Fetva Meclisi
Soru
Akrabalar, komşular, arkadaşlar derken insanlarla nasıl ilişki kuracağımı evli bir hanım olarak karıştırdım, ne yapacağımı kestiremiyorum. Bana çok kısa ama genel ölçüler verebilir misiniz? Önce kim ve ne kadar?
Cevap
Benzer fetvalar
Eşinizin hakkına girdiniz. İnsanlığınızı çiğnediniz. Ahiretinize zarar verdiniz. Şimdi ise büyük ve kesin bir tevbe ile Rabbinize dönün. Aslınıza sarılın. Evinize kapanın. İbadete verin kendinizi. Çocuklarınıza yapışın. İlim meclislerine iştirak edin. Rabbinize yönelin. Bedeninizi ve gözünüzü eşinizin dışındaki herkesten arındırın. Kimseye bu hususu açmayın, açtırmayın. Yıkanıp paklanmaya bakın. Beterin beteri bir akıbete karşı tedbirli olmalısınız. Bir zaman sonra içiniz rahat etmez, kalbiniz seccadede de huzur bulamazsa makul bir yolla ayrılmayı düşünün.
1- Bir kere yaşınız geç kalmışlık yaşı değildir. Tam evlenmesi uygun bir yaştasınız. Geç kalmış ya da sorun halini almış olmak için en az iki-üç yılınız daha var. 2- Gelen tekliflerde öncelikle Peygamber aleyhisselamın tavsiyesine uyup, din ve ahlâk şartını arayın. Ama sadece din demiyorum; din ve ahlâk ikisi de aransın. 3- Din ahlâk şartından sonra kesinlikle fiziki vasıf arayın. Gözünüze hoş gelen, seveceğiniz bir insanla evlenmeniz gerekir. 4- Ekonomik vasıfların hiç birini aramayın. İş, diploma ve benzeri talepleriniz olmasın. 5- Ailevi ilişkilerine önem verin. Anne ve babası ile olan ilişkisi nasıl yürüyor, onu izlemeye çalışın. Allah'tan sonra anne ve babasını görmeyen evlenilmeye değer biri değildir. 6- Bağlı olduğu bir cemaati varsa onu araştırın. Kör bir taklitçi ile evlenilmesi de doğru değildir. 7- Olumlu veya olumsuz cevap için kesinlikle zaman ayırın. Üç gün düşünmeden cevap vermeyin. 8- Son kararınızı İSTİHARE yaparak verin. 9- İtimat ettiğiniz biri ile muhakkak istişare yapın. Tek başınıza karar vermeniz eksik olur. 10- Bir kaç kere başlayıp bozulmaya takılmayın. Onuncu görüşmede bile sonuca ulaşsanız bu normaldir. Allah işinizi kolay etsin.
Bütün zamanlarda ve bütün mekânlarda MÜMİN OLARAK YAŞAYIP ÖLMEK erkek ve kadın her insanın birinci görevidir. Yaşadığımız hayatı ne kadar mümince yaşadığımızı sürekli test etmeye mecburuz. Bu mümince kelimesinin hakkını vermeden yapacağımız işlerin Allah katında bir değeri olmayacaktır. Bu barajdan sonra erkekler ve kadınlara göre, evlilere bekârlara göre, anne olanlara olmayanlara göre, zenginlere fakirlere göre diye bir tasnif yapabiliriz. Neyi ne kadar yapabileceğimizi biz takdir edebiliriz. Allah Teâlâ da zaten bilmektedir. Kabiliyetlerimiz, önümüzdeki fırsatlar, engeller toplanıp bir ortalama bulunarak neler yapabileceğimizi belirleriz. Mümin hanım kardeşlerimiz için şöyle bir planlamayı teklif edebilirim: 1- Bu zaman, herkesin öncelikle kendi imanını ve iffetini koruma zamanıdır. O kadar ki, her mümin erkek ve kadın, “ben de gidersem din gider” demelidir. Gerçekten de durum bu ince çizgiye kadar yanaşmıştır. Allah yardımcımız olsun. Önce imanımız ve iffetimiz, kendimiz. Önce bu. 2- İkinci olarak da kabiliyetlerimizi, fırsatları, yaşadığımız ortamı, aile yapımızı, siyasi konumu ve benzeri özel şartları tespit edip ne yapabileceğimizi belirleriz. Bu belirleme de, biz ve en yakınımızdan itibaren çevremize, şehrimize, ülkemize ve dünyaya doğru olmalıdır. İhmal edilmiş çocukların annelerinin hangi annenin çocuğuna hayrı dokunur acaba? Çocuklarımız, eşlerimiz, akrabalarımız, mahallemiz ve dünyamız... Sıralamaya dikkat edilmelidir. 