Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz eşimle boşanma kararı aldık ama mehir ve mal paylaşımı konusunda anlaşamıyoruz. İkimiz çalışıp ortak ev ve araba aldık. Mehri öderse evi ve arabayı vermeyeceğini söylüyor. Ama ben hem mehrimi hem de birlikte kazanıp ortaklaşa aldığımız şeyleri de yarı yarıya almak istiyorum. Ayrıca bir de çocuğumuz var onun da nafakasını üstleniyor. O konuda sıkıntı yaşatmıyor. Sonuç olarak eşim ya mehir ya da malların paylaşımı diyor. Ben de hem mehir hem de malların paylaşımı diyorum. Kendim için nafaka istemiyorum. İsteğim dinen yanlış mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Mü'min sözünün esiridir; verdiğiniz sözde durmalı idiniz. Onun da nafakaya rağmen bunu istemesi onun yanlışı olabilir. Önceden mehir konuşmadı iseniz, onun kız kuzenlerinin aldığı mehri mesela örnek görüp aynısını verebilirdiniz. Netice olarak mehir diye anlaştığınız ne ise siz onu verirseniz daha iyisini yapmış olursunuz.
Allah Teâlâ size sabırlar versin. Geçmiş olsun. Geri kalan ömrünüz bereketli olsun. Mehir ve takı gibi sizin hakkınız olan her şeyi talep edin. Talebinize olumlu cevap verilmezse mevcut yasaları o hakkınızı elde etmek için kullanın. Çocuklarınızın yetişmesi için makul olanı istemenizde de sakınca olmaz. Zaten çocuklara nafaka vermesi de eşinizin görevidir. Gerisine tenezzül etmeyin.
Dinimiz, herkesin malının kendisine ait olduğunu ilke olarak ilan etmiştir. Hibe etme, mirasla intikal etme gibi bir sebep olmadıkça kimsenin malı kimseye helal olmaz. Eşinizde mehir hakkınız varsa veya size bir yolla borçlu idiyse ya da sözünü ettiğiniz varlığa ortak idiyseniz şimdi alabilirsiniz. Aksi takdirde almanız gasp etmektir.
Onunla yatağa girdi iseniz, mehir onun tarafına geçmiş demektir; vermek zorundasınız. Konuşun, istemezse bir sakıncası yok sizde kalır. Ya da pazarlık edin, indirsin.
İki yaşından küçük bir çocuğu hanımızın emzirmesi dışında evinize alabileceğiniz bir çocuk yoktur. Yetim de olsa evlatlık gibi bir çocuk alma dinimizde yoktur. Ancak eşinizin süt emzirdiği bir çocuğu alabilirsiniz. O da neticede mirasınıza sahip olacak şekilde evinize evlat olmuş olmaz. Sadece mahremiyet sorunu bulunmaz.
Mevcut paylaşım dine uygun değildir. Bir insan sadece evlilik sebebiyle eşinin malının ortağı olamaz. Bu ancak rıza ile olabilir. Henüz ortada nikâh bile yokken böyle konuların eksene alınmasını evliliğin geleceği bakımından sakıncalı buluruz.
boşanma konusundaki diğer fetvalar
Ne yazık ki eşiniz için hastalık sahibi demekten başka bir ifade bulamıyorum. O bir hastalığa tutulmuş durumdadır, yakın bir zamanda da tedavisi olmaz. Sabredip uzun zamanda iyileşmesini bekleyebilirseniz biiznillah umutsuz bir vaka olmaz zannederiz. Biraz da hamileliğin getirdiği gerginlik sizi zorluyor olabilir. Genel olarak çözümün nerede olduğunu yakalamışsınız ama geç kalınmış olabilir. Sabredip sözlerinizle, eylemlerinizle onun içine sızmaya çalışarak tedavi eden bir doktor gibi tavır takının ona. Duayı eksik etmeyin. Allah yardımcınız olsun bacı
Keşke Müslümanlar olarak böyle kanunlarla ve eşlerimiz açısından bu ihtimallerle karşılaşmasa idik, keşke! Dinimiz açısından bu kanun hiçbir dayanağa oturmamaktadır. Müslüman olarak kendi açınızdan yapabiliyorsanız tedbir alabilirsiniz.
Kaynana ve kaynata nikâh devam ederken, boşama olduktan sonra veya eş öldükten sonra her durumda anne baba gibidir. Belli nezaket ölçülerine dikkat ederek eski eşinin babası ve annesi ile görüşebilir. Bir sıkıntı olmaz.
Erkeğin hanımına bir ev vermesi hanımın haklarındandır. Helal bir şekilde onu sana vermesinde hiçbir sakınca olmaz.
Uzman doktor tespiti ile ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalık nedeniyle ayrılmayı talep etmek günah olmaz. Gerekli tedbirleri alarak evliliğe devam etmesinde de bir sakınca görülmez.
Evliliğin sonlandırılmasında üç yöntem vardır: - Talak, - Fesih, - Hul’ Üçü ile de evlilik sona erer ama bunlar birbirlerinden farklı olan uygulamalardır. Benzerlikler ve farklılıklarını şöyle özetleyebiliriz: 1- TALAK: Erkeğin kullandığı bir yetkidir. Onun rızası ve sözü ile geçerli olur. Gerçekleşmesi için mahkeme kararına gerek yoktur. Birinci, ikinci kademelerinde erkek iddet süresi bitmeden talakı geri alabilir. İddet bittikten sonra ise birinci ve ikinci kademede kadın isterse yeni bir nikâhla olmak şartı ile evlenebilirler. 2- HUL’: Kadının boşanmak istemesi ve bunun karşılığında kocası ile pazarlık etmesidir. Mesela aldığı mehri geri vererek veya başka bir şekilde anlaşır ve erkeğin “evet” demesi ile aralarındaki nikâh biter. Hul’ nikâhı sonlandırması bakımından bir bain talaktır. Hul’ için mahkeme kararı gerekmeden gerçekleşme olur. Böyle bir ayrılıktan sonra yeni bir akit ve yeni bir mehir ile tekrar evlenebilirler. 3- FESİH: Mahkemeye başvurulması ve mahkemenin aradaki nikâh akdini kaldırması (feshetmesi) ile gerçekleşir. Mahkemenin bu kararı ile taraflar birbirlerinden bir talepte bulunmazlar. Kadın, ödenmemiş ise mehrini alır. Böyle bir kararı mahkeme, eşlerden birinde eşlik yapamayacak eksiklik bulunması, erkeğin ev idare edemeyecek durumda olması, nikâhın esasında bir arıza bulunması, eşlerden birinin riddeti yani dinden çıkması gibi sebepler üzerine böyle bir karar verir. Mahkeme kararının geçerli olması için kadın veya erkeğin rızası gerekmez.