Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yirmi yaşındayım ve aşırı derecede şehvetliyim. Sevdiğim biri var, harama düşmemek için evlenmek istiyorum fakat durumum el vermiyor. Bir işim yok ve daha ne kadar sabredebilirim bilmiyorum. OKB hastası olduğum için daha çok zorlanıyorum. Bu durumda ne yapmalıyım hocam görüşünüze ihtiyacım var?
Cevap
Benzer fetvalar
Haklısınız ama bu durumu bir psikolog veya aile danışmanı ile istişare ederek ne yapacağınızı kararlaştırsanız iyi edersiniz. Allah yardımcınız olsun. Âmin.
Hayatınızı dolu dolu geçirmeniz gerekiyor. Yatağa bile tam uykunuz gelince girin. Bu büyük oranda boş vakti olanların daha yoğun karşılaştığı bir sıkıntıdır. Kendinizi, bu işin hastası olarak görmeyin. Bu, sizin karşınıza çıkan bir sıkıntıdır, biiznillah geçer. Elbette, gözünüzü korumak zorundasınız. TV'den bilgisayardan zorunluluk dışında uzak durun. Yaşınız ve evlilik durumunuzu belirtmemişsiniz. Bekarsanız hemen evlenin. Asla içinizden geçen bir şeyi denemeye kalkışmayın; bir deneme ile uçurumun dibini bulabilirsiniz. Çokça dua edin. Cemaatle namaz kılın. Muhakkak Kur'an okuyun. Sohbetlere gidin. Beyninizde bu yoğunluk oluşunca tevbe edip kendinizi toparlamaya çalışın. Gıdanızdan protein ve benzeri şehvet yükleyiciliği yüksek olanları azaltın. Hoşunuza giden bir sporu sürekli yapın. İyi haberlerinizi bekliyoruz.
Evlenmek için de beklemeniz gerekmiyor. Allah Teâlâ eşinize rahmetiyle muamelede bulunsun. Size sabırlar ihsan etsin.
Kesinlikle doktor tedavisini önemsemelisiniz. İşiniz doktorla bitecek gibi duruyor. Allah şifa versin.
Doktora gidin ve sizin durumunuzun normal olup olmadığını öğrenin. Doktor size normaldir isteğiniz derse, eşinizi karşınıza alın ve dinen hakkınız olan şeyi istediğinizi söyleyin. (Bu sizin dinen hakkınızdır çünkü.) Doktor sizde bir aşırılık görürse onu tedavi ettirin. Eşiniz, farklı özürler üretirse o özürleri bir hakem eşliğinde çözmeye çalışın. Çözülmezse sizin evliliğiniz ve sizin helal yaşama arzunuz risk altında demektir. Bu da sizin olağanüstü bir döneme girmeniz anlamına gelecektir. Üç beş ay sonra eşinizde bir farklılık olmazsa boşanmaya kadar varacak bir süreci işletebilirsiniz.
Size şunu tavsiye ederiz: a- Siz ve eşiniz doktora görünün. Onda veya sizde ne kadar anormallik var onu doktor belirlesin. Böylece doktoru hakem yapmış olun. b- Eşiniz doktora gitmeye yanaşmazsa meseleyi aile büyüklerine iletin. c- Sizde bir aşırılık bulursa doktor siz tedavi olun. Eşinizde bir aşırılık bulursa o tedavi olsun. Bu husustaki tıbben veya psikolojik yöntemlerle tedavi başarılı olmaktadır. Tedavi sürecinde de siz sabretmeyi becerin. Eşiniz kendisini toparlayınca da efendilik gösterip geçmişi unutun, yeni bir sayfa açın. d- Eşinizin tedavi olmaya yanaşmaması durumunda ise, süreci doktorla beraber yürüttü iseniz harama düşme tehlikesine karşı kendinize helal bir çare üreteceğinizi eşinize onun büyüklerini de şahit tutarak söyleyin. Öyle veya böyle sakın harama bulaşmayın. Kaçak iş yapmayın. Biiznillah başaracaksınız.
