Fetva Meclisi
Soru
Hocam koruyucu aile kapsamında bir kız çocuğuna evimizde bakmak istiyoruz. En küçük evladım beş yaşında olduğu için eşimin sütü yok. Dışarıdan hormon takviyesi alarak bu çocuğu emzirse süt çocuğumuz olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Kadının göğsünden çıkan süt hangi yöntemle olursa olsun yeteri kadar ve yirmi dört ayı bitirmemiş bir çocuğa verildiğinde sütannelik oluşur.
Süt emmenin yirmi dört ayı geçmemiş olması gerekir. Ve belli bir oranda mesela emdi bıraktı denecek oranda emzirilmesi gerekir. Buna göre hareket edilmelidir. Fukahanın önemli bir bölümü kadının sütünün hamilelikten kaynaklanmasının şart olmadığını söylemiştir. Süt hormonu sağlayan bir uygulama ile kadının göğsünden süt geliyorsa direkt memeden veya bir kaba konarak kaptan çocuk onu içince sütanneliği gerçekleşir. Kadın sütanne olunca da mahremiyetle ilgili kurallar gerçekleşir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus gelen nesnenin KADINDAN GELEN SÜT olmasıdır. Süt gibi bir şey olması yeterli olmaz.
Süt hukuku oluşmasının en temel şartı, süt emecek çocuğun yirmi dört ayı geçmemiş olmasıdır. Kadının sütünün bizzat memeden emilmesi şart değildir. Sütün taze olması da gerekli değildir. Taze süt, dondurulmuş süt veya farklı bir şekilde mideye indirilmiş süt aynıdır. Netice olarak dondurulmuş süt ile süt anneliği sağlanabilir.
Bir çocuk, bir kadının sütü emdiğinde o kadının bütün çocukları ile kardeş olur. Onlarla evlenemez.
İki yaşından büyük birinin süt emmesi ile süt hukuku oluşmaz ama böyle koca karı ilaçlarını denemeniz doğru değildir. Tıbben gerekenlere önem verin.
Bir kadının sütünü emen çocuk onun süt çocuğu olur. Kadının o andaki kocası da onun süt babası olur. Daha sonra bir boşanma olsa da bu durum değişmez; ebedi süt anne ve ebedi süt baba olarak kalır.
aile konusundaki diğer fetvalar
Şöyle yapabilirsin kızım, a- Evlilik için akraba veya değil yerine UYGUN VEYA DEĞİL kuralı getir kendin için. Uygunluk da din ve göz beğenisi üzerine kurulu olsun. Bunalır ve eleme kabiliyetini yitirecek olursan maazallah, kurallarını bir bir düşüreceğin bir evlilik yaparsın. b- Dine hizmet konusunda da önce kendi dinini ayakta tutacağın bir evlilik ilkesi peşinde ol. Sen iyi olursan din, bir kale kazanmış olur zaten ve senin bereketin sen göremeden bile çoğalır. c- Evlilik için yaşa değil de ihtiyaca takıl, ne kadar zarurettir senin için ne kadar da normaldir düzeyine bak. d- Memur olman için senin aile şartlarını bilemediğimden ne ol ne de olma diyebilirim sana. Ama bir harama bulaşmadığın sürece görev yapabilirsin derim. Allah yardımcın olsun.
Emekli maaşı veya ek sabit bir kazancı gibi geliri olan ve Allah’a tevekkül konusunda fitneye kapılmayacağı kanaati olan birisi hayatta iken bütün malını sadaka olarak verebilir. Bunun için de sağlığı yerine olmalıdır. Geçindirmekle yükümlü bulunduğu aile bireyleri için sorun oluşmayacağına kanaat getirmelidir. Bütün malını sadaka veren birinin asıl maksadı aile bireylerinden intikam almak, onlara miras bırakmamak gibi bir maksat ise sadakası caiz olsa bile yaptığı iş meşru sayılmaz, sünnete aykırı bir iş yapmış olur.
Böyle bir durumda mesafe koyabiliriz, düzey belirleyebiliriz, konu sınırlaması getirebiliriz. Sınırsız küsme, ilgilenmeme ve selamlaşmama yapamayız.
Bu tavrınızı bir yanlış olarak göremeyiz. Bir kadın, evliliğini ailesinde yaşadığı standartlara göre isteme hakkına sahiptir. Evet, bu bir şart değildir ama kadının hakkıdır. Bu arayışınızı yok kabul edip evlendikten sonra huzursuz olmaktan ise şimdiden bu şartla ilgilenin, tavsiyemiz budur.
Bundan da beteri olabilir hatta dünya yıkılabilir ama sen ve ben elimizdeki fidanı dikmekle yükümlü değil miyiz? Kimse kalmadı ise sen ve ben yaşamıyor muyuz? Matem ibadet değildir ama gayret ibadettir. Umut ibadettir. Bir dakikayı değerlendirmek ibadettir. İbadeti yapmaya devam et.
Bu tür karmaşık konularda tek taraflı anlatımların adil karar vermeye yeterli olmayacağını zannediyorum. Kızımız mağdur kimliği ile durumu savcılığa taşıyabileceğini karşı tarafa iletmeli ve bir kereliğine de olsa boşama sözünü duymalıdır. Aksi takdirde ömrünün sonuna kadar şeytan onu “…zaten sen…” diye kemirir durur. Nikâha gelince de anlatılan kadarı ile nikâh olmasında şöyle veya böyle bir sorun görülmüyor.