3- Biz kuluz, kul da acizdir. Takatımız bir "hiç" niteliğindedir. Allah yardım ederse, bereket verirse bir şeyler yapabiliriz. Onun yardımını hak etmek diye bir derdimiz olmalıdır. İhlaslı, Şeriat'a uygun, istişareli işler yapmak gerekiyor. Mum gibi ışık verirken erimeden, güneş gibi enerji yitirmeden aydınlatmak gerekiyor. Kuluz, sabırdan ve duadan başka bir silahımız da yoktur. Hüküm Allah’ındır, bereket onun elindedir. 4- Kadın fitnesinin en hassas boyutu tam anlamı ile bir KADIN EKSİKLİĞİ olarak yansımıştır günümüze. Ortada bir kadın eksikliği vardır ne yazık ki! Buradaki eksiklik, kimilerine göre okumuş kadın, siyasetteki kadın, memur kadın, ticarette ve sanayide istihdam edilen kadındır ama ben onu kastetmiyorum. ANNE KADIN eksikliği vardır. Anaokulları yerine kendileri okullaşmış anneler eksiktir. Bu sözlerden kadınlarımız inciniyorlar ama sabrı tükenmiş, çocuğundan çok arkadaşlarının ne diyeceğine endişelenen anneler, anneliği eksik bırakan kadınlardır. Anne eksikliğinin git gide artacağı da açıktır. Gelecek kuşaklar tam anlamı ile ANNE KADIN eksikliği yaşayacaklardır. Çarşılarda ve farklı arenalarda heba edilen anneler, insanlığın kaybıdır aslında. Aynı zamanda EŞ KADIN da kayıplar arasındadır. Erkekle boş yarışına girmiş kadın, kendini kaybettiği gibi erkeği de uçurumlara itmiştir. Kadın, iki asırdır hakkını ararken avucuna konan hakların yerine şahsiyetini vermiştir. Kadın, çalışan, çalıştırılan, sömürülen olmuştur. Son zamanlarda kadının sırf "siyasete oy kazandırması" uğruna her dediğinin yapılması, en azından bir ilahiyat fakültesine gönderilmesi ve memurluğa tatlandırılması gelecekteki riski kaldırmıyor. Bu hakikati dile getirenler linç ediliyor olabilirler. Yarından daha yakın bir zamanda herkes gerçeği görecektir ama zamanı geçmiş gerçeklerin bir anlamı olmayacaktır. Bu nedenle mümin kadınların en önemli işlerinden biri, kadını mecrasına oturtmak olmalıdır. Allah yardımcımız olsun.
Allah mübarek etsin, bereketli ve huzurlu bir hayatın olsun. Eşin, senin iffetin olacağına göre belli şeylere dikkat etmesi gerekiyor elbette. Çok özet başlıklar olarak şunları tavsiye edebiliriz sana: - Haram yemeyecek, yedirmeyecek. - Evinden ayrılmayacak, senin izin verdiğin yere ve izin verdiğin kadar gidecek. - Mahremi olmayan erkeklerle oturup kalkmayacak. - İbadetlerini yapacak. - Tesettürlü olacak. - Çocuk doğurmayı yani anne olmayı asıl görevi bilecek. - Yatak odasını sorun etmeyecek. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm.Hanım kardeşim. Yirmi beş yaşı evlilik için son sınırdır diye bir kural mı var? Gereksiz yere sıkıntı etmeyin. Kim bilir sizi ne güzel bir yuva bekliyor; siz de gereksiz yere acele ediyorsunuz.İnsan evleneceği zaman erkek olsun kadın olsun, uzun bir şartlar listesi hazırlar kafasında. Bu şartların çoğu zamanla erir gider. Siz de aynısını yapacaksınız. İbadet şartından asla vaz geçmeyin ama tahsil çok da önemli değil. Ahlâklı bir okumamış, ahlâk yoksunu bir diplomalıdan daha değerlidir. Endişe etmeyin, her şey kaderle yürüyor. Siz araştırmanızı yapın,gelen tekliflerle ilgilenin. Üzerinize düşeni yaptıktan sonra gerisini Allah Teâlâ halledecektir.
