Fetva Meclisi
Soru
Eşim ilk karısından boşanmak istedi ama boşanamadı mahkeme reddetti benimle de imam nikâhlı evli. Üç evi var, birini bana vermek istiyor ileride mağdur olmayayım diye kalan evlerini ise eski eşine bırakacak onu da mağdur etmek istemiyor. O evi alırsam kul hakkına girmiş olur muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Senin böyle bir eşi hâlâ istiyor olman makul değil. Sen bir kere boşayıp kurtulman ya da kurtarman gerekirdi. Bunu tekrar düşün. Mahkemenin verdiği karar neticede bir fesihtir ve geçerlidir. Yapabileceğin bir şey yoktur.
Kadın, bir çeşidi ile zulüm gördüğünü söyleyerek boşanma davası açabilir. Boşanması da hak olur. Eşiniz şu anda sizden ayrılmak istiyor ve geçmişte haklı olduğu şeyler varsa sizin yapabileceğiniz en iyi şey, onun aile büyüklerine bir şans daha tanınması için ricada bulunmanızdır. Böyle bir sulhun dışında huzurunuz olmaz.
Selamünaleyküm. Ayrılma kararından sonra işinizle ilgili kararlarda daha onurlu davranmalısınız. Onu, yaptığı ile başbaşa bırakın ve kendi hayatınızı yönlendirin. Daha iyisini yapmış olursunuz.
Selamünaleyküm. Kadının erkeğini boşama hakkı yoktur. Nikâh, kadının boşama sözü ile kalkmaz.
Selamünaleyküm. Ailenizin haberi olmayan bir nikâhın bozulması, olmasından evladır. Bereketsiz bir iş yapmışsınız. Şu andaki süreç de bir eğlenceyi andırıyor. Daha ciddi düşünün ve kurtulun. Bir kere boşasa ondan pişman olsa sonra da o pişmanlığına pişman olacaktır.
Selamünaleyküm. Bunun adına rezalet denebilir ancak. Siz nikâhı ne kadar basit görmüşsünüz! Allah hepimizi mağfiret buyursun. Birinci eşiniz sizi boşamadı ise siz ikinci adamla zina halinde idiniz. Dolayısıyla sadece eşinize dönmüş oldunuz. Birinci eşiniz boşadı da siz başka biri ile evlendi iseniz, birinci eşinize dönüşünüz zina idi. Tekrar dönerken de ikinci erkeğin sizi boşayıp boşamadığı belli değil. Önce sizi kim boşadı kim boşamadı bunları belirleyin.
boşanma konusundaki diğer fetvalar
Uzman doktor tespiti ile ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalık nedeniyle ayrılmayı talep etmek günah olmaz. Gerekli tedbirleri alarak evliliğe devam etmesinde de bir sakınca görülmez.
Ne yazık ki eşiniz için hastalık sahibi demekten başka bir ifade bulamıyorum. O bir hastalığa tutulmuş durumdadır, yakın bir zamanda da tedavisi olmaz. Sabredip uzun zamanda iyileşmesini bekleyebilirseniz biiznillah umutsuz bir vaka olmaz zannederiz. Biraz da hamileliğin getirdiği gerginlik sizi zorluyor olabilir. Genel olarak çözümün nerede olduğunu yakalamışsınız ama geç kalınmış olabilir. Sabredip sözlerinizle, eylemlerinizle onun içine sızmaya çalışarak tedavi eden bir doktor gibi tavır takının ona. Duayı eksik etmeyin. Allah yardımcınız olsun bacı
Normal bir durumda sadece mehrinizi alabilirsiniz. Mehir de hiçbir şekilde pazarlık konusu edilemez, o bir borçtur. Onu kesin olarak almanız hakkınızdır. Çocuğun nafakası da onun görevidir. Evin durumuna gelince: - “Ortak” çalıştı iseniz yani “ben ve sen” mantığı ile çalıştı iseniz ev de o çalışmadan elde edilen her şey de ortaktır. Evli iken de ortaktı, ayrıldığınızda da ortak olacak. - Çalışırken siz “eşine yardım eden bir kadın” durumunda idiyseniz şu andaki durum ortaklık değildir, ev eşinize kalacaktır. Bu gerginliğin giderilmesi için ya bir aile büyüğü ya da boşanmayı yürütecek avukatın hakemliğine başvurun.
Keşke Müslümanlar olarak böyle kanunlarla ve eşlerimiz açısından bu ihtimallerle karşılaşmasa idik, keşke! Dinimiz açısından bu kanun hiçbir dayanağa oturmamaktadır. Müslüman olarak kendi açınızdan yapabiliyorsanız tedbir alabilirsiniz.
Kaynana ve kaynata nikâh devam ederken, boşama olduktan sonra veya eş öldükten sonra her durumda anne baba gibidir. Belli nezaket ölçülerine dikkat ederek eski eşinin babası ve annesi ile görüşebilir. Bir sıkıntı olmaz.
Evliliğin sonlandırılmasında üç yöntem vardır: - Talak, - Fesih, - Hul’ Üçü ile de evlilik sona erer ama bunlar birbirlerinden farklı olan uygulamalardır. Benzerlikler ve farklılıklarını şöyle özetleyebiliriz: 1- TALAK: Erkeğin kullandığı bir yetkidir. Onun rızası ve sözü ile geçerli olur. Gerçekleşmesi için mahkeme kararına gerek yoktur. Birinci, ikinci kademelerinde erkek iddet süresi bitmeden talakı geri alabilir. İddet bittikten sonra ise birinci ve ikinci kademede kadın isterse yeni bir nikâhla olmak şartı ile evlenebilirler. 2- HUL’: Kadının boşanmak istemesi ve bunun karşılığında kocası ile pazarlık etmesidir. Mesela aldığı mehri geri vererek veya başka bir şekilde anlaşır ve erkeğin “evet” demesi ile aralarındaki nikâh biter. Hul’ nikâhı sonlandırması bakımından bir bain talaktır. Hul’ için mahkeme kararı gerekmeden gerçekleşme olur. Böyle bir ayrılıktan sonra yeni bir akit ve yeni bir mehir ile tekrar evlenebilirler. 3- FESİH: Mahkemeye başvurulması ve mahkemenin aradaki nikâh akdini kaldırması (feshetmesi) ile gerçekleşir. Mahkemenin bu kararı ile taraflar birbirlerinden bir talepte bulunmazlar. Kadın, ödenmemiş ise mehrini alır. Böyle bir kararı mahkeme, eşlerden birinde eşlik yapamayacak eksiklik bulunması, erkeğin ev idare edemeyecek durumda olması, nikâhın esasında bir arıza bulunması, eşlerden birinin riddeti yani dinden çıkması gibi sebepler üzerine böyle bir karar verir. Mahkeme kararının geçerli olması için kadın veya erkeğin rızası gerekmez.