Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben bir arkadaşıma bu yıl son 10 gün itikafa da giremeyeceğiz dedim. O da bana bu yıl 30 gün evde itikaftayız Allah'ın izniyle dedi. Biz normal karantinadayız, Ramazan gelince ibadetlerimize yoğunlaştık. İtikafta mı sayılırız?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Erkeklerin itikâfı, beş vakit namaz kılınan bir mescitte olabilir, evde olmaz.
Bu işleri yaptıktan sonra itikaf anlamını yitirir. İtikaf yerine başka nafile ibadetler yapın. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Beş dakikalık bile olsa i’tikâf yapılabilir. Ramazandaki gibi olmasa da belli oranda bir ibadet yapılmış olur biiznillah.
Gayen Allah rızası ve sevap ise BABANIN YANINDA SÜREKLİ KAL. İ'tikâfını ebedileştirmiş olursun biiznillah.
İtikâf namaz kılınan bir camide veya kadının evinde namaz için ayırdığı odasında olur. Vakıfta olmaz.
Selamünaleyküm. Evinde namaz kılmak için ayırdığı oda i'tikâf odası olmalıdır. Mutfağa gidip yemek pişirmesi de doğru olmaz. Sadece abdest ihtiyacı ve yemek atıştırmak için çıkabilir o odadan.
Corona konusundaki diğer fetvalar
Allah’ın yarattığı ve yaşattığı bir dünyada insanların az/çok demelerinin anlamı yoktur. İnsan neslinin ilki Âdem babamızdan beri düşmanı olan İblis’in ve ona kul olanların propagandalarıdır bunlar. Daha insanca yaşama planları yapacakları yerde ‘daha az insan’ planları yapmaktadırlar. Bu da iman nimetinden mahrum olanların ne kadar vahşi bir hayat yaşadıklarını göstermektedir. Biz onlar gibi bakamayız. Biz mü'miniz elhamdülillah. İmanımızın gereği gibi bakarız. Bize imanımız der ki: - İnsan neslinin çok olması Allah’ın şükredilmesi gereken nimetlerinden bir nimetidir. - Neslin çok olması güçtür, enerjidir. - Neslin imanla donanmış olarak çoğalması malda ve rızıkta da berekettir. Onların vehmettiği gibi çoğaldıkça açlık olmaz, bereket olur. - Dünyada evliliğin ana gayelerinden biri neslin çoğalmasıdır. Bunu çıkarınca evlilik ve aile gereksizleşir. Ona bağlı olarak da iffet gider. Bu nedenle kürtaj ve benzeri yöntemlerle çocuk katliamı şiddetle nehyedilmiştir. - Evliliğin teşvik edilmesi hatta çok doğuran kadının övülmesi böyle derin anlamlar ihtiva etmektedir.
Allah Teâlâ afiyetinizi daim etsin. Sıkıntınızı ve ağrılarınızı günahlarınızın temizlenmesine vesile kılsın. Âmîn. Durum şöyledir: 1- Yoğun bakımda veya eliniz kolunuz bağlı gibi bir durumda olmadığınız sürece gusletmeniz gerekecektir. 2- Evet, bir bayan olarak gusletme fırsatı bulamayabilirsiniz. Buradaki bulamama sıfır imkân denebilecek bir bulamama olsun. 3- Bu noktadan sonra teyemmüme geçebilirsiniz. Teyemmüm edin, o teyemmümle namaza geçin. İlk su fırsatında da gusledersiniz. Geçmiş olsun.
Böyle bir karar ancak yıllar sonra izlenebilir. Şu anda “şu iyiliği getirdi” denmesi çok zordur. İhtimal insanlar bu felaket geçtikten kısa bir zaman sonra adını bile hatırlamıyor olabilirler. Toplumların ibret alıp düzelme ihtimali ne yazık ki çok yüksek değildir. İyilik sebebi olmasını dileriz ama bunu zamana bırakmak gerekir. Buna rağmen hızlı bir tarama ile şu acil öğütleri hatırlattığını söylememiz mümkündür: 1- Bütün insanlığa özellikle de Müslüman nesillere sıhhatin ve vaktin kıymetini hatırlattı. Ölüme ne kadar yakın yaşadığımızı, ölümün karşısında çok ödlek olduğumuz gerçeğini hatırlattı. Fani dünyanın ebedi ahireti ezdiğini, gafletimizin ahiretimizi zarar ettirdiğini hatırlattı. 2- Bireysel çapta da olsa ibadete ve haramlardan uzaklaşmaya teşvik etti. Tevbe eden kullar oldu. 3- Unutulmuş sünnetlerden bazılarını hatırlattı. Erkeklerin evlerinde hanımlarına yardım etme sünnetini hatırlattı. Çocuklarla bir arada vakit geçirmek diye bir sünnet olduğunu hatırlattı. Unutmayanlar için güzel kazanç oldu bunlar. 4- Peçeyi itici bulan medeniyet erbabı yüzlerini beyaz peçelerle kapatıp şehirlerde dolaştılar. Gülünç buldukları peçeyi maske olarak kullandılar. Bu da bir ders olmuştur umarız.
