İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam biliyorsunuzdur, son dönemde eşler boşanınca mal paylaşımı yapılmaktadır. Genelde de erkeğin yıllarca biriktirdiği mal birden bire ikiye bölünmekte ve kadın servet sahibi olmaktadır. Dinimizde bunun bir yeri var mıdır? Böyle bir hükümle mal edinen kadının edindiği malı ona helal midir? Bu konuya nasıl bakmalıyız?

Cevap

Boşanma durumunda mal paylaşımı, genelde de erkeğin malının yarıdan bölünüp boşanmış kadına verilmesi konusu kadim kitaplarımızda yoktur. Bir tespit olarak şöyle diyebiliriz: Önümüzdeki fıkıh bilgisi çerçevesinde bunu caiz olarak gösterebilecek bir satırlık bilgi yoktur, fukahamızın böyle bir gündemi olmamıştır. Bu genel tespitten sonra şu ayrıntıları gündeme getirebiliriz: Evlilik sonrasında evin erkeği çalışıyor ve kadın evde yaşamını sürdürüyorsa boşanma durumunda erkeğin çalışması ile elde edilmiş olan mal/birikim sadece erkeğindir. Kadın beşerî yasalara dayanarak aldığı mal, fukahamızın bugüne kadarki fıkıh birikimine göre ona helal olmayan bir maldır. Kadın da erkekle beraber çalışmış ve mevcut mala katkı vermiş ise bu durumda bir hak söz konusu olabilir, kadın kazançtaki payını isteyebilir. Bu da bir bilirkişi veya mevcut yazılı dokümana göre hak ettiğini alması şeklinde değerlendirilebilir. Erkeğin birikimi olan bir malın, boşanma nedeniyle bir tür ceza gibi paylaşılması ise normal fıkıh kurallarına göre caiz olmaz. Bir nevi gasp olur bu. Kadın, mehrini ve benzeri sabit haklarını talep eder ve alır. Kadına verilmiş maddi zarar varsa o tazmin ettirilebilir. Bunun dışında erkeğin malının paylaştırılması mümkün değildir. Normal bilgimiz budur. Muasır âlimler, boşanmalar nedeniyle kadının düştüğü mağduriyete dikkat ederek, o eksende yaptıkları değerlendirmelerde fıkıhtaki mut’a (boşanan kadına ikramda bulunma) üzerinden kıyas ederek erkekten kadının mağduriyetine karşılık bir mal alınabileceğini söylemişlerdir. Bu bir içtihat olarak değerlendirilebilir. Yalnız bu noktadan yola çıkıldığında dahi erkeğin malının yarıdan bölüşülmesi gibi bir hükmü makul görmek hiç mümkün değildir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Boşanan kadın, eğer halvet-i sahiha veya zifaf gerçekleşmişse hakkı olan mehrin tamamını alır. Ayrıca erkek eşini, onun talebi olmaksızın boşamışsa, müt‘a adı verilen gönül alıcı bir hediyenin verilmesi, Şâfiî mezhebine göre vâcip, Hanefî mezhebine göre müstehap görülmüştür. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/111; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 3/219-220) Şayet nikâh esnasında veya sonrasında belirlenmiş bir mehir yoksa kadın, başta kız kardeşleri olmak üzere kendisine babası tarafından olan akrabalarından eğitim, güzellik, sosyal statü itibarıyla denk sayılacak bir kadının aldığı kadar bir mehri hak eder. Buna mehr-i misil denir. Ayrıca erkeğin, boşadığı kadının bekleyeceği iddet süresince, ona nafaka ve mesken temin etmesi gerekir. (et-Talâk, 65/1, 6) Şayet bir kadın henüz kocası ile cinsel birliktelik yaşamadan veya halvet-i sahîha meydana gelmeden boşanmışsa, belirlenen mehrin yarısını; (el-Bakara, 2/237) mehir belirlenmemişse fıkıh ıstılahında “müt‘a” denilen hediyeyi hak eder. (el-Bakara, 2/236) Kur’ân ve Sünnet’te müt‘anın ne kadar olduğu belirlenmemiş, bu konuda erkeğin sahip olduğu maddî imkânlar ve örf esas alınmıştır. (el-Bakara, 2/236; Muvatta’, Talâk, 46) Ancak fakihler, ilgili naslardan ve uygulamalardan yola çıkarak, müt‘anın mehr-i mislin yarısını geçmemesi gerektiğini belirtmişlerdir. (İbn Mâze, el-Muhît, 3/112) Bu sebeple mahkemenin mehr-i mislin yarısını aşan veya fahiş kabul edilebilecek bir tazminatı belirlemesi hâlinde kadının mezkûr miktardan fazlasını alması haksız kazanç sayılacağından fazla miktarı tekrar eski eşine iade etmesi gerekir. Ancak taraflar kendi aralarında anlaşarak, muayyen bir miktar belirlemişlerse, bu durumda müt‘anın mehr-i mislin yarısından fazla olmasında bir sakınca olmadığı da söylenmiştir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/110, 111; Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 6/365)

