Fetva Meclisi
Soru
"Hayâ, on bölümdür. Dokuzu kadınlara, biri erkeklere verilmiştir." Böyle sahih bir hadis var mıdır hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu şekilde bir rivayeti bilmiyorum. Misafirin rızkı ile geleceğine dair rivayetler ise vardır.
Aleykümselam. Böyle sahih bir hadis bilmiyorum.
Hayır, böyle bir SAHİH hadis yoktur. Bunu hadis olarak görmemiz gerekmiyor.
Biiznillah, öyle olur.
Böyle bir hadis çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Ama SAHİH hadisler arasında böyle bir hadis yoktur. Zayıf denebilecek rivayetleri de çok azdır. Bu nedenle, ashabın faziletini beyan bakımından kullanılabilir bir söz olmakla beraber dini bir belge olarak kullanılamaz.
Sahih bir hadis olarak bu yoktur. Kadınlar aleyhine uluorta üretilmiş sözlerden biri olarak yaygınlık kazanmıştır.
hadis konusundaki diğer fetvalar
Kur'an'ımız kitabımızdır. İmanımız onadır, onunladır. Temel kuralların asıllarını ondan alırız. En temel kural mesela namaz kılma emridir. Namazın varlığını ondan alırız. Namazın ayrıntılarını ise Peygamber aleyhisselamın hadislerinden öğreniriz. Hadislerden daha fazla istifadeyi de o hadisler üzerinden içtihatlar yapan alimlerimizden alırız. Böylece dini hayatımızı ince ayrıntıları ile yaşarken üç eksende durmaktayız: Kur'an, hadis ve içtihat (kıyas). Ümmetimiz, hayatını bugüne kadar böyle getirmiştir.
Kur'an’ımızı tecvid adını verdiğimiz bir kaideler manzumesi ile okumak zorundayız. Başka türlü okunması asla caiz olmaz. Kur'an’ımız dışındaki hadisler de dahil olmak üzere metinlerin okunmasına yönelik bir tecvid benzeri kurallar yoktur. Asıl maksat olan hadisin bereketini gidermesin, dikkat edin.
İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez’ sözü hadis olarak sabittir. Böyle bir sözü Peygamber aleyhisselam efendimizin söylemiş olduğunu biliyoruz. Bu sözden şu anlamları çıkarabiliriz: - Karakteri nankörlük olan biri bunu kullara da yapar Allah’a da yapar. - Kul, insanlara teşekkür etmesini bilmedikten sonra Allah’a şükrediyor olmasını da Allah Teâlâ kabul buyurmaz. - Teşekkür etmek mü'min ahlakının temellerinden biridir. O kadar ki bu teşekkür, Allah’a şükürle bağlantılı tutulmuştur. En temel teşekkür ifadelerimizden biri ‘Allah senden razı olsun.’ Sözüdür. Peygamber aleyhisselam efendimiz, iyilik yapana dua ile bile olsa karşılık vermeyi emretmiştir. - Teşekkür mü'min olana yapıldığı gibi mü'min olmayan birine de yapılmalıdır. Şu kadar ki, mü'min olmayan birine dua cümlesi ile değil de günlük ifadelerle teşekkür edilir.
Belirttiğiniz hadis sahih bir hadis değildir ama hadisin muhtevası Kur'an'ın ve Peygamber aleyhisselamın getirdiği dinin özüdür. Ümmetiz biz, ümmet olma kabiliyetimizi yitirdikten sonra neyimizle öne çıkabiliriz ki? Allah sana ve senin gibi dertli mü'minlere sabır ve sebat ihsan etsin. Şunu unutmayalım: Allah Teâlâ, herkese takatı kadar yük yükler. Münferit bir mü'min olarak sen, bir kişilik kalbinle mesulsün. Bir vakıf başkanı vakfının kapasitesi kadar mesuldür. Bir devletin başındaki mü'min de o devletin gücü kadar sorumludur. Herkes hesabını Rabbine verecek; kimin ne kadar takatı vardı, kim de ne kadar tembel davrandı, bunu sadece o bilebilir. Hesabını da o soracaktır. Buna göre biz çalışırız. Malımızı, bedenimizi ve nefeslerimizi feda etmeye hazır oluruz. 'Haydi' sesini ezan sesi gibi duyarız. Gayret ederiz, sabrederiz, dik dururuz, yürürüz, koşarız, takatımız bitin, kaslarımızda mecal kalmayınca da çömelir anamızın kucağında çığlık attığımız gibi ağlarız, çığlığımız Arş'a erene kadar ağzımızdan ve ellerimizden, ayaklarımızdan hatta gözlerimizden çığlıklar yükseltiriz, dualar ederiz, Allah'ın yardımını getirecek fecri bekleriz. Bütün bunlara da melekler şahit olur. Gerisi.. Yok gerisi bunun.
Tirmizî’de 241 nolu hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ‘kırk gün sabah namazını, imamın tekbirine yetişecek şekilde kılan için ateşten kurtuluş ve nifaktan kurtuluş beratı verilir’ buyurmaktadır. Anlaşılıyor ki, sabah namazını kırk gün camide kılmanın mükâfatı ateşten ve nifaktan kurtulmaktır. Rabbim muvaffak kılsın.
İ’tikâf sünnet bir ibadettir. Sünnet olarak da herkesin yapması yerine belirli kimselerin yapması durumunda yerine gelebilecek bir sünnettir. Özellikle dünyevileşme bataklığına karşı kendine gelme, ahireti hatırlama, ibadet ve tefekkür kalitesini artırma amacı açısından önemli bir görev yapar bu ibadet. İ’tikâf camide yapılır. Sadece abdest gibi zorunlu ihtiyaçlar için çıkılır. Namaz ve Kur’an okuma ile geçirilir saatler. Az uyunuz, zikir yapılır. Dünya kelamı ile meşgul olunulmaz. En az bir tam gün yapıldığında ona i’tikâf denir. Akşam ezanından öbür akşam ezanına kadar olan bir gün belirtilen gündür.