Değerli kardeşim, Allah seni cami kuşlarından kılsın. Duyguların mübarek hisleri yansıtıyor. Seninle bu konuyu şu ayrıntılarda ele alalım: 1- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyuruyor ki: ‘Kul, hastalanır veya bir yolculuğa çıkarsa, evinde sıhhatli iken yaptıkları ona yapıyor gibi yazılmaya devam edilir.’ Kendimize bu hadisin penceresinden bakalım: Biz, açık iken camilerde cemaatte idiysek şu anda camiler kapalı da olsa hâlâ ordayız biiznillah. Hiçbir eksiğimiz de yoktur. Hayır, açık olduğu zamanlarda camide değildi isek şimdi neyin kavgasını yapıyoruz. Buna eskilerin dilinde KAYIKÇI KAVGASI denirmiş. Allah’tan dileriz bizi KALBİ MESCİTLERE KİLİTLENMİŞ kullarından kılsın. Hedefimiz bu olsun. Yarın biiznillah o mescitler açılır da sabah namazlarında boş kalırsa ne diyeceğiz bugün ürperen kalplerimize? 2- Camilerin açılması ile bankaların açılmasını karşılaştırmak hatalı olur. Bankalarda insan teması, bulaşma riski ile camilerdeki aynı değildir. Ayak basılan yere secde edilmesi, giriş çıkışlardaki izdiham başka bir mekânla benzetilemeyecek kadar farklı değil midir? Ortadaki sorun can sorunudur ve özellikle de mü'min insanın camideki can sorunudur. Değil bir mahalle mescidi, mü'min insanın canı Kâbe’den bile değerlidir Allah katında. Şu hadisi unutmayasınız: Abdullah bin Ömer radıyallahu anhüma diyor ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi Kâbe’de tavaf ederken gördüm, şöyle diyordu: ‘Sen ne güzelsin, kokun ne güzel! Sen ne yücesin, senin saygınlığın ne yücedir! Muhammed’in canını elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Allah katında mü'minin değeri malıyla, kanıyla senin değerinden daha üstündür.’ İnsan canı söz konusu olan bir yerde bir kere daha hatta bin kere daha düşünmek gerekir. Sağlık konusunda yetkili makamlar uygun bulmadıkça mescitlerin açılmaması gerekir. Allah’ın izni ile camilerimizin kapıları kapalı olsa da bizim kalplerimizin kapıları tamamıyla camilere doğru açıktır. Hamd olsun ki ezanlarımız eksilmemiştir. Böyle bakınız daha rahat olursunuz.
Bir kere görüştüğümüz doktorlar, bu tür ilaçların tanıtıldığı gibi gerçekçi olmadığını beyan ediyorlar. Sağlık bakanlığının böyle bir tavsiyesi bulunmuyormuş. Bu durumda ilaç nitelikli kabul edilmeleri zorlaşıyor. İlaç olmayınca da zaruret yoktur. Burundan birkaç damla mideye doğru inecek olursa oruç bozulur. Böyle bilinmelidir.
Kur'an ile alakalı ne yaparsan o güzeldir. Sana yaptığında ömrünün sonuna kadar rahmet olacak bir iş tavsiye edeyim o zaman: Bakara suresini ezberle. İşin gücün varsa her gün BİR ÂYET ezberleyerek başla. Biraz vaktin varsa günde BEŞ ÂYET ezberle. Altı gün ezber yap. Yedinci gün de o güne kadar ezberlediklerini baştan geldiğin yere kadar bir ayetmiş gibi tekrar et. Böylece en fazla bir sene sonra BAKARA SURESİ HAFIZI olursun. Seneye de biiznillah Âl-i İmran suresini böyle yaparsın. Mezara girdiğinde bir gün, bu iki sureyi başucunda sana şefaat için senden önce orada bekliyor olarak bulursun Allah’ın inayetiyle. Yaşarken hissedeceğin huzur ve kanatlanmışlığı ise zaten göreceksin. Bismillah de ve başla. Sakın usanma ve olmaz zannetme. Önündeki Kur'an’dır ve o seni yaratanın sana indirdiği emanetidir. Bismillah de.