Fetva Meclisi
Soru
Kıymetli hocam bana hiç bilgim olmayan alandan soru geldi. Beni bu noktada aydınlatırsanız sevinirim. Danışanın yazılı ifadesini aynen paylaşıyorum. “Bir yıldır tanışma sürecinde olduğum bir görüşmem var, evlilik kararıyla ilgili olumlu ilerliyor. Aileler henüz tanışmadı. Ben kayınvalide ile tanıştım sadece. Oğlanın annesi ve babası boşanma sürecinde. Mal paylaşımı konusunda çekişmeli gidiyor. Babanın mal varlığı dededen geliyor. Dededen kalan şirketleri var. Anne hak talep ediyor şirketten ve mallardan. Adam bu konuda canı yandığı için oğluna evlilik konusunda destek olmayı şarta bağlamış. Şart benimle evlilik sözleşmesi yapması, ancak o şartla destek olurum ve sana şirketi veririm diyor. Ailemle durumu nasıl paylaşmalıyım? Paylaşmalı mıyım? Muhtemelen bu şartla izin vermeyecekler evliliğe. İslam hukukuna göre nasıl davranmam gerekir?” Bu kızımız telefon görüşmesinde modern hukuka göre evli çiftler mallara yarı yarıya ortak peki İslam hukukunda nasıl oluyor, muhtemel bir boşanmada mehir dışında hak talebi oluyor mu diye sordu. Hem fetva hem İslami ahlak boyutunu öğrenmek istiyor.
Cevap
Benzer fetvalar
Bu yaptığınız gayet riskli bir oyun; ateşle oynuyorsunuz. Bilhassa kızın babasından habersiz böyle bir iş yapması çirkin düşmüş. Madem neyin ne olduğunu biliyorsunuz, o kadar kudretiniz var, onlara 'bizi evlendirin!' demelisiniz. Bunu demedikçe siz, yürekli biri değilsiniz. Gerçekçi olun ve bilhassa kızın annesi babası ile yol alın. Eğer onlar size yok derlerse siz devletin nikâh işlemlerini yaptıracağınızı söyleyin. Bunları söyleyemeyecek durumda iseniz sizden zaten aile olmaz demektir.
Selamünaleyküm. Bu iş, ilgililerin bulunması gereken bir mahkemede çözülebilir. En yakın müftülüğe giderek mesele yüz yüze görüşülmelidir.
Bunun için belirli bir rakam yoktur. Eşinizle aynı hayatı yaşayacağınıza göre onun zorlanacağı bir şey sizin de zorlanmanız olacaktır. Mehir ise dinimizin bir emridir. Ortalama bir şey isteyebilirsiniz. Mesela yirmi gram altın veya benzeri bir şey ile başlayabilirsiniz. Bu hususta pazarlık yapmanız da caizdir. Peşin almanız gerekmez. Aranızda neye ittifak ederseniz o geçerlidir. Allah mübarek etsin.
Selamünaleyküm. Burada iki ihtimal var. Birincisi siz, eşinizin harama bulaşmasından endişe ettiğiniz için iş ortamını tenkit ediyorsunuzdur. Bunda haklısınız, tenkit de etmelisiniz. Tavsiyelerde bulunmalısınız. İkinci durum, o ortamda eşiniz ikinci bir kadınla bağlantı kurar veya ikinci kadınlar sizin eşinizle alakanızı zayıflatmaya neden olabilir. Bunu endişe etmekte de haklısınız elbette. Ancak ikinci durum yani sizin eşinizi ikinci kadınların bulunduğu ortamlarda görmekten endişe etmeniz öne çıktığında siz, bunu kolay kolay garanti edemeyeceğinizi bilmek zorundasınız. Evde onu hapsetmedikçe başaramazsınız bu arzunuzu. Eşiniz üzerindeki bu endişenize çok erken başlamışsınız. Bir aylık evli bir kadının, ilerideki muhtemel endişelerden ötürü 'boşanmaktan' söz etmesini gayet ağır buldum. Müslüman bir hanım olarak bunu size yakıştıramadım. Boşanmak kelimesini bu kadar rahat kullanmanız hiç doğru değil. Böyle bir ortam sizin aile yapınızı harap eder. Evet, eşinizin ortamı onun açısından veballe yüz yüze bulunması demektir ama sizin bunu sadece 'onun harama düşmesi tehlikesi penceresinden ele aldığınızı söyleyemezsiniz. Siz takvadan önce kadınlık endişesinden yola çıkıyor gibi duruyorsunuz. Zannederim önce sizin kendinizi toparlamanız gerekiyor. Bu bakışla devam ederseniz, eşinizi düşmeyecekse de bataklığa düşürürsünüz. Lütfen tekrar düşünün, kendi abartınızı da hesaba katın ve yeni evli bir kadının ağzından çıkmayacak sözü kullanmayın. Eşinizi sevdiğinizi söylüyorsunuz ama o ifadeye uygun olmayan evhamlar üretiyorsunuz. Tekrar düşünün ve teenni ile hareket edin. Allah yardımcınız olsun.
