Fetva Meclisi
Soru
Hocam, i’tikâf ile ilgili olarak nelere dikkat etmeliyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. İ’tikâf mühim Sünnetlerden biridir. Takatı olan mü'min bu Sünnet’i yerine getirmelidir. Evinde çocukları açısından bir eksiklik olmayacak olanlar, sıhhati yerinde olanlar bu Sünnet’i yerine getirirler. Daha öncelikli görevleri olanlar ise o öncelikli görevleri yaparlar. İ’tikâf, akşam ezanı okunurken camide bulunmak ve öbür akşam ezanına kadar yirmi dört saat camide olmak demektir. Bu şekilde bir günlük de olsa i’tikâf tutulabilir. Allah yardımcımız olsun.
İtikâf namaz kılınan bir camide veya kadının evinde namaz için ayırdığı odasında olur. Vakıfta olmaz.
İtikâf sayesinde ibadet ve kulluğun daha derinlemesine idrak edilme imkânı bulunur. Kadir Gecesini idrak etme imkânı daha yüksektir. Başlı başına bir ibadet olan “mescitte bekleme” sünnetine alışılır. Günlük malayani alışkanlıklardan ve fasit çevreden emin olunan bir on gün yaşanmış olur. Dış etkilerden uzak bir Kur’an tilaveti belki de hatmi imkânı olur. Gece ibadeti ve nasûh bir tevbe için daha nezih bir ortamda bulunulmuş olur. Kalbin tedavisi yönünde bir tezkiye ve ıslah dönemi geçirilmiş olur. İtikâf beş vakit namaz kılınan bir mescitte, yılın her gününde yapılabilir bir ibadettir. Bir saatlik, bir günlük olabilir. Ancak, Ramazan ayında sözü edilen itikâf, son on gün içinde bir iftar vaktinden diğer iftar vaktine kadar mescitte bekleme ibadetidir. İtikâf, mescitte beklemek olarak tarif edilebilir. Ancak bu bekleme içi doldurulması gereken bir beklemedir. Dış meşgalelerden uzak bir ortamda, ölümü, ahireti tefekkür edip, ileriki dönem için muhasebe yapma fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Kalabalıklar hâlinde yapılan bir itikâf bu hazzı vermiyorsa, o kalabalıktan da kaçınmak evladır.
İnsan çevresinden etkilenir, çevreye dikkat etmek gerekir. Günlük işlerini düzensiz yapar, bu etkiler. Planlı ve sebatlı olmak gerekir. Günahlar işliyordur, o günahlar da kalbini karartıyordur. Günahlardan arınmak ve istiğfar etmek gerekir. Dua etmiyordur, dua ile yoğunlaşmak gerekir.
Dinî bir terim olarak itikâf akıl sağlığı yerinde ve ergenlik çağına gelmiş bir Müslüman’ın beş vakit namaz kılman bir mescitte ibadet/Allah’a yakınlık elde etme niyetiyle bir süre durması demektir. İtikâfa giren kimse, camide yer, içer, uyur ve ihtiyacı olan şeyleri mümkün olduğu takdirde camide tedarik eder. Tuvalete gitmek, abdest almak ve gerekli olduğunda gusletmek gibi tabiî ihtiyaçları için ise camiden dışarı çıkabilir. Bulunduğu camide cuma namazı kılınmıyorsa, cuma namazını kılmak üzere başka bir camiye gidebilir. Cenaze namazı için ise dışarı çıkamaz. Kendisine veya malına bir zarar geleceği korkusuna kapılması ya da zorla çıkarılması hâlinde başka bir camiye gitmek üzere içerisinde bulunduğu cami veya mescitten çıkabilir. Bu zorunlu hâllerin dışında camiden çıkarsa itikâfı bozulur. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/129-131) Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Ramazan’da ve özellikle bu ayın son on gününde itikâfta bulunduğunu bildiren birçok hadis-i şerif vardır. (Buhârî, İ‘tikâf, 1 [2025-2026]; Müslim, İ‘tikâf, 1-5 [1171-1172]) Nâfile olan itikâfın en azı bir gündür. İmam Ebû Yûsuf en az süreyi, bir günün yarıdan fazlası olarak belirlerken; İmam Muhammed itikâf için bir saati de yeterli bulur. Yukarıda izah edildiği şekli ile camide itikâf erkeklere mahsustur. Kadınlar ise evlerinin namaz kılmak üzere belirledikleri bir yerinde itikâfta bulunabilirler. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/129) Şâfiî mezhebine göre ise mescit dışında itikâf caiz değildir. Kadın, kocasından izin alarak mescitte itikâf yapar. Zira Hz. Peygamber’in (s.a.s.) eşlerinin mescide itikâfa girdikleri rivâyet edilmiştir. (Müslim, İ‘tikâf, 5-6 [1172]) Bu mezhebe göre itikâf sırasında oruçlu bulunmak da şart değildir. (Şîrâzî, el-Mühezzeb, 1/350; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/188-191)
İtikaf, namaz kılınan bir mescitte olur. Erkekler için hüküm böyledir. Zorunlu evde bulunma hâli ise inşaallah iyi değerlendirilirse itikaf gibi olur.
