Fetva Meclisi
Soru
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kim şarap içerse, Allah'ın peygamberlerine indirdiğini inkâr etmiş olur ve her kim içki içen kişiye selam verir veya onunla tokalaşırsa Allah onun kırk yıl amelini boşa çıkarır.” Tenkihu'l Kavlul Hasis Bi Şerhi'l Lubabul Hadis isimli kitapta bahsi geçen bu hadis sahih midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kolonya ve ispirto gibi şeylerin alınıp satılması caizdir. Bu hususta bir sıkıntı yoktur.
Aleykümselam. Böyle sahih bir hadis bilmiyorum.
Selamünaleyküm. -Haber-i vahid, sahih ise akidede delildir elbette. -Sahih bir hadisin inkârı Kur'an'ın inkârı gibi görülmez ama üzerinde icma bulunan bir konuda ise o hadis durum tehlikelidir.
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz hadisi o şekilde bilmiyorum.
Selamünaleyküm. Böyle bir hadis vardır. Hadis ilmi ıstılahları açısından zayıftır. Zayıf olması da bir ilim olarak bilinmesini ama akidevi bir kaynak olarak bilinmemesini gerektirmektedir.
Bu manayı farklı şekillerde ifade eden hadis sahihtir. Hadisin mesajı şudur: Allah Teâlâ, her insanın yaşadığı hayatı nasıl değerlendireceğini bilmektedir. O bildiğini de önceden yazmıştır. Kul, Allah Teâlâ yazmış olduğu için yapmaz yaptığını. Onun ne yapacağını önceden bildiği için yazmıştır Allah o kaderi. Dolayısıyla herkes yazılmışa doğru yürür. Bu ise, sorumluluğun kul üzerinde kalmasını gerektirdiği için kulun çalışıp gayret etmesi gerekir.
alkol konusundaki diğer fetvalar
Bu ticaretle bereketi olmayan ve kazancınızda haram bulunduran bir iş yapmış olacaksınız. İlk fırsatta bu ortaklıktan çıkmayı planlayın.
Dinen necis sayılan bir zemin üzerine (mesela domuz derisi, alkollü bir zemin gibi) Kur'an ayetlerinden yazılamaz. Fukahamız bunu kasten ve isteyerek yapan birinin Allah’ın kelamını tahkir ettiği için dinden çıkmış olabileceğini söylemişlerdir.
İnsan zayıftır; korkar, ağlar, ürker. Korktuğu için de sürekli bir dayanak arar kendisine. Bu durum tabiidir, yaratılışımız böyledir. Herkesin dayanağını oluşturması da farklıdır. Kimi kendisini alkole verir, kimi kumara, kimi oyuna, kimi bir takımı tutup teselli olmaya… Herkesin bir dayanağı vardır. Bunun için de eşler yaşlanınca ve sosyal hayattan zorunlu olarak çekilince birbirlerine daha fazla muhtaç olurlar. Mü'min de bir dayanak arar ama o, iman ehli olduğu için sıradan bir dayanağa dayanmaz. İman ettiği değerleri onu korur, canlı tutar. Eğer bir mü'min, mü'min olmayanlar gibi endişeler içinde yoğruluyorsa bu durumda iman yeniden ele alınmalıdır. Zira mü'min, Rabbine dayanır ve huzur içinde yaşar. Herkes ölümden korkar, o ise ölümün ötesindeki olaylardan korkar. Mü'min insanda bu hissiyatı güçlendirmek için şu ayrıntılara dikkat etmek gerekir ki bunlar, Allah onlardan razı olsun, Ashab-ı Kiramın üzerinde yaşanmış gerçeklerdir: Başta namaz olmak üzere ibadetlerde arıza olmayacak. Özellikle namaz bir dağ gibi yaslanılacak, sırt verilecek bir dayanaktır. En bunalımlı günlerde bile iki rekât nafile namaz, insanı idama götürdükleri anda bile huzur ve esenlik getirir. Sahabi öyle yaptı, kendisini asmak isteyenlere bırakın iki rekât namaz kılayım dedi. Kur'an okumak gibi bir şifa yoktur. Hafif sesli ve sayfanın bitip bitmediğine bakmadan okunan Kur'an şifadır, esenliktir. Okuyamama durumunda olan (mesela bir kadın) dinlemelidir. Kur'an’ın girdiği kulaktan dert iniltisi girmez biiznillah. Şüphesiz bu, ilk denendiği gün sonuç verecek bir ilaç değildir. Kişinin ruhu bu sese alışmalıdır. Bu da belki üç ay veya bir yıl gibi zaman isteyebilir. İbadetler test edilmezler! Zikir, muhteşemdir. Mağaralarda bile zikir huzur kaynağıdır. İnleyen hastalar, ezilen mazlumlar, sürülen muhacirler… Herkes için zikir bir kurtuluştur, bir huzurdur. Aslı Peygamber aleyhisselamdan alınmış olan zikirler ve yöntemlerle kişi kendisini ihya etmelidir. Dua da bir sığınaktır. O sığınağı sürekli kullanmak gerekir. Kişinin DUA SAATİ diye bir saati olması gerekir. Eller kalkmışken herkesle beraber âmin demek başka, elleri dua için dik tutmak başkadır. İnsan, yalnızlık için yaratılmamıştır. Bir arkadaş/arkadaş grubu herkese şarttır. Beraber huzurlu, gıybetsiz, kaliteli ve menfaat beklentisiz saatler geçirilebilecek bir mü'min/salih arkadaş grubu, cennetin rüzgârını dünyaya taşımaktır. Bunun eksikliği yürekleri parçalayan dertler getirebilir. İnsanın boş vakti asla olmamalıdır. Her boş saat sıkıntı kaynağı olarak bilinmelidir. Para kazanmak için de olsa insan sürekli iş içinde olmalıdır. İşi vaktinden çok insanlar dertlerini hissedemezler bile. Bunun için kitabımız bize “bir işi bitirince diğerine koyul” emri vermiştir. Olumsuzlukların gündem yapıldığı ortamlardan uzak durulmalıdır. Bilhassa haber izleme bir hastalığa dönüşebilmektedir, hastalık nedeni de olmaktadır. Mü'min insan kendisini ondan korumalıdır. Böyle bir programı asgari üç ay uyguladıktan sonra biiznillah rahatlama hissedilecektir. Allah yardımcımız olsun.