Boşanan kadının mali hakları nelerdir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mevcut paylaşım dine uygun değildir. Bir insan sadece evlilik sebebiyle eşinin malının ortağı olamaz. Bu ancak rıza ile olabilir. Henüz ortada nikâh bile yokken böyle konuların eksene alınmasını evliliğin geleceği bakımından sakıncalı buluruz.

Kıymetli hocam bana hiç bilgim olmayan alandan soru geldi. Beni bu noktada aydın
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bizim fıkhımızda kimse kimsenin malına ortak olmaz. Evlilik malda da ortaklığı gerektirmez. Eğer ortaklığı gerektiren bir beraberlik varsa o ayrı bir durumdur. Helalleşmek uygun bir tavırdır ama kimse hakkını helal etmek zorunda değildir. Helallik vermek de mecburi değildir. Boşama ve boşanma bir suç değildir, geçinememek nedeniyle boşanma ortaya çıkacağından, ne boşayan ne boşanan vebale girmez. Bu arada başka haklar devreye girerse onu düşünmek gerekir. Geçmiş olsun, sabırlı olun.

1- Yasalara göre evlilik döneminde edinilen malda kadın ve erkek eşit hakka sahi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Buna fıkıh ilminde HUL’ denmektedir. Hul’, kadının erkeğe mal teklif edip boşanmayı sağlamasıdır. Bu gerçekleştiğinde boşanma ortaya çıkar. Ve bu boşanma da bir BAİN TALAK olur. BİR BAİN TALAK da şu anlama gelmektedir: Yeni bir evlilik yapar gibi yeni bir nikâh akdi ile bir araya gelmeniz mümkündür. Ama bunu muhakkak kendiniz için bir ibret noktası olarak tutun diye size tavsiye ederiz.