cinsellik konusundaki diğer fetvalar
Başta Buharî ve Müslim olmak üzere temel hadis kitaplarımızda kadının eşinin cinsel içerikli isteğine cevap vermemesi bir günah olarak önümüze konmaktadır. Bu doğrudur. Böyle bir tavrı Peygamber aleyhisselam efendimiz “meleklerin ona lanet etmesi” ile özetlenecek bir hata olarak göstermiştir. Meleklerin lanet etmesinin ise Allah’ın razı olmadığı bir işi simgelediğini gayet rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun anlamı ise kadının bu tavrının günah olarak yazılmasıdır. Şunu da tespit etmeliyiz: Erkeğin kadından bu alandaki isteği sınırsız ve ölçüsüz bir istek değildir. Fıkhımızda şu ölçülerle daire içine alınmış bir istek olduğunu bilmeliyiz: Dinen geçerli sayılabilecek bir özre dayalı olduğunda kadının kendisini uzak tutmasında bir sakınca yoktur. Doktor onaylı bir sağlık sorunu bulunması, bir yakınının ölümü gibi aşırı duygusallığının bulunduğu güne rastlaması kabul edilebilecek özürlerdendir. Kadın için sakıncalı yani günah denecek durumun oluşması erkeğin bu nedenle küskün kalmasına dayalıdır. Erkeğin küskünlüğü geçici ise veya geçmiş ise ya da kadın bir yolla eşinin gönlünü almayı becerebilmiş ise yine sorun yok demektir. Kadının bu tavrının süreklilik arz etmesi lanetin de sürekli olmasını gerektirecektir, kadın tavrını sonlandırdı ise yine problem yoktur. Erkeğin zulüm denebilecek bir tavrına karşılık kadın kendisini müdafaa için böyle bir karşı tavır göstermek zorunda kaldı ise vebalden söz edilmeyebilir. Erkeğin arzusu kadının yerine getirmesi gereken farz ibadetlere mani oluyorsa bu durumda da vebal söz konusu olmayacağı gibi kadın için yapması gerekeni yapmıştır da diyebiliriz. Erkeğin isteğinin kadın açısından aybaşı, lohusalık gibi yasaklı bir zamana rastlaması itiraz etmesi ve kendisini kollaması gereken bir tavır gerektirecektir ki kadın asla böyle bir tavırdan ötürü mesul olmaz aksine gerekeni yapmış olur. Kadının oruç tutarken onu orucunu bozmaya zorlaması farz bir ibadete engel olmak olacağından kadın asla böyle bir isteğe cevap vermeyecektir, vermemelidir. Aynı şey ihramlı iken gerçekleşirse yine aynı karşı tepkisini göstermelidir. Kadının, erkekten gelen caiz olmayacak ilişki isteğine karşı olumsuz tepkisi de görevidir.
Cinsi münasebet ile kastınız tam olarak cinsel birleşme yani cima ise bu bir kefaret gerektiren hatadır. Altmış gün ardı ardına oruç tutulur. Sonra da o gün kaza edilir. Tabii bu durum Ramazan orucu içindir.
Kızınızla her şey bitmiş gibi bir rolde asla olmayın, asla! Hiçbir şey olmamış gibi konuşun, ona bağrınızı açın, size açılmasını sağlayın, hemen şimdi, hemen şimdi! Onu şeytanın kucağına ittiniz fark etmeden. Kızınızın sıkıştığı noktada evlilik olmayabilir. O öyle zannediyor olabilir. Onu bir psikoloğa götürün ve psikoloğun yönlendirmesine göre hareket edin. Gerekiyorsa tedavi ettirin. Korkmayın ama geç kalmayın. Sizinle en özel muhabbetleri yapabileceği ortamı hiç kaldırmayın. Tek çare onun sizinle her şeyini paylaşabilmesidir. Allah yardımcınız olsun.
Kaynak ne olursa olsun, sözü edilen haramı işleyen en ağır haramlardan birini işlemiş demektir. Bünyesinde öyle bir meyille yaratılmış olması hafifletici bir sebep olamaz. O da kendi imtihanını kazanmak zorundadır.
Geçmiş rezilliğe tevbe etmeli. O tevbesini hayatı kadar değerli bilip korumalı. İbadetlerle geçmiş açığı kapatmaya çalışmalı. Evliliğini de daha güzel günlere doğru sürdürmeli.
Sen ve eşin altmış gün ardı ardına oruç tutmanız gerekir. Bunun alternatifi sizin yaşınız için yoktur. Tevbe edin, tekrar etmemeye azimli olun ve uygun bir zamanda da kefareti tutun.