İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, sünnet ve hadisler Allah'ın emri midir? Daha açmam gerekirse Kur'an'ın devamı mıdır ve inkarı dinden çıkarır mı?

Cevap

Bize Peygamber gönderen Allah’ın, gönderdiği peygamberin bize yaptığı yönlendirmelere hadis denmektedir. Peygamber aleyhisselamı nereye oturtuyorsak, ondan geldiği sabit olan hadisleri de oraya oturmak zorundayız. Hadisleri bir bütün olarak kabul etmeyenin bu ümmetin içinde bir yeri olması mümkün değildir. Şu veya bu hadise, ilim adamlarının itiraz etmesi ise bir ilim mantığı içerisinde mümkün olabilir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Her mü'min bilir ki Allah’ın vahyi bir Kur'an şeklinde bir de Kur'an’ı tefsir eden sünnet şeklinde elimizdedir. İlk gününden bu zamana kadar Allah’a ve ahiret gününe iman eden her mü'min böyle inanmıştır. Bu asırda kâfirlerin sinsi planlarına takılan bazı gaflet Ehl-i sünnet’i bir tarih birikimi gibi görmeye başlamışlardır. Daha da garip olan durum, bu fitneyi “Kur'an’a hizmet, onu yüceltmek” gibi bir maske ile yapıyor olmalarıdır. Bu bir savaştır. Bu savaşta gafil yakalanan her mü'min için imanını tehlikeye atmak söz konusudur. Allah muhafaza buyursun. Kimin bilerek bunu yaptığını kimin anlamadan yakalandığını bilemeyiz ama şunu biliriz: Peygamber aleyhisselamın sünnetine dil uzatmak ona dil uzatmaktır. O günden bugüne mü'min olarak sünnete sarılıp yaşayan milyarlarca Müslüman’ı saf, aldanmış, kendilerini akıllı görmektir. Meseleyi bir savaş meselesi olarak görmelisiniz. Hadis âlimlerinin siyasetçilerden etkilendiklerine dair dedikodunun yüzde bir bile ihtimali olmayan bir dedikodu olduğuna tarih şahittir. Bunu söyleyenin tarih bilgisi hiç yok demektir ya da yalancıdır. Hadislerin toplanması, okutulması, kitaplaştırılması saraylardan tamamen uzak mekânlarda gerçekleşmiştir. Özellikle hadis âlimleri saraylardan uzak yaşamayı bir iman meselesi olarak görmüşlerdir. Hadisin en büyük imamı olan Buharî, sarayda kitabını tanıtmayı ve okumayı reddettiği için yaşadığı şehirden sürülmüş ve hicret yolunda ölmüştür. Buharî gibi bir âlimin “hadis sarayda değil camide okutulur” mantıklı tavrı bir destan. Bunun bir benzerini hatta daha da kapsamlısını yine ilk hadis imamlarından olan Ahmed bin Hanbel’de görebiliriz. Ne gariptir ki, bugün aynı fitneyi yürütenler hadis ehlini saraylardan uzak yaşamayı tercih ettikleri için “radikal, uç adamlar…” gibi vasıflarla anmaktadırlar. Gerçek odur ki, hadis âlimleri bu ümmetin en zahidleri, lüksten en uzak duranlarıdırlar. Allah onlardan razı olsun. Ömürlerini değil saraylarda kendi evlerinde bile geçirmemiş kimselerdir onlar. Diyelim ki, Emevi veya Abbasi halifeleri hadis âlimlerine müdahale ettiler ve hadis uydurttular. Siyaset ve sarayla ilgili bütün hadis kitaplarında kaç hadis vardır ki? Yöneticinin lehine bir tavır oluşturmaya destek olacak hadis sayısı kaçtır ve bütün hadislerin ne kadarıdır onlar. Binde bir bile denmesi mümkün değildir. Siyasetle bağlantılı konuların hadislerini etki ile yazdıklarını var sayalım, gerisine neden hürmet etmiyorlar? Demek ki meselenin aslı başka bir dosyada gizlidir. Bu bir projedir. Ümmetimizi içinden parçalama, dinimizi köklerinden çürütme projesidir. Böyle bakalım, buna göre tedbir alalım. O tür bir ders halkasında bulunmaktansa evde çocuklarla oyun oynamak daha isabetlidir biiznillah.

