Fetva Meclisi
Soru
Hocam, doktorların corona önlemi olarak önerdiği bazı burun spreyleri var eczanelerde satılıyor. Bu spreyler nane bazlı, burundan sıkılıyor. Burnun üst kısmını yaktıktan sonra bir süre sonra genze kadar iniyor. Bu spreyleri kullanmak orucu bozar mı? En azından corona tehlikesi bölgesinde çalışanların kullanması gibi bir ruhsat var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Sözünü ettiğiniz test, kuru bir çubuğun ağza ve buruna temas ettirilmesi ile oluşuyor. Böyle bir işlem bu kadarı ile orucu bozmaz.
Sabahları ifadesi ortalama bir ifadedir. Sabah yedide diye doktor sınır getirirse mesela, öyle bir durumda özür sahibi olursunuz ve orucunuzun fidyesini verirsiniz yani oruç tutmanız gerekmez. Genelde ise durum böyle değildir. Sabahları ifadesi imsak vaktine yakın bir ifade olduğu için imsaktan hemen önce içilen ilaç da biiznillah onun yerini tutar. Geniş düşünmeye bakınız. Geçmiş olsun.
Burnunuzun içindeki bir oluşumu yutmak oruca zararlı değildir. Dışarıdan -burun yoluyla da olsa- mideye bir şey almak gibi olmadığı için orucunuz açısından bir sıkıntı yoktur. Aynı şekilde kan burnunuzdan dışarı akmadıysa abdestinize de mani değildir.
Uzmanlardan öğrendiğimize göre bu, alternatif olarak kullanılan bir ilaçtır. İçeriği bakımından normal ilaçlar gibi bir denetime tabi değildir. Faydalı olup olmaması aynı bir meseledir. Kabul edilmiş bir ilaç olmadığı için zaruret ve ilaç birleşimine girmesi de zordur. Ayrıca bununla beraber mideye giren ve kana karışabilecek bir gıdadan da söz edebiliriz. Bu nedenle oruçlu iken kullanılmasının sakıncalı olacağını ve orucu bozacağını düşünürüz. Ağır bir hastalık için muhakkak kullanılma durumu olursa daha sonra kaza edilmesini tavsiye ederiz.
Ağızdan içeri sıvı alınmayan bir tür oksijen gibi hava solunumu niteliğinde olan tedaviler orucu bozmaz. Sıvı alma niteliğindeki uygulamalarda mideye sıvı inecek kadar sıvı ilaç alınıyorsa bu orucu bozar. Sizden anlaşılan mideye sıvı inmediğidir. Bu da orucu bozmaz. Geçmiş olsun. Allah Teâlâ afiyetini ziyade etsin.
Tedavi umudu olmayan yani iyileşmesi muhtemel olmayan hastalık sahipleri özürlüdürler. Zaten sizin kullandığınız yöntemin de oruca direkt bir zararı yoktur. Kullanabilir ve orucunuzu tutabilirsiniz. Geçmiş olsun.
Corona konusundaki diğer fetvalar
Kur'an ile alakalı ne yaparsan o güzeldir. Sana yaptığında ömrünün sonuna kadar rahmet olacak bir iş tavsiye edeyim o zaman: Bakara suresini ezberle. İşin gücün varsa her gün BİR ÂYET ezberleyerek başla. Biraz vaktin varsa günde BEŞ ÂYET ezberle. Altı gün ezber yap. Yedinci gün de o güne kadar ezberlediklerini baştan geldiğin yere kadar bir ayetmiş gibi tekrar et. Böylece en fazla bir sene sonra BAKARA SURESİ HAFIZI olursun. Seneye de biiznillah Âl-i İmran suresini böyle yaparsın. Mezara girdiğinde bir gün, bu iki sureyi başucunda sana şefaat için senden önce orada bekliyor olarak bulursun Allah’ın inayetiyle. Yaşarken hissedeceğin huzur ve kanatlanmışlığı ise zaten göreceksin. Bismillah de ve başla. Sakın usanma ve olmaz zannetme. Önündeki Kur'an’dır ve o seni yaratanın sana indirdiği emanetidir. Bismillah de.
“Siz kabul edemeyeceğiz” deyin. Hiçbir vebaliniz olmaz. Akrabalardan bile olsa durum böyledir. Devletin “hayati tehlike var” uyarısını dikkate almayana “yok” denmesi gereklidir.
Allah’tan afiyet dileriz, kendimiz ve mü'min kardeşlerimiz için güzel bir hayat, güzel bir ölüm dileriz. Durum şöyledir: Yaşayan bir insan namaz kılmak için mesela abdest alması gerekir. Su bulamazsa teyemmüm eder. Teyemmüm imkânı olmazsa onu da yapmaz, namazını öyle kılar. Aynı sıralamayı ölmüş bir mü'min kardeşimiz için de uygularız. Koca camilerde bile Cuma namazı kılınmaz oldu. Ortada olağanüstü bir durum vardır. Yıkayabiliyor, kefenleyebiliyorsak yaparız. Değilse en azından gıyabi cenaze kılarız kardeşlerimiz için. Allah’ın mağfireti ve rahmetini onun için de kendimiz için de dileriz. Yapacak başka bir şey yoktur ne yazık ki. Bu perspektiften bakınız meseleye.
