Fetva Meclisi
Soru
Hocam bilindiği üzere yeni kanunlara göre erkek karısından boşanınca elindeki malın yarısını eşi almaktadır. Ben elimdeki gayrimenkulleri böyle bir durumda paylaşmamak için farklı yollarla saklasam vebale girer miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Boşanma durumunda malların bölünmesi meselesi fıkıh kaynaklarımızda bu şekli ile yoktur. Bir ortak iş söz konusu idiyse bölüşmeden söz edilebilir. Şunu unutmayınız: Biz bir İslam devletinde yaşamıyoruz. Yaşadığımız laik devlette İslam ne dedi diye sormanın bir anlamı olmuyor. Zira bir asırdır dinimizin vicdanlara sıkıştırılmasına ses çıkarmadık. Akıbetin bir parçası da bu oldu.
Selamünaleyküm. Buradaki 'savurganlık' anlayışının belirlenmesi önemlidir. Size göre savurganlık olan bir başkasına göre normal olabilir. Eğer yaşadığınız çevreye göre ölçü alındığında savurganlık yapıyorsa eşiniz, ondan gizli bir birikim sağlamanızda bir sakınca olmaz. Ancak o birikimi yine ev yararına olan işlerde harcamanız gerekir. Sakın böyle bir konu üzerinden eşinizle aranızı açmayın. Aranızın açılması savurganlıktan daha kötüdür. Allah sabırlar versin.
Tam bu anlattığınız gibi bir eş dinden çıkmış sayılır. Bir Müslüman olarak siz onun eşi olamazsınız. Onu karşınıza oturtup durumun vahametini konuşun. Konunun eşliğin bitmesi veya devam etmesi olarak anlaşılmasını söyleyin. Son sözleri bu sözler olan bir erkek, Müslüman kadının kocası olarak kalamaz. Ayrılmanız gerekir. Tabii bu arada eşinizin ailesiyle de görüşün ve destek isteyin.
Selamünaleyküm. Buradaki 'savurganlık' anlayışının belirlenmesi önemlidir. Size göre savurganlık olan bir başkasına göre nomla olabilir. Eğer yaşadığınız çevreye göre ölçü alındığında savurganlık yapıyorsa eşiniz, ondan gizli bir birikim sağlamanızda bir sakınca olmaz. Ancak o birikimi yine ev yararına olan işlerde harcamanız gerekir. Sakın böyle bir konu üzerinden eşinizle aranızı açmayın. Aranızın açılması savurganlıktan daha kötüdür. Allah sabırlar versin.
Merhametin gereği ve bir insan olarak yapabileceğin her şeyi kapsıyor. Kanunen ve dinen yapman gereken bir şey olmadığını anlatıyor. Eşinin hatırını kırmamaya özen göstermeni tavsiye ediyor.
Satın aldığınız kişinin, o malı haram malla aldığını veya çaldığını kesin olarak biliyorsanız eğer almanız caiz olmaz. Allah'a emanet olun.
boşanma konusundaki diğer fetvalar
Normal bir durumda sadece mehrinizi alabilirsiniz. Mehir de hiçbir şekilde pazarlık konusu edilemez, o bir borçtur. Onu kesin olarak almanız hakkınızdır. Çocuğun nafakası da onun görevidir. Evin durumuna gelince: - “Ortak” çalıştı iseniz yani “ben ve sen” mantığı ile çalıştı iseniz ev de o çalışmadan elde edilen her şey de ortaktır. Evli iken de ortaktı, ayrıldığınızda da ortak olacak. - Çalışırken siz “eşine yardım eden bir kadın” durumunda idiyseniz şu andaki durum ortaklık değildir, ev eşinize kalacaktır. Bu gerginliğin giderilmesi için ya bir aile büyüğü ya da boşanmayı yürütecek avukatın hakemliğine başvurun.
Ne yazık ki eşiniz için hastalık sahibi demekten başka bir ifade bulamıyorum. O bir hastalığa tutulmuş durumdadır, yakın bir zamanda da tedavisi olmaz. Sabredip uzun zamanda iyileşmesini bekleyebilirseniz biiznillah umutsuz bir vaka olmaz zannederiz. Biraz da hamileliğin getirdiği gerginlik sizi zorluyor olabilir. Genel olarak çözümün nerede olduğunu yakalamışsınız ama geç kalınmış olabilir. Sabredip sözlerinizle, eylemlerinizle onun içine sızmaya çalışarak tedavi eden bir doktor gibi tavır takının ona. Duayı eksik etmeyin. Allah yardımcınız olsun bacı
Kaynana ve kaynata nikâh devam ederken, boşama olduktan sonra veya eş öldükten sonra her durumda anne baba gibidir. Belli nezaket ölçülerine dikkat ederek eski eşinin babası ve annesi ile görüşebilir. Bir sıkıntı olmaz.
Erkeğin hanımına bir ev vermesi hanımın haklarındandır. Helal bir şekilde onu sana vermesinde hiçbir sakınca olmaz.
Uzman doktor tespiti ile ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalık nedeniyle ayrılmayı talep etmek günah olmaz. Gerekli tedbirleri alarak evliliğe devam etmesinde de bir sakınca görülmez.
Evliliğin sonlandırılmasında üç yöntem vardır: - Talak, - Fesih, - Hul’ Üçü ile de evlilik sona erer ama bunlar birbirlerinden farklı olan uygulamalardır. Benzerlikler ve farklılıklarını şöyle özetleyebiliriz: 1- TALAK: Erkeğin kullandığı bir yetkidir. Onun rızası ve sözü ile geçerli olur. Gerçekleşmesi için mahkeme kararına gerek yoktur. Birinci, ikinci kademelerinde erkek iddet süresi bitmeden talakı geri alabilir. İddet bittikten sonra ise birinci ve ikinci kademede kadın isterse yeni bir nikâhla olmak şartı ile evlenebilirler. 2- HUL’: Kadının boşanmak istemesi ve bunun karşılığında kocası ile pazarlık etmesidir. Mesela aldığı mehri geri vererek veya başka bir şekilde anlaşır ve erkeğin “evet” demesi ile aralarındaki nikâh biter. Hul’ nikâhı sonlandırması bakımından bir bain talaktır. Hul’ için mahkeme kararı gerekmeden gerçekleşme olur. Böyle bir ayrılıktan sonra yeni bir akit ve yeni bir mehir ile tekrar evlenebilirler. 3- FESİH: Mahkemeye başvurulması ve mahkemenin aradaki nikâh akdini kaldırması (feshetmesi) ile gerçekleşir. Mahkemenin bu kararı ile taraflar birbirlerinden bir talepte bulunmazlar. Kadın, ödenmemiş ise mehrini alır. Böyle bir kararı mahkeme, eşlerden birinde eşlik yapamayacak eksiklik bulunması, erkeğin ev idare edemeyecek durumda olması, nikâhın esasında bir arıza bulunması, eşlerden birinin riddeti yani dinden çıkması gibi sebepler üzerine böyle bir karar verir. Mahkeme kararının geçerli olması için kadın veya erkeğin rızası gerekmez.