Fetva Meclisi
Soru
Hocam, Allah sizi sevsin, çok güzel nasihatleriniz oluyor. Bir nasihatiniz dikkatimi çekiyor. Çok Kur'an okuma üzerine nasihat ediyorsunuz. Peki, böyle farklı bir Kur'an okuma yapmam için bana ne nasihat edersiniz? Ne yapayım ki, bela dolu günlerde bana şifa olsun?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Sizi ve ailenizi Kur'an ehli olan kullarından kılsın. Size şunları tavsiye edebilirim: Bu tür işlerde Allah’ın yardımı İHLAS şartına bağlıdır. İhlas, bir işi sadece Allah için, onun sevabını kazanmak için yapmanın adıdır. Güzel bir ihlas sizin şifreniz gibi olur. Onu bozacak reklam, gösteriş, kuru beklentilerden uzak durmaya çalışınız. Kur'an ezberlemek için İYİ OKUYOR olmak şarttır. Nereyi ezberleyecekseniz orayı bir hafıza telefondan dinletebilirsiniz. Evinizde dinleyecek biri varsa daha güzel olur. Size “burası güzel okundu” denince orayı ezberlemeye başlayın. Güzel okumakla kastımız, tecvid kurallarına uymak, harfleri Kur'an harfleri olarak kullanmaktır. Gunneler, medler vs. hepsi tam olmalıdır. Ezberlemek çok okumakla alakalıdır. Biz küçükken, bize yapacağımız ezberi en az otuz üç kere okuturlardı. Yaşınızı yazmamışsınız, bu nedenle yaşa göre cevap yazamıyorum size. Ama on ile yirmi yaş arası bu kadar okuma yetebilir. Yaş ilerledikçe bu sayı artar. Yüz kere olmasında da bir sakınca ve endişe yoktur. Neticede ezberleyememiş olsan bile okuduğun her harf senin için şu kadar sevap kaynağı olacaktır biiznillah. Senin derdin de sevap idiyse zarar etmezsin. Ezber için ideal olan önce otuzuncu cüzü ezberlemektir. Bu hem bir test olur hem ezberi daha kolay olur. Şöyle yapın: Mesela NEBE’ suresini ezberlemeyi karar vermiş olun. Sabah vakti daha bereketlidir, herhangi vakit de olur. Yatsıdan sonraki vakitler ise her şeyin iki katı eziyetli olmasını gerektirir. Yalnız bir yere geçin. Gözünüzü meşgul edecek şeylerden uzak durun. Yanınıza telefon vb. almayın. Elinize bir tesbih alın. Birinci ayeti, on kere bakarak okuyun. Gözünüzü kapatıp on birinci okuyuşu yapın. Ne kadar ezberlediğinize bakın. Ezber oldu ise yirmi kere daha ezber okuyun. Olmadı ise on kere daha bakarak. Sonra aynı şekilde TAMAM OLDU diyene kadar okuyun. İkinci âyete geçin. Aynı şeyi yapın. O da tamam olunca, birinci âyet ve ikinci âyeti birleştirerek on kere okuyun. Sonra üçüncüye birinci gibi yapın. O da tamam olunca birinci, ikinci, üçüncü âyeti topluca on kere okuyun. Ayetler arasında birleşmede sıkıntı oluyorsa üçünün toplamını yirmiye çıkarın. Bu şekilde ilerleyin. Bir günde ideal olan bir sahife ile yetinmektir. Hızlı başlayıp erken oturmak iyi değildir. Aynı anda iki saatten fazla oturum yapmayın ki, başınız şişmesin. Bir saat ezber, on dakika istirahat normaldir. Uyku bastırması, göz kararması gibi yan etkiler olursa abdest yararlıdır. Ertesi günü yaptığınızın ezberi baştan sona üç kere okuyun ve sizi dinleyecek olana dinletin. Whatsapptan da okuyabilirsiniz. Dinleyen, uyarılarında okuma hatası (üstünü esre, şeddeyi normal okuma gibi) buldu ise onu yeniden