Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam; "Kalbinde zerre kadar İmanı olan cehennemde cezası kadar yandıktan sonra cennete girer" hadis-i şerifinden nasıl anlamamız gerekiyor acaba insanoğlu ya cehennemlik veya ya cennetlik mi oluyor yoksa günahkar olan cezasını çekip tekrar cennete mi girer. Ayriyeten bu hadis sahih mi yoksa zayıf veya uydurma bir hadis mi tam bilmiyorum. Ancak Zilzal süresinin 7 ve 8. Ayetlerini de bu çerçeveden değerlendirirseniz bizi bilgilendirirseniz mutlu edersiniz. Şimdiden faydalı bilgilerinizden dolayı Allah razı olsun. Allah’a emanet olun...
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Siz, kafa yiyecek yerde kafanızı her işe sokmamalısınız. Kendi kendinize ürettiğiniz bilgilerle sorun oluşturuyorsunuz.
Ashab-ı Kiramdan itibaren bu ümmetin büyüklerinin, ulemasının inandığı şudur: a- Cennet iman ile ölenlere, cehennem küfür üzere ölenlere ebedî olarak tahsis edilecektir. b- Kâfir olarak ölenler için ayrıntı yoktur, direkt cehenneme girecek ve ebedî olarak orada kalacaklardır. c- Mümin olarak ölenlerden günahı olmayanlar ebedî olarak kalmak üzere cennete gireceklerdir. d- Mümin olarak ölen ama günahları olanlar ise Allah Teâlâ’nın dilemesine kalmışlardır; direkt affedip cennete koyabileceği gibi belli bir süre cehennemde cezalandırıp cennete de koyabilir. Allah Teâlâ’nın muradının nasıl tecelli edeceği hakkında rakamlı, ölçülü bir görüş beyan etmek mümkün değildir. Mesela, bu dünyada yaşarken günahkâr olan ama şu veya bu sıkıntılara sabır ve imanla dayanabilen ve imtihanı kazananlar o çektikleri sebebiyle direkt cennete girebilecekleri bir af görebilirler. Böyle bir beklentinin elimizde kati ve rakamsal bir ölçüsü yoktur. Ayetler ve hadislerde umut eksenli ifadelerden genel olarak anlaşılan bir sonuçtur bu. e- Bu kural ulemanın genel olarak çizdiği çizgiyi yansıtır. Şaz denebilecek tek tük tahminler, mantık oyununa dayalı beyanlar da varsa bile ilmî bir değeri yoktur.
Cennete girmenin ana şartı Allah’a iman etmiş olmaktır. İman edip imanın gereklerini yapanlar için cennet vaadi vardır. İman etmeyenler için ise cehennem vardır. İman etmemiş sayılan hiç kimse için asla cehennemden kurtuluş umudu yoktur. İman ettiği hâlde imana aykırı günah işleyenler, günahlarından hakkıyla tevbe ederlerse ve o şekilde ölürlerse onların da cennette olmalarında sıkıntı yoktur. İman ettikleri hâlde günah sahibi olanlar tevbe etmeden ölürlerse onların durumu Allah’a kalmıştır; dilerse affeder direkt cennete koyar, dilerse de cehenneme koyup belli bir ceza çektirdikten sonra cennete koyar. Kime ne yapacağını burada bilemeyiz.
Selamünaleyküm. Buna tam bir cahillik hastalığı denir. Böyle bir düşünceyi Allah Teâlâ'nın imansız ölmekle bile cezalandırmasından korkarız. Bu bir cahilliktir, mü'min böyle düşünmez.
Selamünaleyküm. Bir insan namazın Allah'ın emri olduğuna ya iman ediyordur ya da etmiyordur. İman ediyorsa, cehennemde ebedî kalmaz. Çünkü namazı inkâr etmek yani kabul etmemek cehennemde ebedî kalmayı gerektirmektedir. İman ettiği hâlde kılmayan ise kılmadığının karşılığı olarak cehenneme girecektir ama inşallah Allah Teâlâ'nın ona takdir edeceği cezadan sonra cehennemden çıkacaktır. Ulemamızın özetlediği durum budur. Uygun bir nikâh yaptıktan sonra bir arada olmamanızın nikâha zararı yoktur. Allah'a emanet olun.
Sırat ile alakalı olarak bir Müslüman için bilinmesi ve inanılması zorunlu noktaları şöyle tespit edebiliriz: Sırat haktır, iman edilmesi gereken konulardan biridir. Bunun dayanağı da sahih hadislerdir. Kur'an’ımızda adı verilerek geçmemektedir. Meryem suresinin 71 ve 72. ayetleri buna işaret etmektedir. Sırat bir mecazi ifade değildir. Tam anlamı ile Türkçede derenin üstünde köprü ne demek ise cehennemin üzerinde Sırat o anlamı yansıtmaktadır. Sırat kıyamet günü cehennemin üzerine kurulacak bir köprüdür. Mü'min olanlar onun üzerinden geçecektir. Kâfirler ona gelmeden cehenneme atılmış olacaklardır. Sırat’ın iki tarafında peygamberler kurtuluş için dualar edeceklerdir. Etrafı kancalarla çevrilidir, suçlular o kancalarla çekilip cehenneme atılırlar. Mü'minler üzerinden geçerken farklı hızlarda geçerler. Herkes iman ve amel durumuna göre bir hızla geçer. Ya da durumuna göre aşağı düşer. Sırat’ın varlığı Allah’ın adaletinin gerçekleşmesi ve mü'minlerin bu tahakkuku gözleri ile görmelerini sağlayacaktır. İnceleyebildiğimiz kadarı ile diyebiliriz ki: KILDAN İNCE KILIÇTAN KESKİN benzetmesi hadislerde yoktur. İlk nesil müçtehitlerinin ifadelerinde de kullanılmamaktadır. Sonraki asırlarda durumun ağırlığını anlatma olarak söylenmiş bir söz olabilir. Yalnız Allah Teâlâ için Sırat’ı o şekilde yaratmak zor değildir. Buna da iman etmeliyiz.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim, bu dert değil ki sen bunu dert edinmişsin. Neden kendini konuşmaya mecbur hissediyorsun? Sen de yazmanı geliştir, Allah sana konuşmada darlık verdiyse yazmada da vermedi ya? Al kalemi eline, yüzlerce iyi konuşandan daha iyi şeyler yaz. Böyle bir iyi haber bekleyeceğim senden.