Allah yardımcın olsun. Dünyanın her yeri imtihan yeridir. Kimi senin belirttiğin gibi alkolle kimi de başka bir illetle imtihan olur ama hepimiz imtihan durumundayız. Sabredip direnerek kazanacağız biiznillah. Sana gereken bir gıda maddesini içkisiz bir markette bulamıyorsan içkili olandan sadece onu alıp hemen çıkabilirsin. Böylesi mümkündür. Gerek anne babana ve gerekse ev arkadaşlarına sadece ikazını yapmış ol, asla tartışma. Tartışabileceğin bir zamanda değilsin. Senin mü'min kimliğin, mü'mince duruşun onlara ders olsun. Yıllar sonra da olsa seni örnek almak isteyeceklerini unutma. Eğer tartışırsan kendini yıpratmış olursun sadece. Allah yardımcın olsun. Kur'an ehli olarak yaşayasın ve ölesin. Âmîn.
Haram günah, isyan, yasak, çirkinlik, seyyie, fahişe, sakınca, yasak gibi kelimelerle ifade edilebilir. Haram, Allah’ın yasak ettiği şey demektir ama haramdan harama derecelendirme farkı da vardır. Kumar da bir haramdır insan öldürmek de bir haramdır. İkisi arasında ise büyük bir fark vardır. Haramlar hakkındaki bu bilgiyi kısaca şöyle derleyebiliriz: Bir şeyin bizzat kendisi haram olabileceği gibi dolaylı bir nedenle de haram olabilir. Mesela çalınarak elde edilen bir ekmek aslında haram bir şey değildir aksine helaldir ama elde edilme yöntemi itibariyle haramdır deriz. Öte yandan alkol, helal para ile bile alınmış olsa aslı haram olduğu için ona bizzat haram deriz. Neticede ikisi de haramdır ama haramlık vasıfları farklıdır. Dinimiz haramlar arasında bir sıralama yapmıştır. Günah ve büyük günah tasnifi yapmıştır. Allah’a şirk koşmak en büyük günahtır. İnsan öldürmek, zina ve faiz onun ardından gelir. Peygamber aleyhisselam efendimiz, “yedi büyük” günah diye bir tasnif yapmıştır. Kişinin niyetine, tavrına, konumuna, tepkisine göre haramlar farklılık gösterebilir. Örnek olarak şunlara bakabiliriz: Namazı kasten terk edenle tembellikten terk edenin günahları aynı değildir. Zekâtı cimrilikten vermeyenle zekâtı benimseyemediği için vermeyenin akıbeti aynı değildir. Aç kaldığı için çalanla çalmayı meslek edindiği için çalan aynı değildir. Akraba ile zina etmekle dışarıdaki ile zina etmek ikisi de çirkin bir haram olsa da aynı değildir. Cana kıymak ile hakaret etmek aynı değildir. Ramazan ayında oruç yemekle Ramazan dışında oruç yemek aynı değildir. Mekke hareminde haram işlemekle başka yerde işlemek aynı değildir. Haramı insanların gözü önünde işlemekle gizli işlemek ikisi de haram olsa da aynı değildir. Günahlara ve haramlara karşı hassasiyetin gitgide azaldığı bir dünyada böyle bir sıralama anlamını yitiriyor olsa da gerçek böyledir.
Senin işinde bu kadarı ile alkole direkt bir hizmet göze çarpmıyor. Senin için alkol servisi yapıyor denemez. Buna göre de o lokantadaki işin senin kazancını haramlaştırmaz. O tür müşterilere sempatik dahi olma. Onların haram işleme anında yanlarında olma. Sonrasında şişeleri çöpe atmanda biiznillah bir sakınca olmaz.