hadis konusundaki diğer fetvalar
Bu söz hadis olarak sahih bir yolla sabit değildir. Çalışmaya teşvik etmesi bakımından anlam olarak doğru olabilir ama ‘hadis’ denmesi için gerekli alt yapısı yoktur. Genel olarak mü'min, hangi işleri yapmakla mükellef ise o işlerde sürekli bir adım atma heyecanı içinde olmasını teşvik etmektedir.
Allah Teâlâ, dünyadaki bütün nimetleri kullarına mubah kılmıştır. Mü'min olmak nimet mahrumu olmak değildir. Helal olan ve zararsız olan her şey mü'minin hakkıdır. Şu kadar ki mü'min, nimetleri kulluğunun ayak kayma sebepleri de yapmamalıdır. Allah’ın salih kulları, nimetleri kullanmanın bir seviyeden sonra gevşeklik nedeni olabileceğini hissetmişler ve var olan nimetlere bile bir tür sınır getirmişlerdir. Buna din literatüründe ZÜHD bunu yapana da ZAHİD denmektedir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz zahidlerin başıdır. Elinin altında dünya nimetlerinin tamamı olabilecekken o, Rabbinin huzurunu seçmiştir. Yatak ve benzeri dinlenme araçları da neticede bir nimettir. En rahat yataklarda uyumak bir nimet kullanımıdır. Yasak olması -ibadete mani olmadıkça- söz konusu değildir. Meseleyi bu açıdan ele alabilirsiniz.
İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez’ sözü hadis olarak sabittir. Böyle bir sözü Peygamber aleyhisselam efendimizin söylemiş olduğunu biliyoruz. Bu sözden şu anlamları çıkarabiliriz: - Karakteri nankörlük olan biri bunu kullara da yapar Allah’a da yapar. - Kul, insanlara teşekkür etmesini bilmedikten sonra Allah’a şükrediyor olmasını da Allah Teâlâ kabul buyurmaz. - Teşekkür etmek mü'min ahlakının temellerinden biridir. O kadar ki bu teşekkür, Allah’a şükürle bağlantılı tutulmuştur. En temel teşekkür ifadelerimizden biri ‘Allah senden razı olsun.’ Sözüdür. Peygamber aleyhisselam efendimiz, iyilik yapana dua ile bile olsa karşılık vermeyi emretmiştir. - Teşekkür mü'min olana yapıldığı gibi mü'min olmayan birine de yapılmalıdır. Şu kadar ki, mü'min olmayan birine dua cümlesi ile değil de günlük ifadelerle teşekkür edilir.
Kur'an’ımızı tecvid adını verdiğimiz bir kaideler manzumesi ile okumak zorundayız. Başka türlü okunması asla caiz olmaz. Kur'an’ımız dışındaki hadisler de dahil olmak üzere metinlerin okunmasına yönelik bir tecvid benzeri kurallar yoktur. Asıl maksat olan hadisin bereketini gidermesin, dikkat edin.
Bu sözün sahih bir rivayetini bulamadım. Genel olarak mevzu ağırlıklı yorumlarla anılmaktadır.
Kur'an'ımız kitabımızdır. İmanımız onadır, onunladır. Temel kuralların asıllarını ondan alırız. En temel kural mesela namaz kılma emridir. Namazın varlığını ondan alırız. Namazın ayrıntılarını ise Peygamber aleyhisselamın hadislerinden öğreniriz. Hadislerden daha fazla istifadeyi de o hadisler üzerinden içtihatlar yapan alimlerimizden alırız. Böylece dini hayatımızı ince ayrıntıları ile yaşarken üç eksende durmaktayız: Kur'an, hadis ve içtihat (kıyas). Ümmetimiz, hayatını bugüne kadar böyle getirmiştir.