ezberleyin. O hata bir daha düzelmeyebilir. Âyet başını hatırlamama hatası çok önemli değildir. Bu şekilde günde bir sahife yapabiliyorsanız siz, biiznillah en geç iki senede hafız olursunuz. Zaman uzayınca baş ağrısı, göz kararmaları artabilir. Bu, sizin bir sağlık sorununuz mesela şekeriniz olduğunu, gözlük kullanmanız gerektiğini gösterebileceği gibi ezber için havasız bir oda kullandığınızı veya sizin ezberiniz açısından farklı bir sorun olabileceğini de gösterir. Ama bu en az bir ay iki ay sorunlu devam ederse böyledir. O durumda tekrar yazarsınız. Amme cüzü bu şekilde bittikten sonra: Yasin, Mülk, Hucurat, Fetih surelerini ezberleyin. Bu arada da bütün ezberlerinizi en az haftada bir topluca tekrar etmeyi unutmayacaksınız. Yeni ezber bir çiçek fidanı gibidir. Açıkta bırakılınca kurur gider. Haftanın bir gününü EZBERLERİ TEKRARLAMAYA ayırabilirsiniz. Ezber yaptığınız sürece aynı Mushaf’ı kullanın. Bir günü sabahtan akşama kadar değerlendirebilirsiniz. Evdeki ortamınızın rahatlığına bağlıdır bu. Güne iki saat ayırmadan da ezber çok uzar… Birbirine benzer ayetleri normalden iki kat daha fazla okumalısınız. Ezberlediğinizi zihinde tutmanın en güzel yolu, ezber olarak hocanın sana TAMAMDIR dediklerini namazda zammısure olarak okumandır. Sizi dinleyen hocanızın ikazlarını unutmayın. Ve duayı unutmayın. Şeytan sizi bunaltmadan siz onu dua ile bunaltın ki gayenize ulaşabilesiniz. Allah mübarek etsin.
1. Niyetin berrak ve güçlü olsun. Kur'an’ı ezberlemekle Allah’ı bulmayı, cennetine girenlerden olmayı, bu ümmetin en iyilerinden olmaya niyet et. 2. Bunun için çok dua et. Duan olmazsa hiçbir şey yapamayabilirsin. 3. Sabret. Sonuna gelinceye kadar sabret. Yüzlerce sene olsa bile sen sabra hazır ol. 4. Zamanı çok iyi kullan. Vakit buldukça değil ona ayırdığın ve hiçbir şeyle değiştirmeyeceğin vakitlerde ezberle onu. 5. Dünyevi işlerden sıyrılabildiğin kadar Kur'an sana geleceği için onu ezberleyene kadar dünyevi bağlantılarını en azından keyfi olanlarını azalt. 6. Daraldığın zamanlarda gece namazına kalk ve dua et. 7. Sana ezber yaptıran hocanın yönlendirmelerine önem ver.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Özet olarak size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Acele etmeyeceksin. Bedenin büyüdüğü gibi maneviyatın da büyüyecek. Bunun adına sabırla ve yılmadan, erimeden yaşamaya devam etmek diyebiliriz. - İbadetlerini ihmal etmeyeceksin. Elbette önce farz ibadetleri kastediyoruz. Nafile ibadetleri artırmaya bakacaksın. Mesela Kur'an okumayı, zikir yapmayı günlüğün haline getireceksin. - Çevreni temiz tutacaksın. Zararı yok, kimse olmasın yanında ama olan sana zarar vermesin. Üç kişi de olsalar, Allah yolunda arkadaş edindiklerin çevrenden eksik olmasın. - Haramlardan ve haramlara götüren sebeplerden uzak duracaksın. - Aile saadetini ahiretin açısından çok önemli olarak göreceksin. - Haber programları dâhil, dünyevileşmeye neden olacak bilgi kirliliğinden kendini koruyacaksın. - Çok dua edeceksin. Çok, çoook... Allah yardımcın olsun.
