Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben ne yazık ki boşanma aşamasına gelmiş biriyim. Yedi yıldır evliyim ve iki de yavrum var. Resmî boşanmada yasalar bana bu yedi yıl içerisindeki mal varlığının yarısını ve nafaka veriyor ayrıca şu anki durumda tazminat da talep edebiliyorum. Yüz gram altın mehirim var ve onun haricinde takılardan aldıkları da var. Bu borcu haricinde helal olarak kul hakkına girmeden nasıl bir yol izlemeliyim? Ayrıca iki evladıma onun tahsis edeceği bir evde bakmak istesem bu istek dinen uygun olur mu? Şimdiden teşekkür ederim, Allah razı olsun sizden.
Cevap
Benzer fetvalar
Mü'min sözünün esiridir; verdiğiniz sözde durmalı idiniz. Onun da nafakaya rağmen bunu istemesi onun yanlışı olabilir. Önceden mehir konuşmadı iseniz, onun kız kuzenlerinin aldığı mehri mesela örnek görüp aynısını verebilirdiniz. Netice olarak mehir diye anlaştığınız ne ise siz onu verirseniz daha iyisini yapmış olursunuz.
Selamünaleyküm. Bekâretinizi ona verdiğiniz zifaftan sonra size verilecek mehri yüzde yüz hak etmiş bulunuyorsunuz. O mehri alın. Verilmezse mahkemenin vereceği başka isimli şeylerden onu karşılayın. Size hediye edilmiş altın ve benzeri şeyleri de geri vermeniz gerekmez. Kadın boşandıktan sonra, kesin boşama ile boşanmışsa (bain talak) kocasından nafaka alamaz. Rici talakla yani eşinin dönme ihtimali devam eden talakla boşanmış ise o durumda masraflarını alır. Kadın boşandığında hamile ise doğuma kadarki masrafları da eşinden alır. Buna göre durumunuzu değerlendirin. Geçmiş olsun.
Onunla yatağa girdi iseniz, mehir onun tarafına geçmiş demektir; vermek zorundasınız. Konuşun, istemezse bir sakıncası yok sizde kalır. Ya da pazarlık edin, indirsin.
Normal bir durumda sadece mehrinizi alabilirsiniz. Mehir de hiçbir şekilde pazarlık konusu edilemez, o bir borçtur. Onu kesin olarak almanız hakkınızdır. Çocuğun nafakası da onun görevidir. Evin durumuna gelince: - “Ortak” çalıştı iseniz yani “ben ve sen” mantığı ile çalıştı iseniz ev de o çalışmadan elde edilen her şey de ortaktır. Evli iken de ortaktı, ayrıldığınızda da ortak olacak. - Çalışırken siz “eşine yardım eden bir kadın” durumunda idiyseniz şu andaki durum ortaklık değildir, ev eşinize kalacaktır. Bu gerginliğin giderilmesi için ya bir aile büyüğü ya da boşanmayı yürütecek avukatın hakemliğine başvurun.
Aleykümselam. Evet, sizin mehrinizden eşiniz sorumludur. Er geç o, ödemesi gereken bir borç olarak onun üzerinde kalmıştır. Yine de siz böyle bir meseleden ötürü huzurunuzu bozmamaya dikkat edin. Dikkat ederek ve kırmadan hakkınızı isteyebilirsiniz. Hiçbir maddi kazanç huzurunuz kadar değerli olamaz.
Eşinizden boşandıktan sonra ondan kendi adınıza nafaka alamazsınız. Eski eşinizle ortak çocuğunuz için ise onun nafaka ödemesi görevidir. Çocuğunuz adına yatırılan nafakayı da anne olarak siz alacaksınız elbette. Çocuk için gerekli yerlere harcarsınız o parayı. Evde çocuğun yeme içmesi, giyinmesi, eğitimi gibi masraflara onu harcarsınız. Zengin olun veya olmayın bu kural değişmez. Kullanmak istemezseniz veya artarsa onu çocuk adına bir yatırıma dönüştürebilirsiniz. Allah Teâlâ size sabırlar versin.
