Fetva Meclisi
Soru
Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin, ‘kınamayınız, kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz’ hadisi şerifini nasıl anlamalıyız? Bu hadis sahih midir?
Cevap
Benzer fetvalar
İnsanların birbirlerinin ayıpları ile uğraşmamaları gerekir, herkes kendi ayıbı ile ilgilenmelidir. Bu nedenle de hadisi şerifte, ayıpladığı kişinin durumu başına gelmeden ölmez anlamında bir ikaz vardır. Buna rağmen şu kesin kuralı bilmek şarttır: Tevbesi olmayan bir günah asla yoktur. Yeter ki tevbe samimi olsun, hatanın tekrarı olmasın. Eğer bu ayıplamadan bir kul hakkı oluştu ise o takdirde de hak sahibi ile helalleşmek gerekir elbette.
Aleykümselam. Bu söz, sahih bir hadis değildir. Yani Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin böyle bir söz söylediğine dair elimizde kesin veya kesine yakın bir bilgi yoktur. Bu bizi iki duruma götürür. Birincisi ya bu söz, sahabeden birine ait bir sözdür ki, böyle rivayetler vardır. Ya da zayıf dediğimiz yani Peygamber aleyhisselama ait olduğunda şüphemiz bulunan bir hadistir. Her iki durumda da bu sözün din gibi algılanması çok doğru değildir. Hayatı bir denge xüzerinde yaşamanın önemini anlatan ikaz edici nitelikte bir söz olarak görmemiz en güzel olanıdır.
Selamünaleyküm. Bu hadisteki sevme emri, herkesi baba oğul gibi sevme değildir. O düzeyde bir sevgiyi insan istese de elde edemeyebilir. Buradaki durum şudur. Müminler olarak aramızda kin ve nefret nedeni olacak sebepler bırakmayacağız. Birbirimize karşı sevginin nedeni olacak sebepleri canlı tutacağız. İnsan olarak birbirimizin arkasında olacağız. Bunun ötesinde sevgi, herkes için farklıdır.
Hadisler, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize ait sözler demektir. Bir söz, ona ait olmadıkça ya da ona ait olduğuna dair bilgimiz olmadıkça 'hadis' olarak anılmaz. Ama bu arada, hadis olmaması o sözün yanlış olmasını da gerektirmez. Bir sözün, güzel ve doğru bir söz olması başka şey, Peygamber'e ait olması başka şeydir. Bütün doğru ve güzel sözlerin Peygamber'e ait olması gerekmediği gibi, onun her sözünün bizim nazarımızda güzel görünmesi de şart değildir. O ne buyurdu ise onu öylece alır, irdelemeyiz. Zira o, Allah adına konuşmaktadır. Bu nedenle de onun söylediğini bildiğimiz sözler için HADİS ifadesini kullanırız. Sorduğunuz sorudaki söz, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme ait değildir. Yani, onun böyle bir söz söylediğine dair bilgimiz yoktur. Ancak bu durum, bu sözün yanlış olduğunu da göstermez, doğru olduğunu da. Böyle bir söz, bizim Peygamber'imize ne değer katar ne de değerini eksiltir. Onunla ilgili söyleneceklerin en güzelini Kur'an söylemiştir. Daha güzeline ihtiyacımız yoktur. Bu tür sözlerin peşinde vakit israf etmek hatadır.
Selamünaleyküm. Bir insanda kaybolacak en son şey ruhtur, ruhu çıkınca o öldü demektir. İnsanın ahlâkı açısından da kaybedeceği en son şey hayâdır. Hayâsı gitmiş birinden her şey beklenir. Hadis bu anlama gelmektedir. Bize de hayânın ne denli önemli olduğunu öğretmektedir.
Sözün ettiğiniz hadisi şerif sahih bir hadistir. (Malik, Müslim, Ebu Davud ve Ahmed tarafından rivayet edilmiştir.) Hadisi şerifin özet olarak vermek istediği mesaj şudur: Müslüman, sıkıntıları, kötülükleri ve belaları sayma uzmanı değildir. Bilakis Müslüman, ölürken hatta kıyamet koparken bile elindeki fidanı dikmekle mükelleftir. Böyle olması gerekirken, Ümmet battı, iş bitti, yandık, helak olduk, şu kötü bu berbat türünden haber spikerliği yapanlar, bir anlamda Müslümanların umudunu tüketmektedirler. Böylece de kötü duruma katkı yapmaktadırlar. Yoksa, mevcut kötülüğün artmasından endişe eden bir Müslüman’ın esefini beyan etmesi böyle değildir. Buradan, bilhassa çağımızda enformasyon savaşlarının ne denli güçlü bir savaş çeşidi olduğunu da çıkarabiliriz. Müslümanların morallerini düşüren etkenlere karşı dikkatli olmaya mecburuz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Size özellikle onu başka türlü kullanmama yönünde bir imza attırılmadı ise kullanmanızda sakınca olmaz.
Bunu dua kitabı ile değil, dua edenlerin içine katılmakla çözmeye çalışın. Namazlardan sonra daha uzun dua eden imamların arkasında namaz kılın. Sonunda dua edilen bir halkaya katılın. Böylece kendinizi duaya alıştırmış olursunuz. Bir de unutmayın ki en büyük dua kitabımız Kur'an'ın ta kendisidir. Mesela bir zaman dua niyetine Fatiha suresini defalarca okuyun. Sizin yapamadığınız duanın edebiyatıdır. Onu yapamamanızda da büyük bir sakınca yoktur. Allah yardımcınız olsun.
Bu ve benzeri hadislerde geçen bu tür ifadelerin elbette en iyi anlamını Allah Teâlâ bilir. Biz ise ashabı kiramdan itibaren bize intikal eden yorumları bilebiliriz. Burada anlaşılması gereken tahmin şudur: 'Bu anlayışı itikat edinir olarak ölmeleri durumunda cennete giremezler.' Neticeyi böyle anlarız. Bunun bir alt derecesi de bu işlerin Allah'ın azabını getirecek ağır hatalar olduğudur.
Nikâhın rolü olmaz.
Kitabın, imamların camilerde cemaate okuyabilecekleri bir kaynak olarak hazırlanmış olduğunu zannediyorum. Sıradan bir aile içinde ders kitabı olarak ağır gibi durmaktadır. Kitap zevki olanlar için faydalı duruyor. Birkaç başlığını inceleyebildim sadece. Gördüğüm kadarı ile Diyanet şartlarında güzel bir çalışma olmuş.
Sarhoş iken zaten namaz kılmak mümkün değildir, kılınan da kabul olmaz. Sarhoşluk geçtikten sonra ise o kırk gün içinde kılınan namazın bereketi olmaz. İçkinin helalliğine inanıp yani haram olduğunu inkâr ederek kullanan o hâliyle ölürse cahiliye ölümü ile ölmüş olur.