Babanızın BU KONUDA sözünü dinlemeyin. O mevcut salgın tehlikesini kavrayamamış olduğu için böyle istiyordur. Bu Ramazan ayında iftar vermekte samimi olan onun bedelini vererek samimiyetini göstermelidir. Mü’min kendisini ve başkalarını tehlikeye atmakla sadece vebale girer. İftar vermek ve eve ev halkı olmayanları toplamak imanın şartlarından değildir. Kaç haftadır camilerimizin Cuma günü bile açılmayacak kadar büyük bir afeti bu şekilde hafife almamalıdır insanlar.
Şöyle izah edelim: 1- ‘Oruç tutamayabilir’ diye izin verilir bir meslek yoktur. Meslekten dolayı oruç iptal veya erteleme yapılamaz. Bir pozisyonun ağırlığından ötürü orucu açmaya izin verilebilir. Muhtemel sıkıntı değil içinde bulunulan sıkıntı olmalıdır bu. Genel kural böyledir. 2- Görev gereği ikamet adresinden 90 km. uzakta geçici olarak bulunan sağılık personeli, seferî oldukları için istiyorlarsa oruç tutmayabilirler. Onlar bu kuralın dışında kalırlar. Bu geçici görevlendirmenin ne kadar süreceğini bilmeden aylarca orada kalacak olsalar hep seferî sayılacaklardır. 3- Nöbet veya benzeri olağanüstü bir durumda bulunduğunuz pozisyonunuzun, ağzınıza iki dilim yemek koymaya uygun olmaması durumu ve buna bağlı olarak nöbet anında dengenizi kaybedecek kadar susuzluk ya da açlık hissetmeniz durumunda oruç açısından bir izin oluşabilir. Bu durumda oruç bozulur, hiçbir sakıncası olmaz ve daha sonra sadece o gün kaza edilir. Bunu da fırsat bulunca, sonraki ramazan ayı gelmeden kaza edersiniz. Konuyu şöyle anlayabilirsiniz: Siz normal olarak her günkü gibi oruca niyetlenin. Oruca devam edin. Sözünü ettiğimiz ağır durum oluştuğunda ya da sizin zafiyetiniz nedeniyile hastanın/hastaların risk altına girmesi gibi durumda orucunuzu bozun. Hiçbir sakınca olmadan yiyin veya için. Sonra kaza edersiniz. 4- Sağlık personeli için bu şekilde bir oruç tutmaya karşı ruhsat oluşması durumu, kendi sağlıkları veya ikinci insanların sağlıkları açısından olması aynıdır. Şöyle diyebiliriz: Kendi canını kurtarmak ve başka canı kurtarmak aynı dairenin içinde bulunur. Her iki durum için de oruç açmaya izin vardır. 5- İcra ettiğiniz vazifeniz, bir insanın iş olarak icra edebileceği en mübarek işlerdendir. Niyetinizi Allah’ın kullarına hizmet ederek Allah’ın rızasını kazanma şeklinde belirleyin ki çalışma dakikalarınız hatta dinlenme vakitleriniz ibadet nitelikli birer iş olsun. İnsanların sizi alkışlamasını beklemeden vazifenizi yapın. Alkışlar biter ama Allah’ın rızası ebedîdir, O sizden razı olduğunda göklere kadar yükselirsiniz biiznillah. Sizin için dualar ederiz, size sabırlar dileriz. Allah Teâlâ sizi korusun, elinize şifa indirsin, yüreğinize sabır doldursun.
Bu bakış hiç doğru değildir. Neticede bu Allah’ın azaplarından bir azaptır. İman edene de gelir, etmeyene de gelir. Bundan daha vahimi ölüm değil midir? İman edenler ölmüyor mu? Bu yaşadığımız dünya hayatında mü'mine ayrı kâfire ayrı işlem yapılmıyor. O dediğiniz ahirette olacak inşaallah; orada mü'minler Allah’ın nimetlerini ebedi olarak tadacaklar. Burası dünyadır orası da cennettir. Bu musibetler mü’minlere geldiğinde iyilerin derecesini arttırır, günahkârların günahlarını düşürür; ahirete kazanmış olarak giderler. Kâfirlere geldiğinde ise çektikleri eziyetle ahirete giderler, bir kazançları olmaz. Afetleri bir ayıplama konusu olarak değerlendirmek yanlıştır. Bu ümmetin en iyileri olan sahabelerden niceleri benzer afetlerle Rablerine gittiler. Değerlendirmeleri yaparken duygusallıktan uzak yapmak gerekir. Allah Teâlâ bütün insanlığı afetlerden muhafaza buyursun, gelen afetleri de ıslahımıza vesile kılsın.