Fetva Meclisi
Soru
Bir hadisi şerifte “kayın ölümdür” ifadesi yer alıyordu. Burada anlatılmak istenen nedir? Ailemden, “eşinin kardeşi senin de kardeşindir” olarak öğrendiğim için ben de kayınbiraderime kardeşim gözüyle bakıyorum. Ama bu hadisten sonra nasıl davranmam gerektiği konusunu tam olarak öğrenmek istiyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Bu hadis Tirmizi'nin rivayet ettiği bir hadistir. Hadisi siz aslından farklı olarak aktarmışsınız, netice olarak aynı anlamda bir hadisten söz ediyoruz. Hadis ilmi açısından bu hadis, hadisliği tartışılabilecek durumdadır ancak başka hadisler ele alındığında bu anlamın, anlam olarak doğru olduğu görülmektedir. Bize verdiği ders ise şudur: İnsanın bir başka insanın ayıbını, kendisini öne çıkarmak ve kibirlenmek anlamında ayıplaması kulluk mantığı içinde hatadır. Bu hatanın cezası da benzeri bir hatayı işlemekle cezalandırılmaktır.
Hayatımız sadece süngerle sürebilir mi? Kimi zaman da çelik gerekiyor değil mi? Dinimiz ve akıbetimizle alakalı bir hususta gevşek veya yumuşak olsak mı idi, ne dersiniz? Şahsi işlerimizde bu bir yanlış olur ama dinimiz hakkında sertlik veya yumuşaklık hakkımız yoktur. Böyle iman ediyorum, böyle ölmeyi Rabbimden istiyorum. Elbette üslup açısından daha iyisi olabilirdi denecek hatalarımız vardır. Allah mağfiret buyursun, beşeriz. İnşaallah, hatamız vardır ama kastımız yoktur. Dua ediniz.
Siz ve eşiniz var kabul edin. Aileniz olarak gerisini yokmuşlar gibi kabul edip yaşamaya alışın. Dertsizlik cennettedir, burası dert diyarıdır. Bırakın dertleriniz olsun ama siz dik olun, sağlam durun. 'Eşiniz ve siz', bunu unutmayın! Gerisine yüzeysel olarak hatasız bir yakınlık gösterin, onları hayatınızın ortağı yapmayın. Seviyeli ve açık vermeyen bir mesafe koyabilirsiniz aranıza. Onlarla ilgilenmeyecek kadar vaktinizi iyi işlerle doldurun. Kendinize ve ahiretinize yatırım yapın. Allah yardımcınız olsun.
Maalesef bu asırda iki büyük imtihanın altında eziliyoruz, kaybetme riskimiz çok büyüktür. Bunların biri faiz imtihanı, diğeri de fuhuş ve ona zemin hazırlayan ortamların imtihanıdır. Evinizdeki durum ne yazık ki çok yaygındır. Elbette babanızın dinen ona mani olma hakkı vardır. Bu hak yüzde yüzdür. Ancak, kardeşinizi o yolun başına sevk ederken de aileniz sonunu düşünmeli idi. Bu durumda yapılacak iş şudur: Eğer kardeşinizin isyanı ve daha berbat bir duruma düşmesi diye bir endişe varsa izin verilmesi gerekir. Çünkü biz, iki tehlikeden daha az zararlı olanını tercihle mükellefiz. Anne babanız çok dua etsinler. Sakın beddua etmesinler. Sabrederek sonunun hayır olmasını dilesinler.
'Allah gibi' ifadesi söz götürür. Onun yerine 'Allah'ın lütfu ile' dersek sorun kalmaz.
Hayır, maddi tarafımızın bizi zorlaması insan olarak yaratılışımızda var olan bir sorundur. Biz bu yönümüze ezilmeden imanla yaşayıp ölmek yani manevi tarafımızı güçlü tutmak için çabalarız. İnsan kadar eski bir sorunu söz ediyoruz. Ya da insanın var olduğundan beri sınavı olan bir şeyi söz ediyoruz. Bu yaşadığımız çağ ise zaten var olan sınavımıza hız kattı. Bilhassa batı kültürü maddeyi her şey gören anlayışı ayağa kaldırdı ve dik tutuyor. İnsanlar da imanları oranında bu mücadelede kazanıyor veya kaybediyorlar. Çılgınca tüketen toplum görüntüsü bunun sonucudur. Enerjiyi, gıdayı hatta insanı, her şeyi tüketen, tükettikçe mutlu olan toplum ahireti unutan, hayatı sadece maddi değerler üzerinden ölçüp yaşayabilen yönümüzü temsil etmektedir. Bunun sonucu olarak insan asıl yaratılış gayesini ve insan olduğunu unuttu. İyi bir inceleme yapıldığında ardı ardına gelen savaşlar da bu anlayışın sonucudur. İnsan hastalığın, geçim sıkıntısının, yaşlanıp ölmeinin olmadığı bir hayat istemektedir. Bütün yatırımlarını da bu eksende yürütmektedir. Müslümanlar olarak biz bu kayma ve erimenin muafları değiliz. Bizde de belli bir erime ve çökme ne yazık ki oluyor. Belki kökten bir çözümden söz edilemez ama bireysel kurtuluş yani maddenin cazibesi altında erimeden Müslümanca yaşamanın gerçekleşmesi için şunlara dikkat edilebilir: Dünya gerçeğini, onu yaratanın anlattığı gibi anlamaya çalışmak, faniliğini kabul etmek, İnsanın aciz ve ölüme mahkum bir varlık olduğunu bilerek yaşamak, Hayatı iyi bir denge üzerinden yaşamak yani dünyadan da nasibini unutmadan ahiret için çalışmak, İnsan gerçeğini, insandan oluşan toplumun ilk nesillerden beri böyle olduğunu, dünya ve dünyalık cazibesine kapılmakta çok gevşek olduğunu bilmek, Peygamberler başta olmak üzere salihlerin hayatlarından dersler çıkarmayı becerebilmek yapmamız gereken ve aslında yapabileceğimiz işlerdendir. Yeter ki nefsimizi bu mantıkla eğitelim. Dünyadan istifade etmekle ona tapınmak arasındaki farkı anlaşım olalım. Ve asla dua etmeyi, Allah tealanın bizi bu sınavda yalnız bırakmamasını istemeyi de unutmayalım.
akrabalar arası mahremiyet konusundaki diğer fetvalar
Bir mü'minin dinini esas alarak yaşaması kadar tabii ne olabilir? Elbette siz karma oturmayın. Bunu da söyleyin, kalbinizin rahat etmediğini söyleyin ve gerektiğinde kenara çekilin. Diğer hususlarda ise nezaketinizi en üst seviyede tutun ki size söyleyecek sözleri olmasın. Asla tartışmayın kimse ile. Sadece söyleyin ve yaşamanıza bakın.
Aleykümselam. Namahremle ilişkiler, Allah'ın emirlerine göre yürütülür. Allah haram dedikten sonra taviz veremeyiz. Nezaketimizi de kaldırmayız. Helal ve nazik yaşarız. Tavizsiz ama seviyeli oluruz.