Allah yardımcınız olsun. Şöyle bir okuma/okur olma/okur düşünür çocuk yetiştirme planı yapabilirsiniz: Okumak sözcüğü sizin için ebediyen değişmeyecek şekilde Kur'an okumayı hatırlatsın size. Her gün siz ve çocuğunuzun annesi Kur'an okuyun. Annesinin okuyamadığı günlerde siz okuyun o dinlesin. Bir sayfa da olsa her gün Kur'an okuduğunuzu, her sabah evin perdesini açtığınız gibi bir hayat gerçeği olarak görsün yavrunuz. Okuduğunuz Kur'an hatim olarak bitince de evde bir dua merasimi yapın. Özel yemekler yapın. Bunları yavrunuz ve müstakbel kardeşleri izlesin. Göreceksiniz yavrunuz Kur'an’ımızı hayatının bir parçası gibi görecektir. Misafir geldiğinde de okuyun. Hep beraber okuyun. Hasatlık olunca da, az da olsa okuyun. Böylece ‘Oku’ emri ile başlayan kitapla tanışsın yavrunuz. Bir günde veya bir haftada yoğun okuma yerine günlük az ama sürekli olanı tercih ederiz. Bu aynı zamanda sizin maneviyatınızın güçlenmesine de vesile olacaktır. Evinize bereket inecektir. Bu noktadan sonra evinizde bir ilmihal kitabını her üç senede bir kere bitirin. Okuduğunuz kitaba notlar düşün, altını çizin. Anlayamadığınızı tekrar okuyun. Beraberce bir bilenden sormaya gidin. O kitap sizin fıkıh alt yapınızı oluştursun. Yalnız bu kitap çocuk için değildir. Onun için farklı yaşlarda farklı kitaplar alacaksınız. Üçüncü olarak da evinizde RİYAZUSSALİHİN adlı hadis kitabı bulunsun. O sizin musluğunuzdan akan su gibi size Peygamber aleyhisselamın ahlakını akıtacaktır. Onu evinizin suyu bilin. Erkam yayınları arasında çıkan sekiz ciltlik baskısını alabilirsiniz. O kitaptan, önceleri her hafta bir hadis ve şerhini okuyarak başlayın. Misafir gelince de okuyun, onlara da faydanız dokunsun. Misafirliğe giderken çocuğunuzun çamaşır çantasını götürdüğünüz gibi kitabınızı da götürün, gittiğiniz yerde de okuyun. Pikniğe giderken götürün. Böylece eviniz biiznillah salihlerin bahçesine dönüşsün. Sakın bir hadis ve iki sayfalık şerhi diye küçümsemeyesiniz yaptığınızı. Siz de bebek iken birkaç damla süt alıyordunuz ağzınıza ama bugün büyük bir adam/kadın oldunuz, değil mi? Damla damla büyümemiz realitemizdir. İlk zamanlarda kitabın üslubuna alışana kadar anlayamadığınız yerleri bir bilene sormanızda sakınca olmaz. İlk zamanlarda değil ama ileriki dönemlerde mesela iki yıl sonra bir tefsire ihtiyacınız olabilir. O zaman da M. Toptaş’ın ŞİFA tefsiri ile başlarsınız. Kısa surelerin tefsirini okursunuz. Fatiha suresinin tefsirini okursunuz. Onu o zaman programlayabilirsiniz. Evinizde üç kitaplık bulunsun. Birinci kitaplıkta evdeki herkesin ve gelmesi muhtemel misafirlerin sayısında Mushaf olsun. O kitaplığa MUSHAF KİTAPLIĞI deyin. Oraya başka kitap koymayın. İkinci kitaplıkta diğer kitaplarınız bulunsun. Üçüncü kitaplığı da çocuğunuzun/çocuklarınızın kitaplığı olarak belirleyin. Çocuklar o kitaplığı kendilerinin olarak bilsinler. Onlar için yaşlarına göre kitaplar alın, oraya koyun. Önceleri kitaplarını yırtsa da ses çıkarmayın. Onun kitabı yırtması bile bir okutma eğitimi olacaktır biiznillah. Evinizde bir genel ansiklopedi bulunabilir. Müslüman yayın evlerinin çıkardığı romanlar bulunabilir. Yazarı mü'min olmayan kitapları evinize sokarken bile bile zehir kullanacağınızı unutmayın. Her şehirde bir hastane bulunacağı gibi sizin evinizde de bir İHYAUULUMUDDİN bulunsun muhakkak. Bir zaman sonra da olsa ona muhakkak müracaat edeceksiniz. Evinize gelen dede ve ninelere, misafirlere çocukların yanında kitaplığı ve kitapları konuşun. Onlar o esnada oynuyor olsa bile siz bunu yapın. İnsanların hatta en yakın çevrenizin sizi ciddi bir şekilde takdir edip benimseyeceğini zannetmeyesiniz. Kitap gariplerin dostudur. İnsanlar siz kitaptan söz ettikçe sizden uzaklaşabilirler. Siz de kitaplarınızla akraba olursunuz. Bu programın başarısını büyük oranda eşinizin de size katılması oranı kadar olacaktır. Bu nedenle ittifak ederek yürütün bu planı ki daha başarılı olabilesiniz. Ve duasız nefes alamazsınız. Çok dua edin. “İkra” ümmetinden olmanın hakkını verebilmek için. Allah’a emanet ederim sizi.
