Fetva Meclisi
Soru
Kız kardeşim dört aylık nişanlı ve nişanlısının babasının içki içtiğini öğrendik. Nişanlısı ahlaki ve dini anlamda ailesinden oldukça farklı. Fakat bu durumu sonradan öğrenmek bizi oldukça üzdü, damadımızın bunu söylememesinin kasti bir sebebi olduğunu düşünmüyoruz fakat kardeşim çok etkilendi, üstelik babamız duysa oldukça sıkıntı olabilir. Bu durumda kardeşim ve aile olarak ne yapmalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu kardeşinizin anne baba rızası etrafındaki anlayışı ile alakalıdır. Helal ise yaptığı evlilik annenizin veya bir başkasının onu engelleme hakkı yoktur, gönül koyma ve tavsiye düzeyinde bir hakları olabilir. Bu da kardeşinizin anlayışı ile alakalı olur. Nasihat edin ve kenara çekilin, kardeşinizi tamamen aile dışına itmemiş olursunuz.
İnşaallah etkilemez. Bu sizin tutumunuza bağlı olur özellikle. Ne olumlu ne de olumsuz bir kanaat belirtmek doğru olmaz.
Uzun süren nişanlılık dönemleri böyle sorunlar getirebiliyor. Aile büyükleriniz bir araya gelip sürecin nasıl yürütüleceğine dair bir planlama yapsınlar. O esnada bir olumsuzluk olursa zaten her şey ortaya çıkar. Bu kararı tek başınıza vermeyin.
Baban ve annen bulaşıcı bir hastalığı olsaydı ne yapacaktın? Kendini koruyacak, sınırlı ve kontrollü yaklaşacaktın değil mi? Şimdi de aynısını yap.
Onların bu hassasiyetini anlayışla karşılamalısınız. Neticede insanlığın belası bir nesneyi üretiyor babanız. Siz biraz daha müstakil olduğunuzu ispat etmeye bakın, ola ki kalpleri rahat eder.
Kadının kocasına “seni boşarım” demesinin dinen bir yaptırımı ve sonucu yoktur ama siz onun haram olan alkolü kullanmasına karşı medeni mücadelenizi sürdürün. Allah yardımcınız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Alenen teslim etmenizde bir sakınca görüyorsanız, alacaklının eline geçeceğini kesin bileceğiniz bir yolla da verebilirsiniz. Allah affetsin.
Yapmak istediğiniz şeyin bir sakıncası yoktur, fıkıh kuralı olarak yapılabilir. Ancak size tavsiyemiz nikâhı düğüne bir iki gün kala yapmanızdır. Çünkü nikâh, son karar demektir. Nişan ise ilk karar hükmündedir. İlk günden son sözü söylemek sakıncalıdır. Allah'a emanet olun.
Secdeye inişte önce dizlerin, sonra ellerin konması; kalkarken de eller ve dizler şeklinde başlanması Sünnet'tir. Özrü olanlar için ise nasıl yapabileceklerse öyle yapmaları caizdir. Önce ellerin konduğu şeklinde de rivayet vardır. Bu da her iki türlü de yapılabileceğini göstermektedir. Allah'a emanet olun.
Takvimlerde yazan İMSAK saati kaçı gösteriyorsa o vakte kadar teheccüd kılınabilir. Teheccüd kılınan saate kadar da yatsı namazı kılınabilir. Allah kabul etsin.
Hadis kitaplarımızdaki hadislerin bazıları, farklı zamanlarda farklı şahıslara söylenmiş sözlerden oluşur. Farklı durumları, yani o hadisin kime neden söylendiğine dair bilgiyi bilmedikçe o hadislerden gerekli istifadeyi yapamayız. Hatta böyle hadisler yanlış düşüncelere bile neden olabilmektedir. Özellikle bu hadis hakkında şu noktaları tespit edebiliriz: a- Hadisi şerif, Kur’an öğretmeye karşı ücret almayı yasaklayan ifadeyi yansıtmaktadır. Buna binaen de böyle bir ücret almanın caiz olmayacağı hükmüne kail olan ulema vardır. Ama başka hadislerde de izin veren ifadeler vardır. Bu nedenle her iki kanaldaki bilgileri ortak bir paydada değerlendirerek sonuca ulaşmak gerekmektedir. b- Durumu ayrıntılı bir şekilde ele alıp meseleyi duruma göre değerlendiren ulema da vardır. Fetva da umumen bu mantıkla verilmektedir: Müslümanlar arasında Kur’an öğretecekler bulunabiliyorsa yani mesele bir kişinin veya bir iki kişinin eline düşmemişse ücret talebi caizdir. Aksi takdirde Kur’an öğretmek farzı ayın haline geleceğinden ondan ücret talep edilmesi caiz olmaz. Allah’a emanet olun.
Mesela ikindinin vakti saat 16.00'da ise tam 16.00'da ikindi namazına başlamak mümkündür. Ezanın okunmasını veya bitmesini beklemek şart değildir. Yalnız bunu itiyat haline getirip namazın önemli sünnetlerinden olan ezanı küçümseme anlayışına neden olmamak gerekir.