Fetva Meclisi
Soru
Haramlar arasında bir sıralama farkı var mıdır, her haram aynı mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Haramlar arasında bir karşılaştırma bizi isabetli sonuçlara götürmeyebilir. Evet, zina ile temas aynı değildir. Temas ile belirttiğiniz fiil de aynı değildir. Her birinin Allah'ın yasaklarından olduğu ise ortak paydalarıdır.
Selamünaleyküm. Haram olan bir şeyle kasıt, erkeğin kadına kadının erkeğe bakması ise evet, ona bakmak da haramdır. Elbette ikisi arasında ince bir çizgi şeklinde fark vardır ama bu fark haramı helalleştirecek kadar değildir.
Selamünaleyküm. Haram haramdır ama haramlar arasında da büyüklük açısından fark vardır. Zina, faiz en büyük haramlardır. Haramın hacmi büyüdükçe ağırlığının arttığı da muhakkaktır.
Maide suresinin ikinci ayeti iyilik ve takvada birbirimize destek olmayı, günahta ve düşmanlıkta destek olmamayı emretmektedir. Buna göre bir sevabın işlenmesi direkt veya dolaylı olarak destek olmak nasıl sevap ise bir günahın işlenmesine de direkt veya dolaylı destek olmak o şekilde günah olmaktadır. Günahın büyüklüğü ve desteğin oranı kadar da işlenen günah kişiye yazılmaktadır. Bu konudaki desteğin bilerek yapılması önemlidir. Ayrıca direkt destek anlamına gelen bir işle sonuç olarak günaha destek olmak gibi anlaşılabilecek şey aynı değildir. Örnek olarak şöyle bir tespit yapabiliriz: Alkol haramdır. Alkol kullanan haram işlediği gibi onu satan da mesela haram işlemektedir. Bayiden alkolü alıp poşetine koyarak evine giden birisi dolmuşa bindiğinde dolmuş sahibi görünürde alkol taşıyıcılığı yapmaktadır ama bu ona vebal oluşturmaz. Bu dolmuş sahibi alkol kasaları için servis işinde çalışan bir nakliyeci gibi değildir. Bir dükkânı alkol satan bir yer veya faizli bir bankaya kiraya veren ile sıradan bir iş yapacak birine kiraya verdiği hâlde o kişinin orada arkadaşları ile bazı zamanlarda alkol tüketmesi aynı değildir. Bu kuralı bütün haramlar için geçerli saymalıyız. Sadece alkol ve faiz olarak sınırlamamız isabetli olmaz. Ahlâk ifsadına sebep olan dijital yayınlara destek olmak, öyle bir işte çalışmak da örnek olarak görülebilir. Zira Müslüman haram işlemeyeceği gibi haram işlenmesine de sessiz kalamaz insandır. Şu veya bu oranda destek olması zaten mümkün değildir.
Aynı soruyu alkol kullanan, hırsızlık yapan, kumar oynayan birisi için sorulmuş kabul edin. Siz onların bu sorusuna ne derdiniz? Neticede açık gezmekle alkol kullanmak her ikisinin de “Allah'ın yasakladığı bir iş” olması bakımından farkı yoktur. Evet, açık gezdiğiniz için dinden çıkmazsınız ama Allah'ın yasağını hafif görme gibi bir durum veya bir günahı süreklileştirmek insanın ahireti için tehlikedir. Allah muhafaza buyursun. Kendinizi Allah'ın emrini dinlemeye zorlayınız. Birileri size rahatlık vaat etse bile vicdanınız sizi ezmeli değil midir?
Aleykümselam. Paranın kazanılması ve harcanması iki ayrı başlıktır. Kazancın sana helal ise o senindir. Sana verilen zekâtlar veya aylık olması buradaki helal olmayı değiştirmez. Senin olan parayı da sana helal olduktan sonra HELAL OLAN her yerde harcayabilirsin. Kaynağı ramazan teravihindendir diye harcamana diğer durumlara göre bir sınırlama gelmez. Mesele şudur: Kazanç ve harcama itibariyle farklı helaller ve farklı haram alanlar yoktur. Sen elbette genç de olsan mubahların dışına taşmamayı hatta mubah sınırlarını zorlamamayı tercih etmelisin.
alkol konusundaki diğer fetvalar
Allah yardımcın olsun. Dünyanın her yeri imtihan yeridir. Kimi senin belirttiğin gibi alkolle kimi de başka bir illetle imtihan olur ama hepimiz imtihan durumundayız. Sabredip direnerek kazanacağız biiznillah. Sana gereken bir gıda maddesini içkisiz bir markette bulamıyorsan içkili olandan sadece onu alıp hemen çıkabilirsin. Böylesi mümkündür. Gerek anne babana ve gerekse ev arkadaşlarına sadece ikazını yapmış ol, asla tartışma. Tartışabileceğin bir zamanda değilsin. Senin mü'min kimliğin, mü'mince duruşun onlara ders olsun. Yıllar sonra da olsa seni örnek almak isteyeceklerini unutma. Eğer tartışırsan kendini yıpratmış olursun sadece. Allah yardımcın olsun. Kur'an ehli olarak yaşayasın ve ölesin. Âmîn.
