Fetva Meclisi
Soru
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, “Ateş ehlinden iki sınıf vardır, henüz onları görmedim: Yanlarında sığır kuyruğu gibi bir şeyler taşıyıp onu insanlara vuran insanlar; giyinmiş çıplak kadınlar ki bunlar Allah'a taatten dışarı çıkmışlardır. Bunlar, başkalarını da baştan çıkarırlar. Başları deve hörgücü gibidir. Bu kadınlar cennete girmek şöyle dursun, kokusunu dahi almazlar. Hâlbuki onun kokusu şu kadar uzak mesafeden duyulur.” buyurdular. [Müslim, Cennet 53, (2857), 52, (2128).] Hocam, burada geçen, ‘cennete giremez’ ifadesi caydırma maksatlı mı, yoksa bu kişiler Allah'a iman etmiş olsalar bile cennete giremezler mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Ashab-ı Kiramdan itibaren bu ümmetin büyüklerinin, ulemasının inandığı şudur: a- Cennet iman ile ölenlere, cehennem küfür üzere ölenlere ebedî olarak tahsis edilecektir. b- Kâfir olarak ölenler için ayrıntı yoktur, direkt cehenneme girecek ve ebedî olarak orada kalacaklardır. c- Mümin olarak ölenlerden günahı olmayanlar ebedî olarak kalmak üzere cennete gireceklerdir. d- Mümin olarak ölen ama günahları olanlar ise Allah Teâlâ’nın dilemesine kalmışlardır; direkt affedip cennete koyabileceği gibi belli bir süre cehennemde cezalandırıp cennete de koyabilir. Allah Teâlâ’nın muradının nasıl tecelli edeceği hakkında rakamlı, ölçülü bir görüş beyan etmek mümkün değildir. Mesela, bu dünyada yaşarken günahkâr olan ama şu veya bu sıkıntılara sabır ve imanla dayanabilen ve imtihanı kazananlar o çektikleri sebebiyle direkt cennete girebilecekleri bir af görebilirler. Böyle bir beklentinin elimizde kati ve rakamsal bir ölçüsü yoktur. Ayetler ve hadislerde umut eksenli ifadelerden genel olarak anlaşılan bir sonuçtur bu. e- Bu kural ulemanın genel olarak çizdiği çizgiyi yansıtır. Şaz denebilecek tek tük tahminler, mantık oyununa dayalı beyanlar da varsa bile ilmî bir değeri yoktur.
Güzel kardeşim, oraya gitmeyi daha çok dert edinmemiz gerekiyor. Korkarım bu araştırmanız size bir faydası olmadan asıl gayretinizi azaltacaksınız. Gayba ait konularda tartışma yürütmemiz yanlıştır. Gelin hep beraber “cennet ehlinden” olmayı araştıralım, onun için yorulalım.
Evet, asıl endişemizin cennete girmenin “bize de nasip olması” olmalıdır. Allah Teâlâ lütfu ve keremi ile hepimizi mü'min kulları olarak cennetlerine kabul buyursun. Âmîn. Bu konudaki bilgimizi şöyle özetleyebilirim: Âlimlerimiz, ruh verilip yaratıldıktan sonra buluğa ermeden vefat eden annesi babası Müslüman çocukların cennette olduklarını söylemişlerdir. Elimizdeki hadislerden anlaşılan da budur. Bu da esasen onların anne ve babalarına Allah Teâlâ’nın bir ikramıdır. Öldükten sonra berzah âlemindeki çocukların ruhları direkt cennete geçer ve İbrahim aleyhisselamın himayesinde kıyameti beklerler. Bu da hadislerden anlaşılıyor. Kıyamet koptuğunda ise çocuklar da kabirlerinden büyükler gibi diriltilecekler ve anne babalarına şefaat edecekler. Allah’ın lütfu ile de cennete girecekler. Cennete girdikten sonra da herkes otuz üç yaşında olacak. Âlimlerin önemli bir bölümünün kanaatine göre anne babası Müslüman olmayan çocuklar da çocuk olarak öldü iseler onlar da sonuçta cennette olacaklardır.
Selamünaleyküm. nBunun gibi pek çok hadis vardır. Bu bir kuraldır: Cehennemde sıfır imanlı olanlar yani kâfirlerden başkası sonsuza kadar kalmayacaktır. Müm'inler ise dünya hayatında günah işledilerse ve tevbe etmeden öldülerse, günahlarının gerektirdiği kadar cehennemde kalacaklardır. Sonra da Allah Teâlâ'nın lütfu ile cehennemden çıkıp cennete gireceklerdir. Tabii bu durum, mü'minin günahlarını Allah Teâlâ'ınn affetmemesi hâlindedir. Af görürse zaten kurtulacaktır. Allah Teâlâ sonumuz hayertsin.
Doğrunun etrafına sarmalanmış eğrilerdir bunlar.