altın konusundaki diğer fetvalar
Boşanma durumunda mal paylaşımı, genelde de erkeğin malının yarıdan bölünüp boşanmış kadına verilmesi konusu kadim kitaplarımızda yoktur. Bir tespit olarak şöyle diyebiliriz: Önümüzdeki fıkıh bilgisi çerçevesinde bunu caiz olarak gösterebilecek bir satırlık bilgi yoktur, fukahamızın böyle bir gündemi olmamıştır. Bu genel tespitten sonra şu ayrıntıları gündeme getirebiliriz: Evlilik sonrasında evin erkeği çalışıyor ve kadın evde yaşamını sürdürüyorsa boşanma durumunda erkeğin çalışması ile elde edilmiş olan mal/birikim sadece erkeğindir. Kadın beşerî yasalara dayanarak aldığı mal, fukahamızın bugüne kadarki fıkıh birikimine göre ona helal olmayan bir maldır. Kadın da erkekle beraber çalışmış ve mevcut mala katkı vermiş ise bu durumda bir hak söz konusu olabilir, kadın kazançtaki payını isteyebilir. Bu da bir bilirkişi veya mevcut yazılı dokümana göre hak ettiğini alması şeklinde değerlendirilebilir. Erkeğin birikimi olan bir malın, boşanma nedeniyle bir tür ceza gibi paylaşılması ise normal fıkıh kurallarına göre caiz olmaz. Bir nevi gasp olur bu. Kadın, mehrini ve benzeri sabit haklarını talep eder ve alır. Kadına verilmiş maddi zarar varsa o tazmin ettirilebilir. Bunun dışında erkeğin malının paylaştırılması mümkün değildir. Normal bilgimiz budur. Muasır âlimler, boşanmalar nedeniyle kadının düştüğü mağduriyete dikkat ederek, o eksende yaptıkları değerlendirmelerde fıkıhtaki mut’a (boşanan kadına ikramda bulunma) üzerinden kıyas ederek erkekten kadının mağduriyetine karşılık bir mal alınabileceğini söylemişlerdir. Bu bir içtihat olarak değerlendirilebilir. Yalnız bu noktadan yola çıkıldığında dahi erkeğin malının yarıdan bölüşülmesi gibi bir hükmü makul görmek hiç mümkün değildir.
Aşağıdaki cevaplarımızı inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/demircelik-yuzuk-takmak-caiz-mi https://fetvameclisi.com/etiket/yuzuk https://fetvameclisi.com/fetva/altin-ve-gumus-harici-taki-takmak-caiz-midir
Zekâtın bir nisabı yani ölçüsü vardır. O ölçü 81 gram altındır. Bu nisaba ulaşınca zekât gerekir. Bu nisabın oluşması da altın ve altın gibi olan paralar toplamda ne kadar yaptığına bakılır. Mesela elli gram altın var, seksen bir grama yetiştirecek kadar da para varsa ikisinin toplamı nisabı oluşturmuş olur. Nisaba ulaştığımız anda da hemen zekât gerekmez. Üzerinden bir hicri yıl yani 355 gün geçmesi gerekir. Bir yıl geçince o nisap miktarı olan baraj elimizde ise yüzde iki buçuğunu zekât veririz. Baraj eridi ise zekât gerekmez. Baraj büyümüş mesela 250 gram altın veya değerini bulmuş ise o toplamın yüzde iki buçuğunu zekât veririz. Sizin ne zaman nisap miktarı malınız olduğunu bulmanız gerekiyor. O günden sonraki bir yılın dolduğu gün de zekât verecektiniz. Geçen yılları da bu şekilde telafi edersiniz. Allah kabul etsin.
Hayır, bu zekât kaçırmak olmaz. Eski zamanlardan beri altına karışım yapıla gelmiştir. Fakihler de karışımlı altının zekâtının nasıl hesaplanacağını değerlendirmişlerdir. Cumhur fukahası, karışım oranına dikkat ederek zekât hesaplanır demişlerdir. Altındaki karışım oranına göre zekâtın nasıl hesaplanacağı konusunda şöyle bir ölçü belirleyebiliriz: Altındaki milyem (saf altının ne kadar olduğunu gösteren) değeri elimizdeki gram ile çarptığımızda karşımıza altının saf olan değeri çıkar. Altında 1’den 24’e kadar bir değer bulunabilir. Genelde 14 yaygın bulunur. Aslı 24 olmakla beraber 24 ayarın kullanımı (halka arasında) çok yaygın değildir. Mesela 100 gram 14 ayar altında ne kadarı saf altındır bulabilmek için MİLYEM değer listesinden 14 ayarın milyem ölçüsünü buluruz. Bu 585 tir. 100 x 0,585=58.50 saf altın olarak karşımıza çıkar. Elimizdeki altının ayarını ve milyem listesindeki değeri bilmemiz yeterlidir. Böyle bir işleme gerek duymadan elimizdeki altının ayarına bakmadan karışımlı olduğu halde saf altın gibi zekâtını versek daha fazla sevap kazanmış oluruz. Milyem Listesini İncelemek İçin Tıklayınız.
Erkekler için altın yüzük haramdır. Bunun haricinde değerli madenlerden yüzük yapılmasında sakınca olmaz.
Mesela yüz lira verip her ay beş lira almanız şeklindeki bir ortaklık caiz olmaz. Verdiğiniz para ile kâra ve zarara ortak olmanız gerekir ki helal olsun. Mesela sizin verdiğiniz, onun çalıştırdığı sermayenin yüzde ikisine karşılık geliyordur. Siz o kâr ettikçe onun sermayesinde yüzde iki kârınız, zarar ettiğinde de onun zararının yüzde ikisi kadar zararınız olması gerekir. Bu da iyi bir güven ortamında olabilir. O güveni bulabilirseniz ortak olun.