Hocam, eşimle tartışıyorduk. Ben ona dedim ki, dinimiz bana seni boşama hakkı ve
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ hepimizi razı olacağı işlere erdirsin. Kadın, Allah’ın kulu olarak erkekten farklı değildir. Fıtratının gereği farklı olduğu birkaç alan dışarıda tutulursa kul ve insan olarak kadınla erkek aynıdırlar. Temelde böyle görülmelidir konu. Ümmetimizin bütün âlimleri, sahip olma ve tasarrufta bulunmada erkekle kadının aynı olduklarına ittifak etmişlerdir. Kadını bu hususlarda farklı gören bir âlim yoktur. Çünkü mesele Kur'an boyutunda aynı tutulmuştur, kimse farklı bir iddiada bulunamaz. Kadının mal ve para konusunda ne durumda olduğunu şu başlıklarda özetleyebiliriz: a. Kadının mirastan, hibeden, mehrinden ve çalışıp kazandığından birikimi olabilir. Bu birikim nakit para da olabilir diğer helal kullanılabilen menkul veya gayrimenkul yatırımlar, işletmeler olabilir. Malı olan bir kadın hiçbir engel olmadan malı üzerinde tasarruf edebilir. b. Müslüman kadın öğretmenlik, tıp, el sanatları, ticari işletmelerin bayanlar bölümü, din hizmetleri gibi alanlarda çalışabilir. Kadınlığı ve anneliği eritmeyen helal alanlarda çalışmasında sakınca olmaz. Yeter ki bu çalışma beraberinde harama hizmet, halvet gibi sakıncalar getirmesin. Tesettüründen taviz vermeden, velisi ve eşinin ön izni ile çalışırsa bu çalışması onu asi kul olmaya götürmez. Erkek veya kadın herkes her yerde her zaman Allah’ın şeriatına göre olmaya zaten mecburdur. c. Kadının geçimi açısından mali kaynak ele alındığında ise evleninceye kadar babasının onu geçindirmeye mecbur olduğunu bilmemiz gerekir. Anne olarak da geçimi çocuklarının üzerine görevdir. Eş olduğunda da kocası onu geçindirecektir. Kadının yuva yıkıcı, aile dağıtıcı bir durumu olmadığı sürece bu geçindirme ilkesi dinin teminatı altındadır. Hatta kadın normal çalışan bir kadın olduğunda bile eşi onu geçindirmek zorundadır. Boşanmış durumunda da iddeti bitene kadar eşi onu geçindirir. Baba, eş ve evlat sahibi olmayan kadının geçimi onun miras bağı kurulabilecek akrabaları üzerinedir, yine kadın boşlukta değildir. d. Kadın, olağanüstü ihtiyaç durumundaki çocukları, anne babası ve dede ninelerinin geçimini üstlenebilir. e. Kadının malına eşinin hiçbir şekilde müdahale hakkı yoktur. Erkeğin KAVVAME hakkı içinde kadının malına karışma maddesi yoktur. Kadın malını harcarken bir harama, israfa harcamıyorsa bir başkasına danışmaya mecbur değildir. Bu sormama kuralına eşi de dâhildir. Kadın malı ile alakalı konularda eşine karşı bir eksiklik oluşturmadığı sürece izni dâhilinde iş yapmak zorunda olmaz. Genel kurallar bu şekildedir. Allah Teâlâ erkeğimizle kadınımızla hepimizi helal ve bereketli mal sahibi olmaya kavuştursun.

Hocam, bir grup hanım arkadaş olarak sizden bize KADIN VE MAL konusunda bir ders
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bir babanın ardından paylaşılan malda erkek iki hisse kız bir hisse alacak şekilde paylaşım yapılır. Mevcut kanunlar bunu eşit bir şekilde paylaştırmaktadır. Erkekler, kız kardeşlerine bunu helal ederlerse sakınca olmaz ama erkekler, Kur'an'ın emrine göre olması gerektiğini hatırlatır ve haklarını talep ederlerse kızlar, kanun gereği aldıkları fazlalığı iade etmek durumunda olurlar. İade etmezlerse o kısmı haram yemiş olurlar. Bunun dışında erkek veya kadın, herkes elindeki helal malı harcamakta serbesttir. Kadınların (veya kızların) malını nasıl harcadıkları sorulmaz. Yeter ki helal gelmiş ve helal yere harcanmış bir mal olsun.

Annem, babasından kalan para, mal, mülk vb. serveti dilediği gibi ve dilediğine,

altın konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ size sabırlar versin. Geçmiş olsun. Geri kalan ömrünüz bereketli olsun. Mehir ve takı gibi sizin hakkınız olan her şeyi talep edin. Talebinize olumlu cevap verilmezse mevcut yasaları o hakkınızı elde etmek için kullanın. Çocuklarınızın yetişmesi için makul olanı istemenizde de sakınca olmaz. Zaten çocuklara nafaka vermesi de eşinizin görevidir. Gerisine tenezzül etmeyin.

