Fetva Meclisi
Soru
Şu hadisi şerifi nasıl anlamalıyız, hayatımızda uygulama durumu denir? "Ubade B. Samit r.a. anlatıyor: Ben ehl-i suffa’dan bazı insanlara kitab-ı Kur’an'ı öğretmiştim. Bunun üzerine onlardan bir adam bana bir yay hediye etti. Ben de, 'bu yay benim için önemli bir mal değildir ve onunla Allah yolunda atış yaparım diye gidip Rasulullah'a -sallallahu aleyhi ve sellem- soracağım' dedim ve gidip sordum: 'Ya Rasulullah! Kendilerine yazı ve Kur'an öğrettiğim kimselerden biri bana bir yay hediye etti; ki o benim için değerli bir mal değildir ve ben onunla Allah yolunda atış yaparım.' Bunun üzerine Rasulullah aleyhisselam bana şu cevabı verdi: 'Eğer nar (ateş) den (boynuna) bir takı takınmayı seversen, kabul et!' (Ebu Davud)
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Hadis okumayı bir gıda tüketimi gibi kabul edin; her lokma aslında size kan ve nefes olduğu hâlde siz onu hissedemezsiniz. Hadis de samimi bir niyetle okunduğunda iz bırakır, akılda kalması şart değildir. Hadisin kendisini ezberlemekten önce verdiği mesajı almak gerekiyor. O hadiste yasaklanan bir şey varsa hemen terk etmeye azmederiz, emredilen bir şey varsa onu da yapabildiğimiz kadarı ile yapmaya gayret ederiz. Gerisi zamanla oluşacaktır. Hadislerin zayıf görülmesi amel edilmesine mani değildir. Ahkâm konularında hadisin sahih olması şarttır.
Peygamber aleyhisselam efendimiz, dünya ve ahiretimiz için gerekli bütün bilgileri bize aktararak bu dünyadan gitmiştir. Onun bize aktardığı bilgiler arasında kıyamete kadar olacak olağan dışı bazı olaylar da bulunmaktadır. Bu aktardığı bilgilerin bir kısmı herkesin çıplak gözle bile görebileceği kadar açık konular, bazıları da derin bilgi gerektirecek konulardır. Sözünü ettiğimiz bu derin konuları ele alırken şu noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir: Peygamber aleyhisselam efendimizden bize ulaşan bilgilerin sahih olanı ve olmayanı vardır. Sahih, ona ait olduğunda şüphe bulunmayan demektir. Bu bilgilerin önce sahih olup olmadığına bakılır. Özellikle sahih olmayan hadislerin sıradan insanlara aktarılıp zihinlerinin karışmasına ve umutsuz kalmalarına neden olmak yanlıştır. Hadisler bize Arapça dili ile taşınmıştır. Hadisleri anlarken iyi bir Arapça bilmeyenin iyi anlaması mümkün değildir. Hadislerde geçen konuları “işte şu olay/işte şu kişi/işte şu mekân” şeklinde muayyen bir noktaya tahsis etmek isabetli olmayabilir. Dünyanın ne kadar daha ömrü varsa bu hadisler o zamanlar için de geçerlidir ve bizim büyük, dehşet diye yorumladığımız nice olay belki de gelecek zamanlar içinde basit kalacaktır. Bu ihtimal unutulmamalıdır. Hadislerde anlatılan ağır olaylar Müslümanların umutsuz kalmalarını ve bir kenara çekilmelerini gerektirmemektedir. Müslüman için kural şudur: Her şeye rağmen Müslümanca hayatı devam ettirmek, kıyamete birkaç dakika bile kalsa elindeki fidanı dikmek. Bu ciddiyet ve önemseme ile bakılmadığında bu hadisler üzerinden Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme söylemediğini veya kastetmediğini söyletmiş oluruz. Allah muhafaza buyursun. Bu da Müslümanları yarın Rablerinin huzurunda mahcup olacakları evhama, vesveselere ve hatalı uygulamalara sevk edebilir. İnsanlara zulmetme, belli yerleri uğursuz görme, zaman ve umut israfına neden olma gibi sonuçlar da muhtemel olur.