Can, Allah’ın kula verdiği bir emanettir. Başkasının canına kıymak nasıl günah ise kişinin kendi canına kıyması da aynı şekilde büyük bir günahtır. Hz. Peygamber (s.a.s.) pek çok hadisinde intihar etmenin ne denli büyük bir günah olduğunu ve intihar edenin karşılaşacağı cezayı haber vermiştir. O, bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “Her kim kendini bir dağdan aşağı atıp intihar ederse, bu kimse cehennem ateşi içinde ebedî olarak kendisini yüksekten aşağıya bırakır olacaktır. Her kim zehir yudumlar da kendisini öldürürse, o kimse de zehri elinde, cehennem ateşi içinde ebedî o zehri içer olacaktır. Her kim de kendisini kesici ve delici bir aletle öldürürse, o da kullandığı aleti kendi karnına vurur ve yarar hâlde ebedî cehennem ateşinde kalacaktır.” (Buhârî, Tıb, 56 [5778]) Hadiste, intihar eden kimsenin ahirette göreceği şiddetli ve kalıcı azabın kendi fiilinin sonucu olduğu etkileyici bir dille anlatılmaktadır. İslâm âlimleri, hadisteki ebedî azap kaydının, intiharı helal sayarak kendi canına kıyanlar için söz konusu olduğunu veya uzun süreli azap anlamında mecazî bir ifade olduğunu belirtmişlerdir. (Aynî,‘Umde, 21/292) Yüce Allah’ın emanet olarak lütfettiği hayatı O’nun razı olmadığı bir tarzda sonlandırma anlamına gelen intihar eyleminin salim akılla gerçekleştirilemeyeceği açıktır. Ancak kişinin cinnet hâlinde iken canına kıymış olacağı varsayılarak bağışlanması için Allah’a dua edilir. Nitekim âlimler, “Her ‘lâ ilahe illallah’ diyenin cenaze namazını kılınız.” (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr, 12/447[13622]) hadisinin genel anlamından hareketle, kelime-i şehâdet getiren herkesin cenaze namazının kılınacağını söylemişlerdir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/417; Nevevî, el-Mecmû’, 5/211; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 1/239)
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu hadis Tirmizi'nin rivayet ettiği bir hadistir. Hadisi siz aslından farklı olarak aktarmışsınız, netice olarak aynı anlamda bir hadisten söz ediyoruz. Hadis ilmi açısından bu hadis, hadisliği tartışılabilecek durumdadır ancak başka hadisler ele alındığında bu anlamın, anlam olarak doğru olduğu görülmektedir. Bize verdiği ders ise şudur: İnsanın bir başka insanın ayıbını, kendisini öne çıkarmak ve kibirlenmek anlamında ayıplaması kulluk mantığı içinde hatadır. Bu hatanın cezası da benzeri bir hatayı işlemekle cezalandırılmaktır.
Size özellikle onu başka türlü kullanmama yönünde bir imza attırılmadı ise kullanmanızda sakınca olmaz.
Sarhoş iken zaten namaz kılmak mümkün değildir, kılınan da kabul olmaz. Sarhoşluk geçtikten sonra ise o kırk gün içinde kılınan namazın bereketi olmaz. İçkinin helalliğine inanıp yani haram olduğunu inkâr ederek kullanan o hâliyle ölürse cahiliye ölümü ile ölmüş olur.
Bunu dua kitabı ile değil, dua edenlerin içine katılmakla çözmeye çalışın. Namazlardan sonra daha uzun dua eden imamların arkasında namaz kılın. Sonunda dua edilen bir halkaya katılın. Böylece kendinizi duaya alıştırmış olursunuz. Bir de unutmayın ki en büyük dua kitabımız Kur'an'ın ta kendisidir. Mesela bir zaman dua niyetine Fatiha suresini defalarca okuyun. Sizin yapamadığınız duanın edebiyatıdır. Onu yapamamanızda da büyük bir sakınca yoktur. Allah yardımcınız olsun.
Bunların hiçbiri cevap değildir. Asıl anlamamız gereken sır şudur: Bu hayatta sınav için varız. Sınav ise bizim keyfimize göre olmaz/olmayacaktır. Önümüze çıkanı kazanmaya çalışacağız. Önümüze çıkacak sınav ise hayat kadar çok ve renklidir. Namazla sınanmak ise bu renklerden biridir. Hiç kılmamak, kılıp bırakmak, kılarken hakkını verememek, sonradan ihmal etmek ve daha nice renkler vardır. Hepsine hazır olmamız gerekir. Bir kere, iki kere, yüz kere yıkılabiliriz ama yeniden kalkmaya hazır olmayız. Bu da bizim irademizle olacaktır. Duayı da unutmayın sakın!
İnsan hata eder, hatanın da bir bedeli olur. Hainlik etmedikçe veya yapmamanız gereken bir dalgınlık yapmadıkça mesela cep telefonu ile oynarken öyle bir hata yapmış olmadıkça yaptığınız hatadır. Bu hatada iki sonuç çıkar. Birincisi, devletin koyduğu ceza ne ise onu ödersiniz. İkincisi de, bir insanın hata ile ölümüne sebep olduğunuz için iki ay oruç tutarsınız. Allah yardımcınız olsun.