Fetva Meclisi
Soru
Hocam, corona nedeniyle karantinada bir hanım kardeşinizim. Aybaşı oldum, temizliğim geldi ama gusledemiyorum. Bulunduğumuz yer öyle karışık ki, benim gusletmem herkese bakın bana demem kadar tehlikeli, anlatamam size. Ben ne yapayım, teyemmüm yapsam olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Teyemmüm; a- Suyun yokluğunda, b- Suyu kullanamama durumlarında ruhsat olarak yapılabilir bir ibadettir. Yapıldığında da abdestin aynısıdır. Suyu kullanamama durumuna genelde hastalık sebep olarak gösterilir ama sözünü ettiğiniz durum gerçekte bir KULLANAMAMA durumudur. Buradaki kullanamıyor olmanın gevşek tutulması durumu ise kişinin takvası ile alakalıdır. Bir gevşek tutma, önemsememe söz konusu olmadıkça teyemmüm için gerekli şart oluşmuştur. Soruda belirtilen şartlar teyemmüm için biiznillah yeterlidir. Allah teala ümmetimizi afetlerden muhafaza buyursun.
Gusül abdestini almak farz iken su bulunuyor ancak uygun bir ortam -örneğin mahremiyet sağlayacak, üstünü açıp rahatça yıkanabileceğin bir yer- bulunamıyorsa, kişinin mahremiyetini koruyamayacağı bir durumda suyla gusletmesi gerekmez. Bu durumda teyemmümle yetinmesi caiz olur. Çünkü suyun varlığı değil su ile yıkanmanın fiilen mümkün olup olmaması dikkate alınır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: "Eğer hasta olur ya da yolculukta bulunur ya da tuvaletten gelir veya kadınlara dokunur da su bulamazsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin..." (Maide Sûresi, 6. âyet) buyrulmuştur. Bu ayette geçen "su bulamamak" sadece fiziksel yokluk değil, suya erişimin fiilen mümkün olmaması veya kullanmanın ciddi sıkıntıya yol açması hâllerini de kapsar. Banyo tadilatı gibi bir durum, başka güvenli ve mahrem bir yıkanma yeri yoksa geçici olarak teyemmümle ibadet etmene izin verir. Ama bu teyemmüm geçici bir çözümdür. Uygun ortam oluşur oluşmaz gusül alınmalıdır.
Selamünaleyküm. Islanmasında sakınca olan bölgeyi yıkamayın. Diğer bölgelerinizi de başkası size yardım etsin. Yardım edecek kimse bulamazsanız tek elinizle teyemmüm edin. Geçmiş olsun. Allah Teâlâ afiyetinizi iade etsin.
Allah sana kolaylıklar versin, kalbini huzur ile bedenini de sıhhat ile doldursun. Ailene sabırlar ihsan etsin. Hiç dert etme. Kalktığında gusletme fırsatı bulamadığını anlarsan hemen teyemmüm et. O teyemmüm sana gusletme fırsatı buluncaya kadar yeter. Sakın namazları ihmal etme. Namaz senin sığınağındır. Namazlarını kılan bir asker olduğunda melekler sana zırh olurlar. Haydi, yolun açık olsun. Allah'a emanet olasın.
Selamünaleyküm. Bu saydığınız şartlar gusül yerine teyemmüm için yeterlidir, yapılabilir.
Böyle bir ortamda teyemmüm yapmanız uygundur. Teyemmüm yapın ilk fırsatta da gusledersiniz.
Corona konusundaki diğer fetvalar
Allah’ın yarattığı ve yaşattığı bir dünyada insanların az/çok demelerinin anlamı yoktur. İnsan neslinin ilki Âdem babamızdan beri düşmanı olan İblis’in ve ona kul olanların propagandalarıdır bunlar. Daha insanca yaşama planları yapacakları yerde ‘daha az insan’ planları yapmaktadırlar. Bu da iman nimetinden mahrum olanların ne kadar vahşi bir hayat yaşadıklarını göstermektedir. Biz onlar gibi bakamayız. Biz mü'miniz elhamdülillah. İmanımızın gereği gibi bakarız. Bize imanımız der ki: - İnsan neslinin çok olması Allah’ın şükredilmesi gereken nimetlerinden bir nimetidir. - Neslin çok olması güçtür, enerjidir. - Neslin imanla donanmış olarak çoğalması malda ve rızıkta da berekettir. Onların vehmettiği gibi çoğaldıkça açlık olmaz, bereket olur. - Dünyada evliliğin ana gayelerinden biri neslin çoğalmasıdır. Bunu çıkarınca evlilik ve aile gereksizleşir. Ona bağlı olarak da iffet gider. Bu nedenle kürtaj ve benzeri yöntemlerle çocuk katliamı şiddetle nehyedilmiştir. - Evliliğin teşvik edilmesi hatta çok doğuran kadının övülmesi böyle derin anlamlar ihtiva etmektedir.
İtikaf, namaz kılınan bir mescitte olur. Erkekler için hüküm böyledir. Zorunlu evde bulunma hâli ise inşaallah iyi değerlendirilirse itikaf gibi olur.
