Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Hac ve Umre Niyetiyle Mekke’de Bulunup Mîkât Dışında Kalan Tâif Gibi Yakın Bir Yere Gidenlerin, Harem’e Dönerken Tekrar İhrama Girmeleri Gerekir Mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Hanefî mezhebine göre ne maksatla olursa olsun, Şâfiî mezhebine göre ise hac veya umre yapmak amacıyla Harem bölgesine girmek isteyen kişinin, mikât yerinden ihramlı geçmesi gerekir. Hac veya umreye giderken sebebi ne olursa olsun ihrama girmeksizin mikât sınırından geçen kişi, henüz hac veya umre vazifelerinden birine başlamadan önce geri dönüp âfâkîler için olan bir mikât mahallinden ihrama girerek tekrar içeri girerse bir ceza gerekmez. Geri dönmezse bulunduğu yerden ihrama girer ve bu davranışı sebebiyle ceza olarak bir dem; küçükbaş hayvan kurban eder. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/164-165; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/10-15) Âdetli veya lohusa olmak, ihrama girmeye engel değildir. Dolayısıyla bu hâlde olan bir kadının mikât sınırlarını geçmeden, ihram namazı kılmaksızın niyet ve telbiye getirmek suretiyle ihrama girmesi gerekir. Âdetli bir kadın, tavaf dışındaki bütün hac vazifelerinde diğer hacıların bağlı olduğu hükümlere tâbidir. (Buhârî, Hayız, 1 [294]; Müslim, Hac, 119-120 [1211])
Hanefî mezhebine göre ne maksatla olursa olsun, Şâfiî mezhebine göre ise hac veya umre yapmak amacıyla Harem bölgesine girmek isteyen kişinin, mikâttan ihramlı geçmesi gerekir. Hac veya umreye giderken sebebi ne olursa olsun ihrama girmeksizin mikât sınırından geçen kişi, henüz hac menâsikinden birine başlamadan önce geri dönüp âfâkîler için olan bir mikât mahallinden ihrama girerek tekrar içeri girerse bir ceza gerekmez. Geri dönmezse Hanefîlere göre bulunduğu yerden ihrama girer ve bir koyun veya keçi kurban eder. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/164-165; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/10-14) Buna “ceza hedyi” denir. Bu tür kurbanlar, Harem sınırları içinde kesilmek kaydıyla kurban bayramı günlerinde kesilebileceği gibi diğer günlerde de kesilebilir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/181; Nevevî, el-Mecmû‘, 7/499)
Mekke’ye ihramsız girilmez. Girenin geri çıkıp tekrar ihramla girmesi gerekir. Yapmazsa ceza olarak kurban keser. Mikat sınırları dışında olanlar veya mikattan iç kısımlarda bulunanlar bulundukları yerden ihrama girerler. Mekke’de bulunan ise umre ihramı için Harem bölgesi dışına mesela Ten’im’e çıkar, oradan ihrama girer. Mekke’ye kâfirlerin girmemesi ile ilgili hüküm Medine Harem’i için geçerli değildir. Oraya yerleşmelerine izin verilmese de geçici girişlerine mani yoktur. Kudüs için de hüküm böyledir. Evet, Medine’nin de bir harem bölgesi vardır.
Mekke’ye ihramlı girmelerine izin verilmeyen şoför vb. kimselerin, mikât mahallinde elbiselerini çıkarmadan hac veya umre yapmak amacıyla niyet edip telbiye getirerek Harem bölgesine girmeleri durumunda ihram yasağı işlediklerinin farkında olarak bir an önce elbiselerini çıkarıp ihram örtülerine bürünmeleri gerekir. Ancak niyet ve telbiye ile ihrama girdikten sonra bir gündüz veya gece elbiseli olarak kalmışlarsa Hanefî mezhebine göre ceza olarak dem (koyun veya keçi kesmek), bundan daha az bir süre kalmışlarsa bir fitre miktarı sadaka vermeleri gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/161) Şâfiî mezhebine göre ise cezanın gerekmesi için belirli bir sürenin geçmesi şart olmayıp bu durumdaki kişi ceza olarak bir dem, üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini yerine getirir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/383; Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 3/358)
İhram, Mekke’ye girip umre veya hac ibadetinin gereklerini yerine getirmeye niyet etme durumudur. Bunu (erkekler) üzerindeki kıyafetlerin tamamını çıkarıp iki bez parçası ile tesettür yaparak da dış görünüşe yansıtırlar. İhrama şartlarına uygun olarak niyetlenen birisi asla hac veya umresini bitirmeden ihramdan çıkamaz. Çıktım zannederek rahat etmesi durumunda ise ihramlıya yasak olan her şey onun için devam eder. Ülkesine geri dönmüş olsa bile durum böyledir. Şu bilinmelidir ki: İhram, ona niyet edenin üstündeki o iki bez parçasının adı değildir. Onların çıkarılması ile ihramdan çıkılmış olmaz… Bir düşman saldırısı veya o anlama gelecek engel ortaya çıkarsa ihramlı bir kurban keserek ihramından çıkabilir. Hanefi fukahasına göre hastalık ve harçlığını yitirmek gibi bir durum oluşursa da a şıkkındaki gibi hareket eder. Bunun dışında ihrama girerken “olmazsa çıkarım ihramdan” demiş olsa veya olmasa hiçbir türlü ihram terk edilemez. Edilirse ihram yasaklarının her biri için bir ceza ödemesi gerekir. Zaman ne kadar geçerse geçsin bu hüküm değişmez.