Kızım, bunu denemen mümkündür. Şöyle yap: - Bir sahifeyi hatasız bir şekilde iki dakikada okuyabiliyor musun? Okuyamıyorsan bunu geliştir. Okuyabiliyorsan, - Herhangi bir sahifeyi bir sabahtan akşama kadar ezberlemeye çalış. Bir günde ezberleyebiliyorsan, ertesi gün onu ezber okuyup okuyamadığını dene. Okuyamıyorsan, yüzünden okumayı biraz daha geliştirip iki hafta sonra tekrar denetle. - Okuyabiliyorsan mesela Hicr suresini ezberlemeye çalış. Her günü bir sahifeyi geçmeyecek şekilde ezberlemen gerekiyor. Hicr suresini bitirince onun tamamını okuyup okuyamadığına bak. Sonucu tekrar bana yaz, ona göre değerlendiririz. Allah kolay etsin.
Evet, hayatın gerçeği budur, böyledir. Yalnız bu sürekli böyle gitmez. Bir süre sonra toparlayabilirsin. Şeytan seni perişan etmesin. Şu andaki durumunu mevsim değişikliği gibi anlamaya çalış. Aileni ihmal etme. Farzlarda hiçbir şekilde aksaklık yapma. Haramlardan uzak dur. Çok geçmeden vakit bolluğu ve planlı iş yapma düzeyine geleceksin. Bu da bir imtihan ve bu da bir süreçtir.
Corona konusundaki diğer fetvalar
“Siz kabul edemeyeceğiz” deyin. Hiçbir vebaliniz olmaz. Akrabalardan bile olsa durum böyledir. Devletin “hayati tehlike var” uyarısını dikkate almayana “yok” denmesi gereklidir.
Bir kere görüştüğümüz doktorlar, bu tür ilaçların tanıtıldığı gibi gerçekçi olmadığını beyan ediyorlar. Sağlık bakanlığının böyle bir tavsiyesi bulunmuyormuş. Bu durumda ilaç nitelikli kabul edilmeleri zorlaşıyor. İlaç olmayınca da zaruret yoktur. Burundan birkaç damla mideye doğru inecek olursa oruç bozulur. Böyle bilinmelidir.
Allah’tan afiyet dileriz, kendimiz ve mü'min kardeşlerimiz için güzel bir hayat, güzel bir ölüm dileriz. Durum şöyledir: Yaşayan bir insan namaz kılmak için mesela abdest alması gerekir. Su bulamazsa teyemmüm eder. Teyemmüm imkânı olmazsa onu da yapmaz, namazını öyle kılar. Aynı sıralamayı ölmüş bir mü'min kardeşimiz için de uygularız. Koca camilerde bile Cuma namazı kılınmaz oldu. Ortada olağanüstü bir durum vardır. Yıkayabiliyor, kefenleyebiliyorsak yaparız. Değilse en azından gıyabi cenaze kılarız kardeşlerimiz için. Allah’ın mağfireti ve rahmetini onun için de kendimiz için de dileriz. Yapacak başka bir şey yoktur ne yazık ki. Bu perspektiften bakınız meseleye.
Babanızın BU KONUDA sözünü dinlemeyin. O mevcut salgın tehlikesini kavrayamamış olduğu için böyle istiyordur. Bu Ramazan ayında iftar vermekte samimi olan onun bedelini vererek samimiyetini göstermelidir. Mü’min kendisini ve başkalarını tehlikeye atmakla sadece vebale girer. İftar vermek ve eve ev halkı olmayanları toplamak imanın şartlarından değildir. Kaç haftadır camilerimizin Cuma günü bile açılmayacak kadar büyük bir afeti bu şekilde hafife almamalıdır insanlar.