Allah size sabırlar versin. Müslüman ahlakınızla davranmaya devam edin. Böyle yaptıkça hem dünyada hem de ahirette kazanan siz olacaksınız. Onlar vebale girecek ve siz bunun karşılığını Allah'tan muhakkak alacaksınız. Duymayın o sözleri. Eşinizle mutlu olmaya bakın. Daha çok dua edin. Allah'tan afiyet isteyin. Dünya böyledir. Sabreden kazanır. Kur'an ile meşguliyetinizi artırın. Çokça okuyun. Okuyamadığınız zaman dinleyin. Çocuklarınız varsa onlarla daha fazla vakit geçirin. Tıkandığınız yerde eşinizle beraber bir büyükten nasihat isteyin. Allah sizleri fitnelerden korusun.
akraba ilişkileri konusundaki diğer fetvalar
Eşin ile yeğenleri arasındaki bağ, sınırları belli aile muhabbeti çerçevesinde kalıyorsa, yaş yakınlığı tek başına haram veya sakıncalı bir durum doğurmaz. Ancak konuşmalarda edep çizgisi gevşiyor, karşılıklı şakalaşmalar ve aşırı samimiyet oluşuyorsa bu, fitneye kapı aralayabilir. Böyle bir durumda tedbirli yaklaşmanız doğru olur. Dolayısıyla nezaketle, eşinizi kırmadan, ama kararlı bir şekilde bu mesafenin korunmasını isteyebilirsiniz. Bunu kırmadan, eşinizi baskı altında hissettirmeden ve sizi anlamasını sağlayarak yapmalısınız. Aile bağını koparmadan, sınırları net tutmak en güvenli yoldur. Yalnız “laubali” dediğin şey aslında normal bir genç akraba muhabbeti ise ve rahatsızlığınız biraz evhamdan kaynaklanıyorsa, bu konuda eşinize güvensizlik göstermemek ve gönül huzurunu bozacak kadar büyütmemek gerekir. Ölçü; edep, mesafe ve karşılıklı güveni korumaktır.
Ortalığın biraz daha düzelmesi için bekleyin. Hava biraz yumuşayınca ziyaret edersiniz. Bağı koparmayın, esnetin.
Birinci dereceden akraba ile ilişkiyi kesmek büyük günahtır. Buradaki ilişkiyi kesmek selam vermemek, hastalığı ile ilgilenmemek, insanî ilişkileri yok saymak düzeyindeki tavır içindir. Mesafe koymak, seviyeli ilişki sürdürmek ilişki kesmek değildir. Ve bu sadece birinci derecedeki akrabalar içindir.
Bağlantıyı kesmeyin; mümin olmadığını anladığınıza, o seviyede, hata ettiğini anladığınıza da onun seviyesinde muamele edin.
Sılayırahim, dini değerlerimizdendir. Namaz gibi o da Allah'ın emirlerindendir. Şu kadar ki, şahsiyetimizi eritecek, bizi zorluklara itecek bir ilişki de mecburi değildir. Akrabalığımızın kıymetini bilmeyen, bizi kulluğumuzda sıkıntılı duruma düşüren şahsiyetlere karşı ise seviyeli bir tavır göstermemizde sakınca yoktur. Zira sılayırahim, zoraki sevmek, haftada bir ziyarete gitmek değildir. Sılayırahim, bağın kopmaması için asgari gerekleri yapmaktır. Selamı kesmeyin. Hastalıkla ve cenaze ile ilgilenin. Menfi konuşmalar yapmayın. Gıybet etmeyin, ettirmeyin. Gerginliği zamana yayarak azaltın... Bunlar yeter. Bunlardan sonra da belli bir seviyede mesafeli davranmanız hakkınızdır. Durumun düzeldiğini hissettiğinizde siz de mesafeyi yeniden ayarlarsınız.
Evet, böyle bir sıkıntı vardır. Bu sıkıntı bu zamanın en önemli meseleleri arasındadır. Ne yazık ki, din hakkında iyi durumda olduklarını zannedenler arasında bile bu gevşeklik izlenebilmektedir. Size tavsiyemiz şudur: a-Bu meseleyi sizin cihadınızın bir parçası olarak görün. Bunu başarmanızın sizin için takvaya yaklaşmak olacağını bilin. b-İkinci olarak da kaldıramayacağınız tavırlar ve sözlere girme yerine adım adım iş bitirin. Mesela telefonları yok sayma yerine selam ve gerekli sözlerle yetinen bir dönem yaşayın. Bir araya gelindiğinde hoş geldin diyen ama boş sözler olunca kalkan bir tavır gösterin. Böylece daha kolay geçiş yapacaksınız, zamanla da ikinci ve üçüncü merhaleleri kolaylıkla devreye sokacaksınız. Allah yardımcınız olsun.