araya gelindiğinde hoş geldin diyen ama boş sözler olunca kalkan bir tavır gösterin. Böylece daha kolay geçiş yapacaksınız, zamanla da ikinci ve üçüncü merhaleleri kolaylıkla devreye sokacaksınız. Allah yardımcınız olsun.