Siz, Mikat dâhilinde bulunuyorsanız yani hacıların ihramsız geçmeleri yasak olan sınırın içinde iseniz Mekkeli durumdasınız. Sizin için ihram mecburiyeti yoktur. Mikat sınırları dışında ikamet ediyorsanız takvaya uygun olan ve Hanefi mezhebinin görüşüne bağlı kalacak için gereken ihramlı olarak Mekke'ye girmektir. Ulemanın belli bir bölümü ise bunu şart koşmamıştır. Bilhassa çevre yolundan Taif'a giderken ihrama girip umre yapmanız bu içtihada göre gerekmeyebilir. Allah Teâlâ yardımcınız olsun, mübarek yerlerin kıymetini bilmeyi size ve hepimize müyesser kılsın.
HAC ve UMRE konusundaki diğer fetvalar
Hac veya umre ihramına girmek için gusül abdesti almak sünnettir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/480; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/233) İhramlı kimsenin ihramlı bulunduğu sürece gusül abdesti almasında bir sakınca yoktur. (Şâfiî, el-Ümm, 2/158-159; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/274) İhramdan çıkmak için ise gusül abdesti almak gerekmez. Ancak kişi, ihramdan çıktıktan sonra ter, kötü koku vb. insanı rahatsız edici durumlardan dolayı gusül abdesti veya duş alabilir.
Bir kimse, nâfile tavafa başlarken bu tavafı başkası adına yapmaya niyet edebilir. Ancak kişinin kendi adına nâfile tavaf yaparak sevabını dilediği kimselere bağışlaması, âlimler tarafından daha uygun görülmüştür. (bk. İbn Nüceym, el-Bahr, 3/63-64; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/595-596)
İhramlı olmamak kaydıyla veya âdet hâli dışında eşlerin Mekke ve Medine’de cinsel ilişkide bulunmalarında dinen bir sakınca yoktur. Bununla birlikte hac için ihrama giren kişinin, birinci tahallül (saç tıraşı olup ihramdan çıkma) gerçekleşse de farz olan tavaf (ziyaret tavafı) yapılana kadar devam eden cinsel ilişki yasağına riayet etmesi gerekir. Aksi takdirde ceza olarak bir dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/ 553)
Din İşleri Yüksek Kurulu, 28.02.2024 tarihinde Kurul Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman HAÇKALI başkanlığında toplandı. Hac’da Sıkça Sorulan Sorularla ilgili hazırlanan ve gündem ekinde sunulan fetvalar görüşüldü. Yapılan müzakereler neticesinde, “Hac için ihrama girdikten sonra henüz birinci tahallül gerçekleşmeden mazeretsiz olarak bir gündüz veya gece süresince elbise giyen kişiye ne gerekir?” başlıklı sorunun ve cevabının aşağıdaki şekilde değiştirilmesine oy birliğiyle karar verildi: Hac için ihrama girdikten sonra henüz birinci tahallül gerçekleşmeden elbise giyen kimseye ne gerekir? Hac için ihrama girdikten sonra henüz birinci tahallül gerçekleşmeden bir gündüz veya gece süresince elbise giyen kimse, öncelikle elbiselerini çıkarıp ihram örtülerine bürünmelidir. İhramlıyken elbise giydiği için de ceza ödemesi gerekir. Hanefî mezhebine göre bir gündüz veya gece süresince hastalık vb. özür olmaksızın elbise giyen kimseye ceza olarak dem (koyun veya keçi kesmek); daha az bir süre giyen kişiye ise sadaka gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/488) Şâfiî ve Mâlikî mezhebine göre ise bu durumdaki kimse, süreye bakılmaksızın ceza olarak bir dem, üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih edebilir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/383; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/429-430)
Tavaf, İslâm âlimlerinin tamamına göre umrenin farzıdır. Dolayısıyla tavaf terk edilirse umre bâtıl olur ve yeniden yapılması gerekir. Sa‘y ise Hanefî mezhebine göre umrenin vâcibidir. Kişinin iradesi dışında gerçekleşen bir özür olmaksızın sa‘y terkedilirse -umre geçerli olmakla birlikte- dem gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/227; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/544) Şâfiî ve Mâlikî mezheplerine göre ise sa‘y, umrenin rüknü olduğundan umrenin tamamlanması için tavafla birlikte sa‘yin de mutlaka yapılması gerekir. (Nevevî, Ravza, 3/119; Büceyrimî, Tuhfe; 2/460; Hattâb, Mevâhib, 3/13)
Hac, belli zaman ve mekânlarda haccetme niyeti ile edâ edilmesi gereken farz bir ibadettir. Hac ibadetinin geçerli olabilmesi için kendisine mahsus şart ve rükünlerin yerine getirilmesi gerekir. Umre ve tavaf yaparak bu şart ve rükünler yerine getirilmiş olmaz. Bu itibarla sayısı ne kadar çok olursa olsun yapılacak umre ve nâfile tavaflar, hac ibadeti yerine geçmez.