Hocam, küçük bir şehirde yaşıyoruz. Aradığımız zaman dersine katılacağımız bir h
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İlham vardır ama hüccet değildir. Yani ilham birine gelebilir fakat böyle bir bilgi dini bir hüküm oluşturmaz. İlim Kur’an olur, Sünnet olur, kıyas olur, icma olur. Asla 'ilmiledun' olmaz. Kur'an gibi Kur'an demeye benzer bu, eğer vardır dersek. İlmiledun ile kastımız, bazı insanların kalplerine doğan tuluat ise ona olabilir deriz ama bu, onların efkârını genişletmenin ötesinde bir din hükmü niteliği taşımaz.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin vefatı ile birlikte vahiy sona erdi,
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hadisler, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize ait sözler demektir. Bir söz, ona ait olmadıkça ya da ona ait olduğuna dair bilgimiz olmadıkça 'hadis' olarak anılmaz. Ama bu arada, hadis olmaması o sözün yanlış olmasını da gerektirmez. Bir sözün, güzel ve doğru bir söz olması başka şey, Peygamber'e ait olması başka şeydir. Bütün doğru ve güzel sözlerin Peygamber'e ait olması gerekmediği gibi, onun her sözünün bizim nazarımızda güzel görünmesi de şart değildir. O ne buyurdu ise onu öylece alır, irdelemeyiz. Zira o, Allah adına konuşmaktadır. Bu nedenle de onun söylediğini bildiğimiz sözler için HADİS ifadesini kullanırız. Sorduğunuz sorudaki söz, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme ait değildir. Yani, onun böyle bir söz söylediğine dair bilgimiz yoktur. Ancak bu durum, bu sözün yanlış olduğunu da göstermez, doğru olduğunu da. Böyle bir söz, bizim Peygamber'imize ne değer katar ne de değerini eksiltir. Onunla ilgili söyleneceklerin en güzelini Kur'an söylemiştir. Daha güzeline ihtiyacımız yoktur. Bu tür sözlerin peşinde vakit israf etmek hatadır.

“(Habibim) Sen olmasaydın, alemleri yaratmazdım.” Hocam, bu söz hadis değil mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, böyle bir hadis kitaplarımızda vardır ama Peygamber aleyhisselama sahih yollarla ulaşan bir hadis değildir. Helal beslenip kesiliyor olduktan sonra eti ve sütü açısından sakınca yoktur.

Hocam inek etinin zararlı olduğu ve yenmemesi gerektiğine dair hadis var mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Siyaset ve din konusunda hatta günlük hayat konularında internet asla güvenli bir ortam değildir. Dinimizle alakalı bir hususu sadece internete dayandıramayız.

Hocam, Bir sorum var, internette hadislerin altında güvenilir kaynaklar varsa on
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Öncelikle şunu bileceğiz: Bir ilimden istifade etmek için o ilmin 'sana göre olan düzeyindeki kaynağını' kullanabilirsin. O ilmin kaynaklarından bir kaynak, kişinin birikimi ve alt yapısı açısından uyumlu mu değil mi buna bakılmalıdır. Hadis ilminde de böyledir diğerlerinde de. Bunu tespit etmiş olalım. Hadis kitapları arasında herkes için okunabilir/anlaşılabilir ana kitap RİYAZUSSALİHİN isimli kitaptır. Bu kitabın Erkam Yayınları arasında çıkan şerhli baskısını güvenle tavsiye edebiliriz size. Not tutarak, sabırla okumaya çalışınız. Binden fazla hadisi bitirdiğinizde içinize Peygamber aleyhisselamın feyzinin aktığını göreceksiniz. Duanızı bekleriz.