Böyle bir karar ancak yıllar sonra izlenebilir. Şu anda “şu iyiliği getirdi” denmesi çok zordur. İhtimal insanlar bu felaket geçtikten kısa bir zaman sonra adını bile hatırlamıyor olabilirler. Toplumların ibret alıp düzelme ihtimali ne yazık ki çok yüksek değildir. İyilik sebebi olmasını dileriz ama bunu zamana bırakmak gerekir. Buna rağmen hızlı bir tarama ile şu acil öğütleri hatırlattığını söylememiz mümkündür: 1- Bütün insanlığa özellikle de Müslüman nesillere sıhhatin ve vaktin kıymetini hatırlattı. Ölüme ne kadar yakın yaşadığımızı, ölümün karşısında çok ödlek olduğumuz gerçeğini hatırlattı. Fani dünyanın ebedi ahireti ezdiğini, gafletimizin ahiretimizi zarar ettirdiğini hatırlattı. 2- Bireysel çapta da olsa ibadete ve haramlardan uzaklaşmaya teşvik etti. Tevbe eden kullar oldu. 3- Unutulmuş sünnetlerden bazılarını hatırlattı. Erkeklerin evlerinde hanımlarına yardım etme sünnetini hatırlattı. Çocuklarla bir arada vakit geçirmek diye bir sünnet olduğunu hatırlattı. Unutmayanlar için güzel kazanç oldu bunlar. 4- Peçeyi itici bulan medeniyet erbabı yüzlerini beyaz peçelerle kapatıp şehirlerde dolaştılar. Gülünç buldukları peçeyi maske olarak kullandılar. Bu da bir ders olmuştur umarız.
Değerli kardeşim, Allah seni cami kuşlarından kılsın. Duyguların mübarek hisleri yansıtıyor. Seninle bu konuyu şu ayrıntılarda ele alalım: 1- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyuruyor ki: ‘Kul, hastalanır veya bir yolculuğa çıkarsa, evinde sıhhatli iken yaptıkları ona yapıyor gibi yazılmaya devam edilir.’ Kendimize bu hadisin penceresinden bakalım: Biz, açık iken camilerde cemaatte idiysek şu anda camiler kapalı da olsa hâlâ ordayız biiznillah. Hiçbir eksiğimiz de yoktur. Hayır, açık olduğu zamanlarda camide değildi isek şimdi neyin kavgasını yapıyoruz. Buna eskilerin dilinde KAYIKÇI KAVGASI denirmiş. Allah’tan dileriz bizi KALBİ MESCİTLERE KİLİTLENMİŞ kullarından kılsın. Hedefimiz bu olsun. Yarın biiznillah o mescitler açılır da sabah namazlarında boş kalırsa ne diyeceğiz bugün ürperen kalplerimize? 2- Camilerin açılması ile bankaların açılmasını karşılaştırmak hatalı olur. Bankalarda insan teması, bulaşma riski ile camilerdeki aynı değildir. Ayak basılan yere secde edilmesi, giriş çıkışlardaki izdiham başka bir mekânla benzetilemeyecek kadar farklı değil midir? Ortadaki sorun can sorunudur ve özellikle de mü'min insanın camideki can sorunudur. Değil bir mahalle mescidi, mü'min insanın canı Kâbe’den bile değerlidir Allah katında. Şu hadisi unutmayasınız: Abdullah bin Ömer radıyallahu anhüma diyor ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi Kâbe’de tavaf ederken gördüm, şöyle diyordu: ‘Sen ne güzelsin, kokun ne güzel! Sen ne yücesin, senin saygınlığın ne yücedir! Muhammed’in canını elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Allah katında mü'minin değeri malıyla, kanıyla senin değerinden daha üstündür.’ İnsan canı söz konusu olan bir yerde bir kere daha hatta bin kere daha düşünmek gerekir. Sağlık konusunda yetkili makamlar uygun bulmadıkça mescitlerin açılmaması gerekir. Allah’ın izni ile camilerimizin kapıları kapalı olsa da bizim kalplerimizin kapıları tamamıyla camilere doğru açıktır. Hamd olsun ki ezanlarımız eksilmemiştir. Böyle bakınız daha rahat olursunuz.
Devletten aldığınız yardımda devletin yardım alacaklar için ortaya koyduğu şartlara riayet etmeyerek, bilgi saklayarak o yardımı aldı iseniz yardım size helal olmaz, onu iade etmeniz gerekir ya da bir fakire vermelisiniz. Sizin beyanınız doğru ise buna rağmen devlet size yardım etti ise o para sizindir, onunla malınızın zekâtını verebilirsiniz.
Bir kere görüştüğümüz doktorlar, bu tür ilaçların tanıtıldığı gibi gerçekçi olmadığını beyan ediyorlar. Sağlık bakanlığının böyle bir tavsiyesi bulunmuyormuş. Bu durumda ilaç nitelikli kabul edilmeleri zorlaşıyor. İlaç olmayınca da zaruret yoktur. Burundan birkaç damla mideye doğru inecek olursa oruç bozulur. Böyle bilinmelidir.