Fetva Meclisi
Soru
Hocam, koruyucu aile olarak alınan bir çocuk emzirdikten sonra anne ve babaya mahrem oluyor. Peki bu aile boşandıktan sonra kız çocuğu baba için hâlâ mahrem oluyor mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir kadın bir erkek ile nikâhlandığı andan itibaren o erkeğin babası ile mahremiyeti kurulur yani nikâhlandığı kişinin babası onun babası gibi olur. Daha sonra boşanma veya ölüm olsa bile bu mahremiyet kalkmaz. Aradaki mahremiyet ebedidir.
Evet, nikâhlandığınız eşinizin doğuran annesi ve babası sizin anneniz babanız gibi nasıl oluyorsa onu vaktinde emziren sütannesi de mahremiyet bakımından anneniz gibidir, babası da aynı kayınpederiniz gibidir.
Aleykümselam. Görümcenizin oğlunu emzirdiğinizde o çocuk yani görümcenizin sizden süt emen oğlu iki yaşını geçmemiş idiyse eğer süt kardeşliği oluşur. İki yaşından fazla idiyse kardeşlik olmaz. Buna göre de durum şöyledir. O emzirdiğiniz çocuk sizin üçüncü çocuğunuz gibidir. Sizin çocuklarınızın hepsi ile kardeştir. Adeta üçüncü çocuğunuz var kabul edeceksiniz. O çocuğun dışındaki çocukların ise sizinle ve çocuklarınızla bir alakaları yoktur kabul edeceksiniz. Sadece yirmi dört ayı bitmeden sizden süt emen çocuk sizin çocuğunuz, çocuklarınızın hepsinin kardeşi olur, gerisinin sizinle alakası olmaz.
Kadının memesinden çıkmış olacak şekilde bir süt elde ederseniz o süt “süt çocuğu” oluşturmak için yeterli olur.
Senin sütannen kim ise o aynı zamanda kocanın da mahremidir, senin öz annen kocan için ne ise sütannen de onun gibidir. Yeter ki süt emme iki yaşını doldurmadan önce gerçekleşmiş olsun.
Aleykümselam. Bir kadının emzirdiği bütün çocuklar kardeştirler. O kadının doğurdukları da, emzirdikleri de emen her çocuğun kardeşidir.
boşanma konusundaki diğer fetvalar
Dört mezheb fukahasına göre böyle bir neden boşanma nedeni olmaz. Aile devam eder. İki taraftan birinin bu durumu kaldıramaması gibi bir durum söz konusu olursa oturulup değerlendirilebilir. Tek başına böyle bir özrün varlığı boşanma sözcüğünü devreye sokmaz.
İnsan hayvan değildir, kimse kimseye hayvan muamelesi yapamaz. Kimsenin deliliğini çekmek zorunda olan bir insan da yoktur. Ortada böyle bir durum varsa bir psikolog/aile danışmanı nezaretinde durum tespiti yapılır, onun yönlendirmesi ile de yol alınır.
Önce şunu tespit etmeliyiz: Böyle bir sorun yaşayan erkek veya kadından sabırlı olması, hayatını öyle sürdürüp vefa göstermesini istemek genel bir teamüldür. Toplum böyle yönlendirir. Böylesi daha vicdani kabul edilir. Bu meselenin bir yönüdür. Yalnız böyle bir kararı, olayın içindekinin kararlaştırması gerekir, dışarıdan insanlara nasihat etmek kolaydır. O nedenle size meselenin vicdani boyutunu bildirmeme gerek yoktur, dinimizin size tanıdığı hak nedir onu izah edeceğim. -Bu durum tıbben tespit edilmiş bir durum ise, -Kadın bu eksikliği nikâhtan önce biliyor ve o zaman kabul etmişliği yok ise, -Tedavi için tıbben gerekli süre beklenmiş ise (ortalama bir yıl) kadın mahkemeye müracaat edebilir. Böyle bir boşanma isteği de onu günahkâr yapmaz. Bu onun tabii bir hakkı kabul edilir. Bu ayrılma ile beraber de kadın mehrini alır.
Sakın, evlilikle böyle roller yaşama, sakın!
Kur'an’ımızın aile düzeninde ailenin sorumlusu erkektir. Sorumlu erkek olduğu için bir sarsıntının sorumlusu da muhatabı da erkektir. Meselenin o ayetteki bölümünün özü budur. Kadınlara yol gösterilmesi meselesi ise onlar için bir çare olarak vardır. Kadın da HUL’ yapabilir. HUL’ kadının erkeğe kendisini bir bedel karşılığında boşamasını teklif etmesidir. Bu da mümkündür.
Allah muhafaza buyursun, dinden çıkmayı gerektirecek bir iş yapanın nikâhı da anında biter. Eğer kadının iddeti bitmeden tevbe edip iman ederse biiznillah nikâh da devam eder. İddet bittikten sonra olursa yeniden akit yapmak gerekir.