Fetva Meclisi
Soru
Hocam yatırım yapabilmek için maaşımdan artırdıkça altın aldım. Üç yıl içinde iki yüz elli gram altınım oldu. Zekât nasıl vereceğim?
Cevap
Benzer fetvalar
Malın zekâtı verilmesi için iki şart önemlidir. Birincisi mal NİSAB miktarına ulaşmış olmalıdır. İkincisi de nisab miktarına ulaşmış malın üzerinden bir HİCRİ YIL (355 gün) geçmelidir. Nisab altın üzerinden belirlenir, diğer zekât mallarına da o değer uygulanır. Bu ölçü 81 gramdır. (Net rakamla 80.18 gram.) Bu kadar altın veya bu kadar altının karşılığı olan para, ticaret malı zekât için nisaba ulaşmış demektir. İkinci şart olan yıl geçmesi de hicri yıl üzerinden hesaplanır. O da 355 gündür. Zekât için hesaplanan malın sahibinin elinde bir yıl beklemiş bir mal olması gerekir. Nisaba ulaştığı andan itibaren bu bir yıl başlamış olur, yıl bitince de zekât gerekir. Nisab miktarı mal ile zekât sürecini başlatan bir Müslüman yıl içinde o maldan harcar veya bir yolla mal azalırsa yıl sonunda elindeki kalanın zekâtını verir sadece. Eğer elinde kalan nisaptan daha az ise zekât vermez. Aynı şekilde yıl içinde mala katılmış ve çoğalmış ise o katılanın yılı dolmadığı halde onu da yılı dolmuşa katarak zekâtını vermiş olur. Uygulama böyledir.
Zekâtın bildiğiniz gibi bir nisabı vardır. Yani nisab belli olduktan sonra her yıl zekât verilir. Bu nisab 81 gram altın veya onun bedeli olabilecek bir maldır. Elinizde o kadar mal veya daha fazlası varsa onu başlangıç kabul edin. Bir yıl sonra (355 gün) elinizdeki mala bakın; nisabtan aşağı düşmüş ise zekât vermeyeceksiniz. Olduğu gibi duruyor veya arttı ise bütününün yüzde iki buçuğunu zekât verirsiniz. Daha sonraki yıllarda da aynı şekilde devam edersiniz. Faiz olan bölüm için zekât verilmez. Çünkü o, yok sayılan bir maldır. Malınızı hesaplarken de, - Elinizdekiler, - Bankadakiler (ilave görmüş halleri ile), - Alacaklarınız, - Ticaret yapıyorsanız satılık mallarınız hesaplanacaktır. Toplamı belli olduktan sonra da sabit borçlarınız ve o ayki ödenecek tahakkuk etmiş faturalarınız elinizdeki maldan düşürülür. Kalan netin yüzde iki buçuğunu verirsiniz. Allah'a emanet olun.
Geri gelme ihtimali olmayan bir borç verdi iseniz onu yok sayabilirsiniz. Bunun dışındaki alacakların zekâtını her yıl mal elinizde imiş gibi verirsiniz. Tahsil konusunda sıkıntı varsa, mal elinize geçinceye kadar zekâtı erteleyebilirsiniz. Elinize geçince de geçen yılları toplayıp verirsiniz. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Ödemeniz gereken taksitlerin toplamı, elinizdeki paranın sekiz bin TL’sine karşılık geliyorsa zekât vermeniz gerekmez. Çünkü bu yılki altın fiyatları ile nisap yani zekât için baraj yaklaşık olara yedi bin TL yapmaktadır. Borç olarak şu anda elinizde tahakkuk etmiş faturalar varsa onları da düşebilirsiniz. Eğer o kadar borcunuz yoksa elinizdeki paranın, borçtan artan kısmının yüzde iki buçuğunu zekât olarak verin.