Hocam ben ne yazık ki boşanma aşamasına gelmiş biriyim. Yedi yıldır evliyim ve i
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aşağıdaki cevaplarımızı inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/demircelik-yuzuk-takmak-caiz-mi https://fetvameclisi.com/etiket/yuzuk https://fetvameclisi.com/fetva/altin-ve-gumus-harici-taki-takmak-caiz-midir

Hocam, bir hadis öğrendim, “Bununla birlikte demir, bakır, pirinç, kurşun ve tun
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekâtın bir nisabı yani ölçüsü vardır. O ölçü 81 gram altındır. Bu nisaba ulaşınca zekât gerekir. Bu nisabın oluşması da altın ve altın gibi olan paralar toplamda ne kadar yaptığına bakılır. Mesela elli gram altın var, seksen bir grama yetiştirecek kadar da para varsa ikisinin toplamı nisabı oluşturmuş olur. Nisaba ulaştığımız anda da hemen zekât gerekmez. Üzerinden bir hicri yıl yani 355 gün geçmesi gerekir. Bir yıl geçince o nisap miktarı olan baraj elimizde ise yüzde iki buçuğunu zekât veririz. Baraj eridi ise zekât gerekmez. Baraj büyümüş mesela 250 gram altın veya değerini bulmuş ise o toplamın yüzde iki buçuğunu zekât veririz. Sizin ne zaman nisap miktarı malınız olduğunu bulmanız gerekiyor. O günden sonraki bir yılın dolduğu gün de zekât verecektiniz. Geçen yılları da bu şekilde telafi edersiniz. Allah kabul etsin.

Hocam yatırım yapabilmek için maaşımdan artırdıkça altın aldım. Üç yıl içinde ik
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayır, bu zekât kaçırmak olmaz. Eski zamanlardan beri altına karışım yapıla gelmiştir. Fakihler de karışımlı altının zekâtının nasıl hesaplanacağını değerlendirmişlerdir. Cumhur fukahası, karışım oranına dikkat ederek zekât hesaplanır demişlerdir. Altındaki karışım oranına göre zekâtın nasıl hesaplanacağı konusunda şöyle bir ölçü belirleyebiliriz: Altındaki milyem (saf altının ne kadar olduğunu gösteren) değeri elimizdeki gram ile çarptığımızda karşımıza altının saf olan değeri çıkar. Altında 1’den 24’e kadar bir değer bulunabilir. Genelde 14 yaygın bulunur. Aslı 24 olmakla beraber 24 ayarın kullanımı (halka arasında) çok yaygın değildir. Mesela 100 gram 14 ayar altında ne kadarı saf altındır bulabilmek için MİLYEM değer listesinden 14 ayarın milyem ölçüsünü buluruz. Bu 585 tir. 100 x 0,585=58.50 saf altın olarak karşımıza çıkar. Elimizdeki altının ayarını ve milyem listesindeki değeri bilmemiz yeterlidir. Böyle bir işleme gerek duymadan elimizdeki altının ayarına bakmadan karışımlı olduğu halde saf altın gibi zekâtını versek daha fazla sevap kazanmış oluruz. Milyem Listesini İncelemek İçin Tıklayınız.

Hocam, altının farklı ayarları var. Bu ayarlar 1-2 bilezikte fark edilemiyor ola
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Erkekler için altın yüzük haramdır. Bunun haricinde değerli madenlerden yüzük yapılmasında sakınca olmaz.

Hocam değerli taştan yüzük kullanmakta sakınca var mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mesela yüz lira verip her ay beş lira almanız şeklindeki bir ortaklık caiz olmaz. Verdiğiniz para ile kâra ve zarara ortak olmanız gerekir ki helal olsun. Mesela sizin verdiğiniz, onun çalıştırdığı sermayenin yüzde ikisine karşılık geliyordur. Siz o kâr ettikçe onun sermayesinde yüzde iki kârınız, zarar ettiğinde de onun zararının yüzde ikisi kadar zararınız olması gerekir. Bu da iyi bir güven ortamında olabilir. O güveni bulabilirseniz ortak olun.

Hocam kuyumcu ve inşaatçı olan birine altın bırakıp kâr payı adı altında aylık p

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.