Fetva Meclisi
Soru
Sayın Hocam. İki sorum olacak.1-) Hamile iken oruçlarımı tuttum. Ancak 5 gün, gün içinde kustuğum için ve o zaman avuç dolusu kusmukla orucun bozulduğunu zannettiğim için, kusma sonrasında yemek yedim. Bu günler için kefaret mi gerekir? Eğer gerekirse her gün için ayrı ayrı mı gerekir?2-) Yine hamileliğim döneminde, herhangi bir rahatsızlığım yokken, orucumu tutabilecek durumdayken, çalıştığım iş yerindeki yöneticimin zoruyla (Kendisi tıp doktoru), "Kendine ve bebeğe zarar veriyorsun" diyerek, o gün orucumu bozdurdu. Şimdi olsa yapmazdım tabi ama o an karşı koyamadım. Bunun için kefaret gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Kişinin kendi müdahalesi olmadan kusması orucunu bozmaz. Orucunuzun bozulduğunu zannederek yemek yemeniz de kazayı gerektirir. O günü kaza ediniz.
Selamünaleyküm. İnşaallah keffaret gerekmez diye düşünürüz. O günü kaza etmeyi ihmal etmeyin. Allah afiyetinizi daim etsin.
Aleykümselam. Başlanmış orucu özür olmadan bozan birinin KEFFARET TUTMASI GEREKİR. Bir özür nedeniyle veya özürsüz olarak da olsa oruç tutmayan ise tutamadığı gün kadar kaza orucu tutar. Büyük bir tevbe ile de Allah'a yönelir.
Aleykümselam. Her iki durumda da oruç bozulmaz, devam edebilirsiniz. Allah kabul etsin.
Eğer, bayılma ve benzeri orucu bozmayı mübah kılacak düzeyde bir sıkıntıdan dolayı bozdu iseniz bu oruçları sadece kaza etmeniz yeterli olurdu. Kazaları da tutmuşsunuz. Ağır bir zorunluluk nedeni ile değilse bozmalarınız keffaret tutmanız gerekir. Buna göre: • Bu hatanız için tevbe edin. Allah’ın affını dileyin. • Ard arda ALTMIŞ GÜN hiç ara vermeden oruç tutun. İnşaallah bu kadarı yeterlidir. Allah Teâlâ mağfiret etsin, kabul buyursun.
Selamünaleyküm. Altmıştan sonrasını ara ara da tutabilirsiniz. Onlara kaza diye niyet edeceksiniz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Dul bir kadının, iffetini koruyabildikten sonra kendi başına bir evde yaşaması pek tabii hakkıdır. Nasıl uygun görüyorsa öyle yaşaması doğrudur. Müslüman olan kardeşimizin, Kuran’daki bir ayetten rahatsız olması ya da 'acaba?' demesi mümkün değildir. İman hususunda kat edilecek mesafelerin devam ettiği anlaşılmaktadır. Bir ikinci olarak da, Kuran’ın lanet ettiği o adamlar, peygamber katili olan kitledir. Kim içinde hâlâ Peygamber katletme ruhu taşıyorsa o kıyamete kadar lanetlidir. Meseleye kat edilecek iman kademeleri gözüyle bakabiliriz.
Selamünaleyküm. Kardeşler aralarında böyle bir anlaşma yaptılar ve erkekler bundan bir hak talep etmiyorlarsa bu bir anlaşma olduğu için annenize kalan caizdir. Erkeklerden biri, annenize verilen fazlalıktaki hakkını talep ederse onu alması hakkıdır.
Selamünaleyküm. Böyle bir sarılmanın dini bir sakıncası yoktur. Ev içinde de sokak kıyafeti ile bulunması gerekmez kızların. Her iki durum için de şöyle bir dip not düşmekte yarar vardır: Bu izin, hususi bir fitne ihtimaline karşı lakayt kalmaya ruhsat değildir. Mümin, evinde yüzde yüz güven ortamı iddiasında bulunmamalıdır. Tedbirli olmak mümin şiarıdır.
Selamünaleyküm. Bu kardeşimizle alakalı olarak kati bir ilaçtan söz etmek maalesef mümkün değildir. Bir tür kanser gibi yakalanmıştır o düşüncelere. Fikren onu ikna etme gayretiniz de onu daha derinlere çekebilir. Yapabileceğiniz tek şey onu, bu fikirleri ona sokuşturan çevresinden koparmaktır. Bu da 'kop çevrenden' demekle olmaz şüphesiz. Ona yeni düşünceler, yeni alanlar, geziler, işler üretmelisiniz. Yaptığı, söylediği her işle de açıkça ilgilenmeyin. Evlilik sürecine yaklaştırılması da bir sonuç verebilir. Size dua ederiz, Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. İş takıntısının bir anlamı yoktur; hangi işin ebedi garantisi vardır? Aile oturmuşluğu hususunda haklı olabilirler. Sizin eş adayınız iyi ama ailesi seviyesiz olabilir. Maddi değerler dışında kalan ölçüleri düşük aileden biri ile evlenmeniz doğru olmaz elbette. Bunların haricinde, sizin evlenmeniz zaruri durum almaya başlamış ise bunu ailenize iletin. Size o gençten daha ideal birini göstermelerini söyleyin. Gösteremezlerse evlenin. Onların iznini beklemeyin.
Selamünaleyküm. Fotoğraf işinde sıkıntının bulunduğunu bilmelisiniz. Ayrıca haram olan bir şeye ne kadar destek oluyorsanız o kadar harama girersiniz. Mesela sokakta kadınların bedenini teşhir eden bir kıyafetin reklamına aracı oluyorsanız siz de vebale girersiniz. Ne kadar destek oluyorsanız o kadar. Sizin o günahı fiilen işlememiş olmanız yetmez, işleyene yol açıyorsunuz. Buna göre ölçebilir ve karar verebilirsiniz.