Fetva Meclisi
Soru
‘İçki kötülüklerin anasıdır. Kim içerse 40 gün namazı kabul olmaz. Kim içki karnında iken ölürse, cahiliye devrinde ölmüş gibidir.’ (Feyzul Kadir, 4144) Bu hadisi şerifi nasıl anlamalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Öncelikle belirtmek gerekir ki, alkollü içki ve uyuşturucu kullanmak haramdır. Bu sebeple bir Müslüman’ın alkollü içki içmesi ve uyuşturucu kullanması düşünülemez. Ancak her nasılsa bu haramı işleyen kişi, bunun haramlığını inkâr etmedikçe Müslüman’dır. Dolayısıyla ibadetleri yerine getirmekle mükelleftir. Fakat sarhoşluk, kişinin bilincini etkilediği için bu hâlde iken kılınan namaz geçerli olmaz. Allah Teâlâ, “Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın.” (en-Nisâ, 4/43) buyurmuştur. Kuşkusuz, dua ve ibadet bir idrak ve şuur işidir. Bunun içindir ki, bütün ibadetlerde Müslüman olma ve büluğ çağına ulaşmanın yanında akıllı olmak şart koşulmuştur. İbadetlerin makbul olması için ibadet niyetiyle ve ihlasla yapılmaları gerekir. Bu sebeple namaz kılacak, oruç tutacak ve dua edecek kimsenin ne dediğini ne yaptığını bilecek kadar ayık olması, aklının başında olması lazımdır. Bu itibarla haram olmakla birlikte alkol alan veya uyuşturucu kullanan kişi, ne dediğini bilemeyecek kadar sarhoş değilse, bir başka ifadeyle ne yaptığını ve ne okuduğunu bilecek düzeyde bir bilince sahipse namazlarını kılması gerekir. Bunun için belirlenmiş bir süre yoktur.
Falcı ve gaipten haber verdiğini iddia edenlere inanmadığı halde gidenin tevbe etmediği sürece, kırk gün namazı kabul olmaz. İnanarak gidenin ise zaten imanında sorun oluşur maazallah. Buradaki namazın kabul olmamasını âlimler “o namazdan sevap kazanamaz” şeklinde yorumlamışlardır. Kıldığı namazlar üzerindeki namaz görevini düşürür.
Selamünaleyküm. Evet, alkol kırk gün etki eder ama namaz namazdır, kılacak.
Öncelikle belirtmek gerekir ki içki içmek haramdır. Kur'an-ı Kerim'de, “Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Onlardan uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz. Şeytan şarap (içki) ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?” (Maide, 5/90-91) buyurulmaktadır. Hadislerde de sarhoşluk veren bütün maddelerin içilmesi yasaklanmıştır. Nitekim Hz. Peygamber, “Sarhoşluk veren her içki haramdır” (Buhari, Vudu, 71; Edeb, 80; Müslim, Eşribe, 7); “Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır” (Ebu Davud, Eşribe, 5: Tirmizi, Eşribe, 3) buyurmuştur. Buna göre Müslüman içkiden ve içki içilen ortamlardan uzak durmalıdır. Sarhoş iken namaz kılınmaz (Nisa, 43). Namaz kılan insan ilahi huzurda bulunduğu için bu ibadetin nezih bir ortamda yerine getirilmesi esastır. Bununla birlikte söz konusu ortamlarda bulunmak zorunda olan kişilerin, temiz ve uygun bir yerde kılmış oldukları namaz geçerlidir.
Muteber sahih hadis kitaplarında böyle bir hadis yoktur.
Namaza başladığı tarihi tespit ettikten sonra on beş yaşından itibaren o güne kadar kaç gün geçtiğini hesaplar. O gün sayısı kadar sabah namazı ve diğerlerini bilmiş olur. Onları sırayla birer ikişer diyerek düşürmeye karar verir. Kararını da uyguladığı sürece inşaallah vebalden kurtulur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bunların hiçbiri cevap değildir. Asıl anlamamız gereken sır şudur: Bu hayatta sınav için varız. Sınav ise bizim keyfimize göre olmaz/olmayacaktır. Önümüze çıkanı kazanmaya çalışacağız. Önümüze çıkacak sınav ise hayat kadar çok ve renklidir. Namazla sınanmak ise bu renklerden biridir. Hiç kılmamak, kılıp bırakmak, kılarken hakkını verememek, sonradan ihmal etmek ve daha nice renkler vardır. Hepsine hazır olmamız gerekir. Bir kere, iki kere, yüz kere yıkılabiliriz ama yeniden kalkmaya hazır olmayız. Bu da bizim irademizle olacaktır. Duayı da unutmayın sakın!
İnsan hata eder, hatanın da bir bedeli olur. Hainlik etmedikçe veya yapmamanız gereken bir dalgınlık yapmadıkça mesela cep telefonu ile oynarken öyle bir hata yapmış olmadıkça yaptığınız hatadır. Bu hatada iki sonuç çıkar. Birincisi, devletin koyduğu ceza ne ise onu ödersiniz. İkincisi de, bir insanın hata ile ölümüne sebep olduğunuz için iki ay oruç tutarsınız. Allah yardımcınız olsun.
Teheccüd nafile bir ibadettir. Nafile ibadet için kul hakkı ihlal edilemez. Sabah namazı olsa idi böyle bir hak doğmazdı. Başka bir yöntem geliştirin, normal kalkabilen birinin sizi kaldırmasını isteyin. Titreşimli telefonu kullanın..
Çalışmadığınız için vebale girmezsiniz. Çalışırsanız sevap kazanabilirsiniz. Mesleğinizi unutmamaya çalışın. Yavrunuz büyüyünce de yarım mesai de olsa çalışın. Bir haramla karşılaşacak olursanız bırakırsınız.
Bu ve benzeri hadislerde geçen bu tür ifadelerin elbette en iyi anlamını Allah Teâlâ bilir. Biz ise ashabı kiramdan itibaren bize intikal eden yorumları bilebiliriz. Burada anlaşılması gereken tahmin şudur: 'Bu anlayışı itikat edinir olarak ölmeleri durumunda cennete giremezler.' Neticeyi böyle anlarız. Bunun bir alt derecesi de bu işlerin Allah'ın azabını getirecek ağır hatalar olduğudur.
Anne ile kastınız sizin anneniz yani babanızın eşi ise durum şöyledir: Ölenin eşi: %12,5 Oğullarının her biri: %15,909 Kızlarının her biri: % 7,955 alır.