Fetva Meclisi
Soru
Kabir azabını kabul etmemenin hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ hepimizi kabir azabından muhafaza buyursun. Âmîn. Kabir azabı mü'min bir insanın günahları sebebiyle ise günahlarının gerektirdiği kadar azap görür. Kâfir birinin azabı ise azabı ebedidir.
Eğer konuya 'Ahad haber' zaviyesinden bakarsanız, elinde bugün din olarak bilinen pek çok mesele için aynı durum söz konusu olur. Kabir azabı konusunda mütevatir bir hadis yoktur ama onlarca hadis vardır. Bunların toplamı ele alındığında bir kabir azabından söz edilmesi dinin bölümlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İki husus benim bu konuda sizin gibi düşünmemi engelliyor. Birincisi, asırlardan beri din üzerinde ilim mücadelesi veren ve adına EHLİSÜNNET dediğimiz binlerce âlimin kanaatinin bıraktığı birikimin akide olarak bunu ortaya koymuş olmasıdır. İkinci husus ise şudur: Tamam, yok dedik ve bitti tartışma. Ya varsa kabir azabı; ona karşı hazırlıklı olmanın sakıncası mı var? Böyle düşünüyor, böyle iman ediyorum. Allah Teâlâ'dan bizi dininde sabit kılmasını dileriz. Dua ediniz.
Evet, MÜLK suresinin her gece okunmasının kabir azabını engelleyeceği yönünde hadisler vardır. Mü'min olarak bu mübarek sureyi her gece okumayı, tefsiri üzerinden en azından bir defalığına bile olsa ders yapmaya gayret etmeliyiz.
Duyular ve akıl yürütme vasıtasıyla bilinemeyip vahiy yoluyla sabit olan gaybî konulardan biri de kabir azabıdır. Bu husus bazı âyetlerin işareti, (Mü'min, 40/46) çeşitli hadislerin de açık beyanlarıyla (Buhârî, Cenâiz, 86) bilinmektedir. Bir hadis-i şerifte, “Kabir, ahiret duraklarının ilkidir. Bir kimse eğer o duraktan kurtulursa sonraki durakları daha kolay geçer. Kurtulamazsa, sonrakileri geçmek daha zor olacaktır.” (Tirmizî, Zühd, 5 [2308]) buyrularak ölümle ahiret hayatının başladığı ifade edilmiştir. İnsan öldükten sonra kabre konulunca, Münker ve Nekir adında iki melek kendisine gelerek soru soracaklar, iman ve güzel amel sahipleri bu sorulara doğru cevaplar verecekler ve kendilerine cennet kapıları açılarak cennet gösterilecektir. Kâfir ve münafıklar ise bu sorulara doğru cevap veremeyecek, onlara da cehennem kapıları açılacak ve cehennem gösterilecektir. Kâfirler ve münafıklar kabirde acı ve sıkıntı içinde azap görürlerken müminler nimetler içerisinde mutlu ve sıkıntısız bir hayat süreceklerdir. (Tirmizî, Cenâiz, 70 [1071-1072]) Bu sebepledir ki Resûl-i Ekrem (s.a.s.) pek çok kez kabir azabından koruması için Allah’a (c.c.) niyazda bulunmuştur. (Buhârî, Ezân, 149 [832]; Müslim, Küsûf 8 [903], Cenâiz, 85 [963]; Ebû Dâvûd, Salât, 152 [880])
İçimizden geçenleri dillendirmedikçe iman açısından sıkıntısı yoktur.
En azından kâfirleri taklit etme günahı işlenmiş olur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Doğru olanı ve abartmadan söyledikçe bir sakıncası yoktur. Allah'a emanet olun.
En pis işlerden bir pisliktir. Kesinlikle uzak durmak gerekir. Yardım istenirse kurtulması için dikkat ederek yardım edilebilir.
Hadis kitaplarımızdaki hadislerin bazıları, farklı zamanlarda farklı şahıslara söylenmiş sözlerden oluşur. Farklı durumları, yani o hadisin kime neden söylendiğine dair bilgiyi bilmedikçe o hadislerden gerekli istifadeyi yapamayız. Hatta böyle hadisler yanlış düşüncelere bile neden olabilmektedir. Özellikle bu hadis hakkında şu noktaları tespit edebiliriz: a- Hadisi şerif, Kur’an öğretmeye karşı ücret almayı yasaklayan ifadeyi yansıtmaktadır. Buna binaen de böyle bir ücret almanın caiz olmayacağı hükmüne kail olan ulema vardır. Ama başka hadislerde de izin veren ifadeler vardır. Bu nedenle her iki kanaldaki bilgileri ortak bir paydada değerlendirerek sonuca ulaşmak gerekmektedir. b- Durumu ayrıntılı bir şekilde ele alıp meseleyi duruma göre değerlendiren ulema da vardır. Fetva da umumen bu mantıkla verilmektedir: Müslümanlar arasında Kur’an öğretecekler bulunabiliyorsa yani mesele bir kişinin veya bir iki kişinin eline düşmemişse ücret talebi caizdir. Aksi takdirde Kur’an öğretmek farzı ayın haline geleceğinden ondan ücret talep edilmesi caiz olmaz. Allah’a emanet olun.
Mü'minin asıl fetvası kalbinden gelir. Müftüler 'olur' deseler de o, kalbine sormalıdır. Allah'a emanet olun.
Yapmak istediğiniz şeyin bir sakıncası yoktur, fıkıh kuralı olarak yapılabilir. Ancak size tavsiyemiz nikâhı düğüne bir iki gün kala yapmanızdır. Çünkü nikâh, son karar demektir. Nişan ise ilk karar hükmündedir. İlk günden son sözü söylemek sakıncalıdır. Allah'a emanet olun.
Alenen teslim etmenizde bir sakınca görüyorsanız, alacaklının eline geçeceğini kesin bileceğiniz bir yolla da verebilirsiniz. Allah affetsin.