Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben tesettürlü bir kardeşinizim ve şuan bir giyim mağazasında satış danışmanı olarak çalışıyorum. İşten ayrılmak istiyorum fakat hak ettiğim tazminatı sadece evlenmek suretiyle alabiliyorum. Birçok evlilik görüşmesi yaptım ama hiçbiri nasip olmadı. Kâğıt üzerinde bir evlilik yaparak işten ayrılsam ve zaman dolunca anlaşmalı olarak boşansam bunun vebali var mıdır ve böyle bir durumla alacağım para helal midir? Şimdiden Allah razı olsun hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Daha iyisini bulmadan işinizden ayrılmayın.
Mevcut yasalara göre, bir hile ve yalan olmadan aldı iseniz helaldir.
Nikah akdinden önce bitirilen bir evlilik teşebbüsünden ötürü hak ihlali oluşmaz. Gereksiz bir takıntıdır bu. Ortada başka maddi bir hak var ise ondan helallik istemek veya hakkı iade etmek gerekebilir.
Yaşadığınız devletin meri kanunlarına göre bir hile ve yalan söz konusu değilse aldığınız helaldir.
Allah Teâlâ size sabırlar versin. Geçmiş olsun. Geri kalan ömrünüz bereketli olsun. Mehir ve takı gibi sizin hakkınız olan her şeyi talep edin. Talebinize olumlu cevap verilmezse mevcut yasaları o hakkınızı elde etmek için kullanın. Çocuklarınızın yetişmesi için makul olanı istemenizde de sakınca olmaz. Zaten çocuklara nafaka vermesi de eşinizin görevidir. Gerisine tenezzül etmeyin.
Eğer size işveren firma/kurum sizinle yaptığı sözleşmeye “başkasına yaptırmama, bizzat kendin yapma” gibi bir şart getirmedi ise sakıncası olmaz. Eğer öyle bir şart getirdi ve siz de kabul etti iseniz imzanıza sahip çıkmalısınız.
boşanma konusundaki diğer fetvalar
Önce şunu tespit etmeliyiz: Böyle bir sorun yaşayan erkek veya kadından sabırlı olması, hayatını öyle sürdürüp vefa göstermesini istemek genel bir teamüldür. Toplum böyle yönlendirir. Böylesi daha vicdani kabul edilir. Bu meselenin bir yönüdür. Yalnız böyle bir kararı, olayın içindekinin kararlaştırması gerekir, dışarıdan insanlara nasihat etmek kolaydır. O nedenle size meselenin vicdani boyutunu bildirmeme gerek yoktur, dinimizin size tanıdığı hak nedir onu izah edeceğim. -Bu durum tıbben tespit edilmiş bir durum ise, -Kadın bu eksikliği nikâhtan önce biliyor ve o zaman kabul etmişliği yok ise, -Tedavi için tıbben gerekli süre beklenmiş ise (ortalama bir yıl) kadın mahkemeye müracaat edebilir. Böyle bir boşanma isteği de onu günahkâr yapmaz. Bu onun tabii bir hakkı kabul edilir. Bu ayrılma ile beraber de kadın mehrini alır.
Bir kadının sütünü emen çocuk onun süt çocuğu olur. Kadının o andaki kocası da onun süt babası olur. Daha sonra bir boşanma olsa da bu durum değişmez; ebedi süt anne ve ebedi süt baba olarak kalır.
Dört mezheb fukahasına göre böyle bir neden boşanma nedeni olmaz. Aile devam eder. İki taraftan birinin bu durumu kaldıramaması gibi bir durum söz konusu olursa oturulup değerlendirilebilir. Tek başına böyle bir özrün varlığı boşanma sözcüğünü devreye sokmaz.
İnsan hayvan değildir, kimse kimseye hayvan muamelesi yapamaz. Kimsenin deliliğini çekmek zorunda olan bir insan da yoktur. Ortada böyle bir durum varsa bir psikolog/aile danışmanı nezaretinde durum tespiti yapılır, onun yönlendirmesi ile de yol alınır.
Kur'an’ımızın aile düzeninde ailenin sorumlusu erkektir. Sorumlu erkek olduğu için bir sarsıntının sorumlusu da muhatabı da erkektir. Meselenin o ayetteki bölümünün özü budur. Kadınlara yol gösterilmesi meselesi ise onlar için bir çare olarak vardır. Kadın da HUL’ yapabilir. HUL’ kadının erkeğe kendisini bir bedel karşılığında boşamasını teklif etmesidir. Bu da mümkündür.
Uzman doktor tespiti ile ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalık nedeniyle ayrılmayı talep etmek günah olmaz. Gerekli tedbirleri alarak evliliğe devam etmesinde de bir sakınca görülmez.