Fetva Meclisi
Soru
“(Habibim) Sen olmasaydın, alemleri yaratmazdım.” Hocam, bu söz hadis değil mi? Hadis ise kaynağını verebilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Peygamber aleyhisselam efendimiz, dünya ve ahiretimiz için gerekli bütün bilgileri bize aktararak bu dünyadan gitmiştir. Onun bize aktardığı bilgiler arasında kıyamete kadar olacak olağan dışı bazı olaylar da bulunmaktadır. Bu aktardığı bilgilerin bir kısmı herkesin çıplak gözle bile görebileceği kadar açık konular, bazıları da derin bilgi gerektirecek konulardır. Sözünü ettiğimiz bu derin konuları ele alırken şu noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir: Peygamber aleyhisselam efendimizden bize ulaşan bilgilerin sahih olanı ve olmayanı vardır. Sahih, ona ait olduğunda şüphe bulunmayan demektir. Bu bilgilerin önce sahih olup olmadığına bakılır. Özellikle sahih olmayan hadislerin sıradan insanlara aktarılıp zihinlerinin karışmasına ve umutsuz kalmalarına neden olmak yanlıştır. Hadisler bize Arapça dili ile taşınmıştır. Hadisleri anlarken iyi bir Arapça bilmeyenin iyi anlaması mümkün değildir. Hadislerde geçen konuları “işte şu olay/işte şu kişi/işte şu mekân” şeklinde muayyen bir noktaya tahsis etmek isabetli olmayabilir. Dünyanın ne kadar daha ömrü varsa bu hadisler o zamanlar için de geçerlidir ve bizim büyük, dehşet diye yorumladığımız nice olay belki de gelecek zamanlar içinde basit kalacaktır. Bu ihtimal unutulmamalıdır. Hadislerde anlatılan ağır olaylar Müslümanların umutsuz kalmalarını ve bir kenara çekilmelerini gerektirmemektedir. Müslüman için kural şudur: Her şeye rağmen Müslümanca hayatı devam ettirmek, kıyamete birkaç dakika bile kalsa elindeki fidanı dikmek. Bu ciddiyet ve önemseme ile bakılmadığında bu hadisler üzerinden Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme söylemediğini veya kastetmediğini söyletmiş oluruz. Allah muhafaza buyursun. Bu da Müslümanları yarın Rablerinin huzurunda mahcup olacakları evhama, vesveselere ve hatalı uygulamalara sevk edebilir. İnsanlara zulmetme, belli yerleri uğursuz görme, zaman ve umut israfına neden olma gibi sonuçlar da muhtemel olur.
Din, bizim için dünya ve ahiret saadetidir. Dinin değerlerini ve ölçülerini Allah koyar, Peygamber aleyhisselam koyar. Bu da ancak sabit ve sahih bilgilerle olur. Bu bilginin niteliği hakkında sahih bir malumatımız yoktur. Buna gerek de yoktur.
Aleykümselam. Zamanımızın ahir veya neresi olduğunu bilemeyiz, bilmemiz de gerekmez. Biz, bugün kıyamet kopacakmış gibi heyecanlı olmaya mecburuz. Mü'min olmamız bunu gerektiriyor. Hadisi şerif hakkındaki bilginiz doğrudur. Bu ve benzeri hadisler, imanın dilde bir slogan niteliğinde kalacağını, öze inmenin düşünülmeyeceğini göstermektedir. Allah Teâlâ o hâle düşmekten muhafaza buyursun.
Aleykümselam. Bu söz, sahih bir hadis değildir. Yani Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin böyle bir söz söylediğine dair elimizde kesin veya kesine yakın bir bilgi yoktur. Bu bizi iki duruma götürür. Birincisi ya bu söz, sahabeden birine ait bir sözdür ki, böyle rivayetler vardır. Ya da zayıf dediğimiz yani Peygamber aleyhisselama ait olduğunda şüphemiz bulunan bir hadistir. Her iki durumda da bu sözün din gibi algılanması çok doğru değildir. Hayatı bir denge xüzerinde yaşamanın önemini anlatan ikaz edici nitelikte bir söz olarak görmemiz en güzel olanıdır.
Özellikle din adına konuşanların sözlerinden anlaşılamayanı muhakkak sormalı ve izah etmesini istemeliyiz. Bunu unutmayınız. ‘Hadisler ibadet olarak okunamaz’ sözünün anlamı şudur: Namazda Kur’an ayetlerinden zamm-ı sure okunduğu gibi bir hadisi namazda okuyamayız. Çünkü hadisler Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sözleridir. Ayet ise Allah’ın sözleridir. Ayetin ibadet olarak okunduğu yerde hadis onun yerine okunmaz. Bir başka örnek olarak da mesela, bir mümin babasının kabrinde Kur’an okur ama hadis okumaz. Bu manada hadisler Kur’an ile aynı değildir. Bu sözü edilen kural da doğrudur.
Hadis kitaplarımızdaki hadislerin bazıları, farklı zamanlarda farklı şahıslara söylenmiş sözlerden oluşur. Farklı durumları, yani o hadisin kime neden söylendiğine dair bilgiyi bilmedikçe o hadislerden gerekli istifadeyi yapamayız. Hatta böyle hadisler yanlış düşüncelere bile neden olabilmektedir. Özellikle bu hadis hakkında şu noktaları tespit edebiliriz: a- Hadisi şerif, Kur’an öğretmeye karşı ücret almayı yasaklayan ifadeyi yansıtmaktadır. Buna binaen de böyle bir ücret almanın caiz olmayacağı hükmüne kail olan ulema vardır. Ama başka hadislerde de izin veren ifadeler vardır. Bu nedenle her iki kanaldaki bilgileri ortak bir paydada değerlendirerek sonuca ulaşmak gerekmektedir. b- Durumu ayrıntılı bir şekilde ele alıp meseleyi duruma göre değerlendiren ulema da vardır. Fetva da umumen bu mantıkla verilmektedir: Müslümanlar arasında Kur’an öğretecekler bulunabiliyorsa yani mesele bir kişinin veya bir iki kişinin eline düşmemişse ücret talebi caizdir. Aksi takdirde Kur’an öğretmek farzı ayın haline geleceğinden ondan ücret talep edilmesi caiz olmaz. Allah’a emanet olun.
alemin yaratılışı konusundaki diğer fetvalar
Bu sözün bir hadis olarak aslı yoktur, uydurmadır. Uydurma bir söz üzerinden de akide konuşulmaz.
Rabbimizin esma ve sıfatları O’nu tanımamıza vesiledir. Biz ise ancak Rabbimizin bize öğrettiği kadarıyla O’nu tanır ve öyle iman ederiz. Bu sebeple mesela, Allah bize Şafi adıyla şifa verir ama bu sadece o sıfata büründüğü anlamını çıkarmamıza sebep değildir. Bu konuda bilgimiz sınırlıdır. Rabbimize esma ve sıfatlarıyla dua etmek hem Kur’an ayetlerinden hem de Efendimiz aleyhisselamın sünnetinden öğrendiğimiz bir edeptir, zorunluluk değildir ancak duamızın kalitesini artırır. Allah’ın bizim ihtiyaç duyduğumuz herhangi bir alanda bize yeteceğini itiraf etmemizdir, O’nun her şeye gücünün yeteceğine olan itikadımızın bir yansımasıdır.