Nikâhtan sonra eşinizin sizi evinize alması gerekirdi. Makul bir sebeple bunu yapmaması sizi haklı duruma getirir. Siz de hakkınızı talep edebilirsiniz ama bu esnada oluşabilecek gerginlik, ileriki yıllarda sizi sürekli bunaltabilir. İyi ölçün iyi tartın ve öyle karar verin. Bu anlattığınız durumda siz haklısınız ama hakkınızı size kim ve nasıl verecek onu iyi tespit edin.
Nikâh kıydığınız eşinizle cinsel ilişki kurmadı iseniz veya cinsel ilişki kurabileceğiniz bir ortamda baş başa kalmadı iseniz sizin iddet beklemeniz gerekmez. İddet beklemeyeceğinize göre dilediğiniz an evlenebilirsiniz. Bu durumda da aileniz ve çevre örfünüze dikkat ederek bu kararı verin.
aile konusundaki diğer fetvalar
Bu kardeşinizin anne baba rızası etrafındaki anlayışı ile alakalıdır. Helal ise yaptığı evlilik annenizin veya bir başkasının onu engelleme hakkı yoktur, gönül koyma ve tavsiye düzeyinde bir hakları olabilir. Bu da kardeşinizin anlayışı ile alakalı olur. Nasihat edin ve kenara çekilin, kardeşinizi tamamen aile dışına itmemiş olursunuz.
Allah yardımcınız olsun. Hemen pes etmeyin, sonuna kadar sabredin. Bu helallik konusunda sizin rızanız olmadığına göre birinci derecede vebal alan değilsiniz. Aileyi dağıtmaya götürecek işler ve kararlardan uzak durun. Sizin için dua ederim.
Bu veya başka bir nedenle evlenmemekle günaha girmezsin ama evlenmediğin için günaha girecek bir iş yaparsan evlenmediğin için günah işlemiş olursun.
Kadın çocuğunu ihmal ederek yaptığı her iş onun için bir huzursuzluk nedenidir. Bir çocuğun annesi olma zevkine muadil olabilecek hangi işe gireceksiniz? Önce bu pencereden bakın.
Bu anlattığın boyutuyla sen haklısın ama aile huzurunu da dikkate alarak düşünmelisin. Aile büyüklerinle konuyu görüş, onların yönlendirmesine göre hareket et.
Bacı, Allah yardımcın olsun. Hissiyatınız ve sabrınız için sizi tebrik ederim. Sizin için tavsiyelerim şöyledir: Bir: Bu sözünü ettiğiniz aile olsa olsa Firavun ailesi kadar kötü olabilir. Ki öyle değil elhamdülillah. Olsa bile sizin o aileden Asiye olup çıkmanız, orada Musa yetiştirmeniz mümkündür. Değil mi? Bu bakışa sahip olun. Huzur bulursunuz. İki: Sizin en büyük cihadınız, göreviniz erimemektir. Erimeyin, dik durun, sebat edin. Bunu becerdiğinizde güneş gibi olursunuz, sizi gören buzlar muhakkak erir. Sözünüz ve nasihatinizden daha önemlisi yılların önünde değişmeyen sebatınız ve ahlâkınızdır. Üç: Beklentinizi zamana yayın. Siz fidan dikeceksiniz, günler geceler geçecek, yaz olacak kış olacak ama bir gün o meyve verecek. Akşamdan sabaha büyüyen bir ağaç yoktur, bunu unutmayın. Dört: Büyük aile içinde sizin alanınız siz, eşiniz ve çocuklarınız olsun. Acil kurtarılacak, yaşatılacak isimler bunlardır. Gerisini dert etmeniz gerekmez. Mücevher sizsiniz, gerisi sizin etrafınızda var veya yok gibidir. Beş: Dua en büyük silahınızdır. Herkes için özel olarak ve sürekli dualar edin. Duadan yorulmayın, usanmayın. Hatta gelecek yılların duasını bile yapın adeta. Altı: Umutsuzluğu haram bilin. Bir saat bile umutsuz kalmayın. Her şey Allah’ındır ve herkes onun kuludur. O görüyor, duyuyor, biliyor. Sen de onun kulusun. Allah Teâlâ sana ve hiç kimseye kaldıramayacağını yüklemez. Yedi: Eşinle ilişkilerin çok önemlidir. Her şeyi onunla daha iyi bir durumda olmaya göre planla. Sekiz: Aile içi hiçbir tartışmaya girme, taraf olma, izleme, konuşma, katılma. Aile içi konularda sen sağır ol, kör ol, dilsiz ol. Herkese selam ver, herkesten selam al. Dokuz: Çocukların sana ve babalarına bağlılığı hiçbir zaman aileden diğerlerinin hiçbirinden geri kalmamalıdır. Çocukları onların içinde salınmış olarak tutma. Onlardan uzak tutarak da problem oluşturma. Ortada bir siyaset oluşturmaya çalış. On: Bir daha soru yazacağın zaman, genel yazma, özel başlığı yaz. Mesela de ki: Dayısı çocuğuma helal olmayan çikolata verdi, ne yapayım? Böylece dağ gibi bir sorunla değil çakıl kadar bir sorunla uğraşmış olursun ve çözümü kolay olur. Senin için, çocukların ve eşin için dualar ederim. Senden de dua beklerim. Allah’a emanet olun.