Selamünaleyküm. Bu emri, kadının kıyafetinin bütün olması olarak anlayabilirsiniz. Bu bütünlük göğüs gibi bölümlerin dikkat çekmemesi olarak da anlaşılabilir.
Selamünaleyküm. İslam'ın yeniden gariplik dönemini yaşadığı şu zamanda, Yesrib'e hicret eden kardeşlerine evlerini, bahçeleri ve gönüllerini açan Ensar'ın o azametli imanını yansıtan sizin gibi Mü'min kadınların duasına muhatap olmaktan ne kadar mesudum bilmezsiniz. Rabbimden dilerim, sizin bu şahitliğinizi amellerimin hiç olabileceği günde bana şefaatçi kılsın. Duaya devam edin; kendinize, eşinize, çocuklarınıza, ümmetimize, bu kardeşinize, eşine ve çocuklarına hasseten dua edin. Dinini dert edinmiş saliha bir kadın olarak sizin duanız bizim için çok önemlidir. Allah Teâlâ sizi, umduğunuzdan daha yüksek makamlara erdirsin. Saliha kadınların bu zamandaki nadir örneklerinden biri olarak dirilmek ne azametli, ne muhteşem bir karşılık olur sizin için bilir misiniz? Evet, erkeğimizle kadınımızla garibiz. Sadece Allah'ın dediği olsun, nefislerimizin dediği olmasın dediğimiz için garibiz. Önceki garipler gibi biz de garibiz; kendi evimizde bile yabancı muamelesi görebiliyoruz. Ne yazık ki, ezanların yükseldiği bir şehirde de garip olmak varmış! Asla esef etmiyoruz, pişman değiliz, bitkin değiliz; ilk gariplerin yolunda olalım sonra da onlarla beraber bilinelim de gariplik bizi itsin dursun, ne gam ne keder! Siz Sümeyye ile olun da dünya dursun, gök yere insin ne gam ne keder! O zaman güneş sönse de sen nûr olursun, bütün karanlıklar seninle gün olur, gündüz olur. Değil sizin köyün kötülüklerle dolu olması, Kâ'be bile putlarla dolu olsa, onu tavaf edenler çırılçıplak etrafında dolaşıp duruyor olsa bile, değil mi Sümeyyesin, değil mi teksin, garipsin; tep ayağınla bütün varlığı, kes ayağını yerden yüksel de dur fezada, yüksel ey Sümeyye! Senin yerin o köy değil, Mekke bile değil; arkadaşlarının, izinde olduklarının yeri değil buralar. Allah'ı temaşa edeceğin yerdir senin yerin. O engin yürek ancak orada huzur bulur, o yüreğe dar gelir bu âlem. Sümeyye ol da sen, putlarla doldurulmuş Kâ'be'nin çevresinde ol ya da Kur'an'ın hikâye kitabı gibi tutulduğu bir köyde ol, ne fark eder ki, sen Sümeyye olduktan sonra?Adınız soyadınız kadar kati bir bilgi ile şunu bilesiniz ki, Allah'ın bütün Sümeyyelere kapısı açıktır. Kim Sümeyye olmak istiyorsa o, zamanının Sümeyyesidir. Yatağında ölse bile bu böyledir. Herkes sevdiği ile olmayacak mı? Kime hayran ise onunla haşrolmak yok mu? Kimin adı seni titretiyorsa Allah seni onun izinden yürütmeyecek mi? Ne gençler, görmedikleri Mus'ab'ın arkadaşları olarak dirilmeyecekler mi? İsteyen Mus'ab olur. İsteyen Sümeyye olur. Nesîbe olur. Her yer Yesrib, her yer göklere açık, her yerde bir Suffa muhakkak vardır. Yolun mübarek olsun. Heyecanın kaynasın dursun. Yavrun Musab olsun. Musab anası Musab olasın. Allah'tan size acil şifalar dilerim. Eşinize de selamlarımı bildiriniz. Mus'ab'ı da öper bağrıma basarım. .... Posta adresinizi lütfen bize yazın, ders notları size gelsin. Bir bankada çalışan ya da tek geçim kaynağı faiz olan birinin evinde yemek yememek gerekir. Malında karışıklık bulunanın evinde yemek ise haram değildir. Tebliğ maksadı ile gidip, bir çay içecek kadar beraberliğe bir tür mecburuz. Ortasını bulmaya gayret edin. Allah amelinizi mübarek kılsın.Lütfen dua edin bize.
Selamünaleyküm. Muhakkak bir doktora görünmelisiniz.
Selamünaleyküm. Hâşâ, Kuran’da bir çelişki yoktur. Şunu bilmelisiniz: İslam adım adım geldi, Kur'an ayet ayet indi. Medine'deki ilk anlaşmadan beş altı yıl sonra bu ayet indi. Dolayısıyla ayet son durumu, anlaşma da ilk durumu göstermektedir.
Selamünaleyküm. Bu kural, Peygamber aleyhisselamın bütün kişiliğini teminat altına almaktadır.