Elbette Kur'an’a hizmet edenin ücret almaması bu dünyadaki en mübarek işlerdendir ama ‘Kur'an’a hizmet eden ücret almaz, alırsa caiz olmaz’ şeklinde genelleşmiş bir fetva yoktur. Bir iki âlimin görüşü olarak bulunabilir. Vazifenizi hakkıyla yaparak, ibadet heyecanı taşıyarak yapacağınız Kur'an hocalığından ücret alabilirsiniz. Yeter ki hakkını verin, içini doldurun. Allah mübarek kılsın.
Siz kurum olarak talep ettiğiniz ücreti “sadece şurada kullanacağız” diye daralttığınız bir hibe olarak almıyorsunuz. Bir ücret niteliğinde alıyorsunuz. Dolayısıyla onu şeffaf bir şekilde benzer yerlerde kullanmanızda sakınca olmaz.
Allah Teâlâ sizi razı olacağı işlere muvaffak kılsın. İlim başlığı altında size şunları tavsiye edebiliriz: a- Bir ilmihal kitabını kavrayacak şekilde okumalısınız. Onu okumadan Kur'an okumanız bile yerini bulmamış olabilir. Diyanet'in ilmihali güzeldir, okuyabilirsiniz. Okuduktan sonra da temel kaynağınız olarak başucu kitabı şeklinde yanınızda olmalıdır. b- İkinci olarak da Riyazussalihin hadis kitabını şerhi ile beraber okuyabilirsin. Erkam Yayınları arasında çıkan şerh sizin için ömür boyu yeterli olur. c- Tefsir olarak da M. Toptaş'ın Şifa tefsiri size yeterli olur. d- Mesleğinizle alakalı olarak yapacağınız karşılaştırmalar için binlerce kitap yerine size tavsiyem şu olur: Kendinize bir ilim danışmanı bulun. Onunla yazışın, görüşün. O sizi fıkıh dünyasına taşısın. Daha rahat ve daha kalıcı bir yöntem olur bu. Allah yardımcınız olsun.
Allah, bizi her zaman için farklı denebilecek alanlarda imtihan ediyor. Belirttiğiniz durum da bu zamanın imtihanı olsa gerek. Size şunu tavsiye ederim: Asla bu konularda tartışmaya girmeyin. Bugüne kadar onları ikna eden yoktur. Bu, tedavisi olmayan bir kanser gibidir. Hatta bulaşıcı bir hastalıktır, kendinizi koruyun. Birilerini ikna etmeye çalışırken kendinizi şeytanın dişlerine kapılmış olarak görebilirsiniz maazallah. Aman dikkat edin. Bir de, onlar neyi inkâr ediyorsa sen de ondan rahatsız oluyorsan, onların yıkmaya çalıştığını yap. Hadis ezberle. Hadis derslerine katıl. Onlar bir yıkıyorsa sen bin yapmış olursun böylece. Gerisi kuru kavga olarak kalabilir. Bir de çok dua et, Allah seni dininde fitneye düşürmeden ruhunu kabzetsin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Yapmak istediğiniz şeyin bir sakıncası yoktur, fıkıh kuralı olarak yapılabilir. Ancak size tavsiyemiz nikâhı düğüne bir iki gün kala yapmanızdır. Çünkü nikâh, son karar demektir. Nişan ise ilk karar hükmündedir. İlk günden son sözü söylemek sakıncalıdır. Allah'a emanet olun.
Alenen teslim etmenizde bir sakınca görüyorsanız, alacaklının eline geçeceğini kesin bileceğiniz bir yolla da verebilirsiniz. Allah affetsin.
Kabir azabı hakkında açık hadisler vardır. İnkâr edilmesi halinde en azından büyük günah işlenmiş olur. Allah muhafaza buyursun.
Sırf bu nedenle nişanı bozmanız gerekmez. Ama takdir edebileceğiniz gibi ileriki dönemler için sorunların işaretçisi olabilir. Taraflar oturup enine boyuna meseleyi konuşsunlar. Yaranın kapanma ihtimali zayıf görülürse ayrılmalarında bir sakınca olmaz.
Doğru olanı ve abartmadan söyledikçe bir sakıncası yoktur. Allah'a emanet olun.
En pis işlerden bir pisliktir. Kesinlikle uzak durmak gerekir. Yardım istenirse kurtulması için dikkat ederek yardım edilebilir.