İnsan zayıftır; korkar, ağlar, ürker. Korktuğu için de sürekli bir dayanak arar kendisine. Bu durum tabiidir, yaratılışımız böyledir. Herkesin dayanağını oluşturması da farklıdır. Kimi kendisini alkole verir, kimi kumara, kimi oyuna, kimi bir takımı tutup teselli olmaya… Herkesin bir dayanağı vardır. Bunun için de eşler yaşlanınca ve sosyal hayattan zorunlu olarak çekilince birbirlerine daha fazla muhtaç olurlar. Mü'min de bir dayanak arar ama o, iman ehli olduğu için sıradan bir dayanağa dayanmaz. İman ettiği değerleri onu korur, canlı tutar. Eğer bir mü'min, mü'min olmayanlar gibi endişeler içinde yoğruluyorsa bu durumda iman yeniden ele alınmalıdır. Zira mü'min, Rabbine dayanır ve huzur içinde yaşar. Herkes ölümden korkar, o ise ölümün ötesindeki olaylardan korkar. Mü'min insanda bu hissiyatı güçlendirmek için şu ayrıntılara dikkat etmek gerekir ki bunlar, Allah onlardan razı olsun, Ashab-ı Kiramın üzerinde yaşanmış gerçeklerdir: Başta namaz olmak üzere ibadetlerde arıza olmayacak. Özellikle namaz bir dağ gibi yaslanılacak, sırt verilecek bir dayanaktır. En bunalımlı günlerde bile iki rekât nafile namaz, insanı idama götürdükleri anda bile huzur ve esenlik getirir. Sahabi öyle yaptı, kendisini asmak isteyenlere bırakın iki rekât namaz kılayım dedi. Kur'an okumak gibi bir şifa yoktur. Hafif sesli ve sayfanın bitip bitmediğine bakmadan okunan Kur'an şifadır, esenliktir. Okuyamama durumunda olan (mesela bir kadın) dinlemelidir. Kur'an’ın girdiği kulaktan dert iniltisi girmez biiznillah. Şüphesiz bu, ilk denendiği gün sonuç verecek bir ilaç değildir. Kişinin ruhu bu sese alışmalıdır. Bu da belki üç ay veya bir yıl gibi zaman isteyebilir. İbadetler test edilmezler! Zikir, muhteşemdir. Mağaralarda bile zikir huzur kaynağıdır. İnleyen hastalar, ezilen mazlumlar, sürülen muhacirler… Herkes için zikir bir kurtuluştur, bir huzurdur. Aslı Peygamber aleyhisselamdan alınmış olan zikirler ve yöntemlerle kişi kendisini ihya etmelidir. Dua da bir sığınaktır. O sığınağı sürekli kullanmak gerekir. Kişinin DUA SAATİ diye bir saati olması gerekir. Eller kalkmışken herkesle beraber âmin demek başka, elleri dua için dik tutmak başkadır. İnsan, yalnızlık için yaratılmamıştır. Bir arkadaş/arkadaş grubu herkese şarttır. Beraber huzurlu, gıybetsiz, kaliteli ve menfaat beklentisiz saatler geçirilebilecek bir mü'min/salih arkadaş grubu, cennetin rüzgârını dünyaya taşımaktır. Bunun eksikliği yürekleri parçalayan dertler getirebilir. İnsanın boş vakti asla olmamalıdır. Her boş saat sıkıntı kaynağı olarak bilinmelidir. Para kazanmak için de olsa insan sürekli iş içinde olmalıdır. İşi vaktinden çok insanlar dertlerini hissedemezler bile. Bunun için kitabımız bize “bir işi bitirince diğerine koyul” emri vermiştir. Olumsuzlukların gündem yapıldığı ortamlardan uzak durulmalıdır. Bilhassa haber izleme bir hastalığa dönüşebilmektedir, hastalık nedeni de olmaktadır. Mü'min insan kendisini ondan korumalıdır. Böyle bir programı asgari üç ay uyguladıktan sonra biiznillah rahatlama hissedilecektir. Allah yardımcımız olsun.
Burçlar, falcılık, kehanet, büyü dinimizin haram kıldığı işlerdendir. Alkol gibi bir haram da bunlardır. Asla yanaşılmamalıdır.
Eşiniz Müslüman olmayı reddedecek bir durumda değilse yani kâfir değilse boşanman şart olmaz. Sabredin ve onu da kazanın. Allah yardımcınız olsun.
Allah tevbeni kabul buyursun, geleceğini de hayırlı kılsın. Ne güzel etmiş ve erkenden Rabbine yönelmişsin. Acele etme. Adım adım yürü ki yıkılmayasın. Zamana yaymayı becermelisin. Evlilik konusunda da kesinlikle boşandın diye ilk talipliye razı olma. Sonradan düzelir teorisine karşıyız biz. İyi bilinenler bile berbat sonuçlar çıkarıyor da bozuk bilinenle nasıl yol alacaksın? Zamana yay, sabırlı ol. Allah yardımcın olsun.