Altınların sizin olduğu tarihten itibaren bir yıl (355 gün) geçtikten sonra şu şekilde bir hesap yapacaksınız: Altınların gramını belirleyin. Eğer 81 gramdan az ise zekât gerekmeyecektir. Borçlarınızı ve o ayki faturalarınızı toplayın. Kaç para tuttu ise onu altınların değerinden düşün. Geriye kaç gram kaldı ise onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak vereceksiniz. Mesela kalan altın 500 gram ise bu oranın zekâtı 12,5 gram veya o kadar altının bedeli olur. Şu anda nakit verme durumunuz yoksa, borcunuzu hesaplayıp uygun zamanda verebilirsiniz. Yani bir tür zekât borçlusu olabilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Altın nisaba ulaştıktan sonra ne kadar altınınız varsa borcunuzu çıkardıktan sonra % 2,5 oranında zekât vermelisiniz. Altın olarak da verebilirsiniz, para veya o değerde eşya da verebilirsiniz. Ferdi mülkiyet esas olduğundan herkesin kesesi (sahip olduğu para/mal) ayrı kabul edilir. Aynı evde de yaşasanız, karı koca da olsanız herkesin zenginliği ve zekât verme sorumluluğu kendisine aittir. https://fetvameclisi.com/fetva/birikim-amacli-altinlarim-seksen-grami-gectiginde-zekat-vermem-gerekir-mi
altın konusundaki diğer fetvalar
Aşağıdaki cevaplarımızı inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/demircelik-yuzuk-takmak-caiz-mi https://fetvameclisi.com/etiket/yuzuk https://fetvameclisi.com/fetva/altin-ve-gumus-harici-taki-takmak-caiz-midir
Hayır, bu zekât kaçırmak olmaz. Eski zamanlardan beri altına karışım yapıla gelmiştir. Fakihler de karışımlı altının zekâtının nasıl hesaplanacağını değerlendirmişlerdir. Cumhur fukahası, karışım oranına dikkat ederek zekât hesaplanır demişlerdir. Altındaki karışım oranına göre zekâtın nasıl hesaplanacağı konusunda şöyle bir ölçü belirleyebiliriz: Altındaki milyem (saf altının ne kadar olduğunu gösteren) değeri elimizdeki gram ile çarptığımızda karşımıza altının saf olan değeri çıkar. Altında 1’den 24’e kadar bir değer bulunabilir. Genelde 14 yaygın bulunur. Aslı 24 olmakla beraber 24 ayarın kullanımı (halka arasında) çok yaygın değildir. Mesela 100 gram 14 ayar altında ne kadarı saf altındır bulabilmek için MİLYEM değer listesinden 14 ayarın milyem ölçüsünü buluruz. Bu 585 tir. 100 x 0,585=58.50 saf altın olarak karşımıza çıkar. Elimizdeki altının ayarını ve milyem listesindeki değeri bilmemiz yeterlidir. Böyle bir işleme gerek duymadan elimizdeki altının ayarına bakmadan karışımlı olduğu halde saf altın gibi zekâtını versek daha fazla sevap kazanmış oluruz. Milyem Listesini İncelemek İçin Tıklayınız.
Allah Teâlâ size sabırlar versin. Geçmiş olsun. Geri kalan ömrünüz bereketli olsun. Mehir ve takı gibi sizin hakkınız olan her şeyi talep edin. Talebinize olumlu cevap verilmezse mevcut yasaları o hakkınızı elde etmek için kullanın. Çocuklarınızın yetişmesi için makul olanı istemenizde de sakınca olmaz. Zaten çocuklara nafaka vermesi de eşinizin görevidir. Gerisine tenezzül etmeyin.
Boşanma durumunda mal paylaşımı, genelde de erkeğin malının yarıdan bölünüp boşanmış kadına verilmesi konusu kadim kitaplarımızda yoktur. Bir tespit olarak şöyle diyebiliriz: Önümüzdeki fıkıh bilgisi çerçevesinde bunu caiz olarak gösterebilecek bir satırlık bilgi yoktur, fukahamızın böyle bir gündemi olmamıştır. Bu genel tespitten sonra şu ayrıntıları gündeme getirebiliriz: Evlilik sonrasında evin erkeği çalışıyor ve kadın evde yaşamını sürdürüyorsa boşanma durumunda erkeğin çalışması ile elde edilmiş olan mal/birikim sadece erkeğindir. Kadın beşerî yasalara dayanarak aldığı mal, fukahamızın bugüne kadarki fıkıh birikimine göre ona helal olmayan bir maldır. Kadın da erkekle beraber çalışmış ve mevcut mala katkı vermiş ise bu durumda bir hak söz konusu olabilir, kadın kazançtaki payını isteyebilir. Bu da bir bilirkişi veya mevcut yazılı dokümana göre hak ettiğini alması şeklinde değerlendirilebilir. Erkeğin birikimi olan bir malın, boşanma nedeniyle bir tür ceza gibi paylaşılması ise normal fıkıh kurallarına göre caiz olmaz. Bir nevi gasp olur bu. Kadın, mehrini ve benzeri sabit haklarını talep eder ve alır. Kadına verilmiş maddi zarar varsa o tazmin ettirilebilir. Bunun dışında erkeğin malının paylaştırılması mümkün değildir. Normal bilgimiz budur. Muasır âlimler, boşanmalar nedeniyle kadının düştüğü mağduriyete dikkat ederek, o eksende yaptıkları değerlendirmelerde fıkıhtaki mut’a (boşanan kadına ikramda bulunma) üzerinden kıyas ederek erkekten kadının mağduriyetine karşılık bir mal alınabileceğini söylemişlerdir. Bu bir içtihat olarak değerlendirilebilir. Yalnız bu noktadan yola çıkıldığında dahi erkeğin malının yarıdan bölüşülmesi gibi bir hükmü makul görmek hiç mümkün değildir.
Erkekler için altın yüzük haramdır. Bunun haricinde değerli madenlerden yüzük yapılmasında sakınca olmaz.
Mesela yüz lira verip her ay beş lira almanız şeklindeki bir ortaklık caiz olmaz. Verdiğiniz para ile kâra ve zarara ortak olmanız gerekir ki helal olsun. Mesela sizin verdiğiniz, onun çalıştırdığı sermayenin yüzde ikisine karşılık geliyordur. Siz o kâr ettikçe onun sermayesinde yüzde iki kârınız, zarar ettiğinde de onun zararının yüzde ikisi kadar zararınız olması gerekir. Bu da iyi bir güven ortamında olabilir. O güveni bulabilirseniz ortak olun.