Hadis ve Sünnetler konusunda hangi kaynaklara başvurmam gerekir ? İnternette far

hadis konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu karalamayı yanlış biri ile paylaştınız. Elhamdülillah Müslüman’ız biz. Bu karalama ise Müslüman olmayan bir oryantalistin derlemesidir. Biz Mü'miniz. Elhamdülillah.

Hocam sizden bir konuda beni aydınlatmanızı isteyeceğim. Bir arkadaşım bana yazı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sünnete göre namaz kılmaktan söz edilince sanki Sünnet dışında da namaz varmış gibi bir his oluşmaktadır. Bu yanlıştır. Bir ilmihal kitabında tarif edilen namaz da Sünnet üzere namazdır. Meseleyi etraflıca bilmeyenlerin ifadelerine takılmamalısınız. Bir ilmihal kitabından namazı öğrendiğinizde biiznillah aslını öğrenmiş olursunuz.

Hocam Peygamber efendimizin sünnetine uygun namaz nasıl kılınır. Mezhepsel fark
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hadislerin bizim gibi avam için özetlenmiş şekli olan İLMİHAL kitabının tarif ettiğini yapmak zorundasınız. Hadisin sahih olup olmadığını anlamayan için hadise bakarak iş yapmak biraz zorlama sinyali vermektedir.

Hocam selamunaleykum. Hadise dayanarak selati vitr namazımı 1 rekat kılıyorum. H
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tirmizî’de 241 nolu hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ‘kırk gün sabah namazını, imamın tekbirine yetişecek şekilde kılan için ateşten kurtuluş ve nifaktan kurtuluş beratı verilir’ buyurmaktadır. Anlaşılıyor ki, sabah namazını kırk gün camide kılmanın mükâfatı ateşten ve nifaktan kurtulmaktır. Rabbim muvaffak kılsın.

Kırk gün sabah namazını cemaatle kılmanın faziletleri nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Belirttiğiniz hadis sahih bir hadis değildir ama hadisin muhtevası Kur'an'ın ve Peygamber aleyhisselamın getirdiği dinin özüdür. Ümmetiz biz, ümmet olma kabiliyetimizi yitirdikten sonra neyimizle öne çıkabiliriz ki? Allah sana ve senin gibi dertli mü'minlere sabır ve sebat ihsan etsin. Şunu unutmayalım: Allah Teâlâ, herkese takatı kadar yük yükler. Münferit bir mü'min olarak sen, bir kişilik kalbinle mesulsün. Bir vakıf başkanı vakfının kapasitesi kadar mesuldür. Bir devletin başındaki mü'min de o devletin gücü kadar sorumludur. Herkes hesabını Rabbine verecek; kimin ne kadar takatı vardı, kim de ne kadar tembel davrandı, bunu sadece o bilebilir. Hesabını da o soracaktır. Buna göre biz çalışırız. Malımızı, bedenimizi ve nefeslerimizi feda etmeye hazır oluruz. 'Haydi' sesini ezan sesi gibi duyarız. Gayret ederiz, sabrederiz, dik dururuz, yürürüz, koşarız, takatımız bitin, kaslarımızda mecal kalmayınca da çömelir anamızın kucağında çığlık attığımız gibi ağlarız, çığlığımız Arş'a erene kadar ağzımızdan ve ellerimizden, ayaklarımızdan hatta gözlerimizden çığlıklar yükseltiriz, dualar ederiz, Allah'ın yardımını getirecek fecri bekleriz. Bütün bunlara da melekler şahit olur. Gerisi.. Yok gerisi bunun.

Hocam, bugünlerde İslâm coğrafyası zor zamanlardan geçiyor. Aslında dünyanın var

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.