Şöyle izah edelim: 1- ‘Oruç tutamayabilir’ diye izin verilir bir meslek yoktur. Meslekten dolayı oruç iptal veya erteleme yapılamaz. Bir pozisyonun ağırlığından ötürü orucu açmaya izin verilebilir. Muhtemel sıkıntı değil içinde bulunulan sıkıntı olmalıdır bu. Genel kural böyledir. 2- Görev gereği ikamet adresinden 90 km. uzakta geçici olarak bulunan sağılık personeli, seferî oldukları için istiyorlarsa oruç tutmayabilirler. Onlar bu kuralın dışında kalırlar. Bu geçici görevlendirmenin ne kadar süreceğini bilmeden aylarca orada kalacak olsalar hep seferî sayılacaklardır. 3- Nöbet veya benzeri olağanüstü bir durumda bulunduğunuz pozisyonunuzun, ağzınıza iki dilim yemek koymaya uygun olmaması durumu ve buna bağlı olarak nöbet anında dengenizi kaybedecek kadar susuzluk ya da açlık hissetmeniz durumunda oruç açısından bir izin oluşabilir. Bu durumda oruç bozulur, hiçbir sakıncası olmaz ve daha sonra sadece o gün kaza edilir. Bunu da fırsat bulunca, sonraki ramazan ayı gelmeden kaza edersiniz. Konuyu şöyle anlayabilirsiniz: Siz normal olarak her günkü gibi oruca niyetlenin. Oruca devam edin. Sözünü ettiğimiz ağır durum oluştuğunda ya da sizin zafiyetiniz nedeniyile hastanın/hastaların risk altına girmesi gibi durumda orucunuzu bozun. Hiçbir sakınca olmadan yiyin veya için. Sonra kaza edersiniz. 4- Sağlık personeli için bu şekilde bir oruç tutmaya karşı ruhsat oluşması durumu, kendi sağlıkları veya ikinci insanların sağlıkları açısından olması aynıdır. Şöyle diyebiliriz: Kendi canını kurtarmak ve başka canı kurtarmak aynı dairenin içinde bulunur. Her iki durum için de oruç açmaya izin vardır. 5- İcra ettiğiniz vazifeniz, bir insanın iş olarak icra edebileceği en mübarek işlerdendir. Niyetinizi Allah’ın kullarına hizmet ederek Allah’ın rızasını kazanma şeklinde belirleyin ki çalışma dakikalarınız hatta dinlenme vakitleriniz ibadet nitelikli birer iş olsun. İnsanların sizi alkışlamasını beklemeden vazifenizi yapın. Alkışlar biter ama Allah’ın rızası ebedîdir, O sizden razı olduğunda göklere kadar yükselirsiniz biiznillah. Sizin için dualar ederiz, size sabırlar dileriz. Allah Teâlâ sizi korusun, elinize şifa indirsin, yüreğinize sabır doldursun.
Bu bakış hiç doğru değildir. Neticede bu Allah’ın azaplarından bir azaptır. İman edene de gelir, etmeyene de gelir. Bundan daha vahimi ölüm değil midir? İman edenler ölmüyor mu? Bu yaşadığımız dünya hayatında mü'mine ayrı kâfire ayrı işlem yapılmıyor. O dediğiniz ahirette olacak inşaallah; orada mü'minler Allah’ın nimetlerini ebedi olarak tadacaklar. Burası dünyadır orası da cennettir. Bu musibetler mü’minlere geldiğinde iyilerin derecesini arttırır, günahkârların günahlarını düşürür; ahirete kazanmış olarak giderler. Kâfirlere geldiğinde ise çektikleri eziyetle ahirete giderler, bir kazançları olmaz. Afetleri bir ayıplama konusu olarak değerlendirmek yanlıştır. Bu ümmetin en iyileri olan sahabelerden niceleri benzer afetlerle Rablerine gittiler. Değerlendirmeleri yaparken duygusallıktan uzak yapmak gerekir. Allah Teâlâ bütün insanlığı afetlerden muhafaza buyursun, gelen afetleri de ıslahımıza vesile kılsın.