Fetva Meclisi
Soru
1- Yasalara göre evlilik döneminde edinilen malda kadın ve erkek eşit hakka sahiptir. Lakin edinilen kazanç tek tarafa aitse ve boşanma durumunda mallar eşit paylaşıldığında kazanç sahibi kişinin diğeri üzerinde kul hakkı olur mu? 2- Boşanmalarda tarafların birbirine helallik vermesi zorunlu mudur, tavsiye olunur mu? Yoksa evlilikten kaynaklı eşler arasında kul hakkı olmaz mı? 3- Boşanmaya bir tarafın yapmış oldukları sebep olmuşsa diğerine kul hakkı doğar mı? 4- Yaşananlardan ötürü çok acı çektim. Hakkımı helal etmek istemiyorum. Bundan ötürü günah işlemiş de olmak istemiyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ hepimizi razı olacağı işlere erdirsin. Kadın, Allah’ın kulu olarak erkekten farklı değildir. Fıtratının gereği farklı olduğu birkaç alan dışarıda tutulursa kul ve insan olarak kadınla erkek aynıdırlar. Temelde böyle görülmelidir konu. Ümmetimizin bütün âlimleri, sahip olma ve tasarrufta bulunmada erkekle kadının aynı olduklarına ittifak etmişlerdir. Kadını bu hususlarda farklı gören bir âlim yoktur. Çünkü mesele Kur'an boyutunda aynı tutulmuştur, kimse farklı bir iddiada bulunamaz. Kadının mal ve para konusunda ne durumda olduğunu şu başlıklarda özetleyebiliriz: a. Kadının mirastan, hibeden, mehrinden ve çalışıp kazandığından birikimi olabilir. Bu birikim nakit para da olabilir diğer helal kullanılabilen menkul veya gayrimenkul yatırımlar, işletmeler olabilir. Malı olan bir kadın hiçbir engel olmadan malı üzerinde tasarruf edebilir. b. Müslüman kadın öğretmenlik, tıp, el sanatları, ticari işletmelerin bayanlar bölümü, din hizmetleri gibi alanlarda çalışabilir. Kadınlığı ve anneliği eritmeyen helal alanlarda çalışmasında sakınca olmaz. Yeter ki bu çalışma beraberinde harama hizmet, halvet gibi sakıncalar getirmesin. Tesettüründen taviz vermeden, velisi ve eşinin ön izni ile çalışırsa bu çalışması onu asi kul olmaya götürmez. Erkek veya kadın herkes her yerde her zaman Allah’ın şeriatına göre olmaya zaten mecburdur. c. Kadının geçimi açısından mali kaynak ele alındığında ise evleninceye kadar babasının onu geçindirmeye mecbur olduğunu bilmemiz gerekir. Anne olarak da geçimi çocuklarının üzerine görevdir. Eş olduğunda da kocası onu geçindirecektir. Kadının yuva yıkıcı, aile dağıtıcı bir durumu olmadığı sürece bu geçindirme ilkesi dinin teminatı altındadır. Hatta kadın normal çalışan bir kadın olduğunda bile eşi onu geçindirmek zorundadır. Boşanmış durumunda da iddeti bitene kadar eşi onu geçindirir. Baba, eş ve evlat sahibi olmayan kadının geçimi onun miras bağı kurulabilecek akrabaları üzerinedir, yine kadın boşlukta değildir. d. Kadın, olağanüstü ihtiyaç durumundaki çocukları, anne babası ve dede ninelerinin geçimini üstlenebilir. e. Kadının malına eşinin hiçbir şekilde müdahale hakkı yoktur. Erkeğin KAVVAME hakkı içinde kadının malına karışma maddesi yoktur. Kadın malını harcarken bir harama, israfa harcamıyorsa bir başkasına danışmaya mecbur değildir. Bu sormama kuralına eşi de dâhildir. Kadın malı ile alakalı konularda eşine karşı bir eksiklik oluşturmadığı sürece izni dâhilinde iş yapmak zorunda olmaz. Genel kurallar bu şekildedir. Allah Teâlâ erkeğimizle kadınımızla hepimizi helal ve bereketli mal sahibi olmaya kavuştursun.
Boşanma durumunda mal paylaşımı, genelde de erkeğin malının yarıdan bölünüp boşanmış kadına verilmesi konusu kadim kitaplarımızda yoktur. Bir tespit olarak şöyle diyebiliriz: Önümüzdeki fıkıh bilgisi çerçevesinde bunu caiz olarak gösterebilecek bir satırlık bilgi yoktur, fukahamızın böyle bir gündemi olmamıştır. Bu genel tespitten sonra şu ayrıntıları gündeme getirebiliriz: Evlilik sonrasında evin erkeği çalışıyor ve kadın evde yaşamını sürdürüyorsa boşanma durumunda erkeğin çalışması ile elde edilmiş olan mal/birikim sadece erkeğindir. Kadın beşerî yasalara dayanarak aldığı mal, fukahamızın bugüne kadarki fıkıh birikimine göre ona helal olmayan bir maldır. Kadın da erkekle beraber çalışmış ve mevcut mala katkı vermiş ise bu durumda bir hak söz konusu olabilir, kadın kazançtaki payını isteyebilir. Bu da bir bilirkişi veya mevcut yazılı dokümana göre hak ettiğini alması şeklinde değerlendirilebilir. Erkeğin birikimi olan bir malın, boşanma nedeniyle bir tür ceza gibi paylaşılması ise normal fıkıh kurallarına göre caiz olmaz. Bir nevi gasp olur bu. Kadın, mehrini ve benzeri sabit haklarını talep eder ve alır. Kadına verilmiş maddi zarar varsa o tazmin ettirilebilir. Bunun dışında erkeğin malının paylaştırılması mümkün değildir. Normal bilgimiz budur. Muasır âlimler, boşanmalar nedeniyle kadının düştüğü mağduriyete dikkat ederek, o eksende yaptıkları değerlendirmelerde fıkıhtaki mut’a (boşanan kadına ikramda bulunma) üzerinden kıyas ederek erkekten kadının mağduriyetine karşılık bir mal alınabileceğini söylemişlerdir. Bu bir içtihat olarak değerlendirilebilir. Yalnız bu noktadan yola çıkıldığında dahi erkeğin malının yarıdan bölüşülmesi gibi bir hükmü makul görmek hiç mümkün değildir.
Allah’ın helal ettiği bir işi size kimse yasaklayamaz. Çocuklarınızın bu konudaki hak iddiaları boş bir söz ve edep dışılıktır. Onlar evlenip evlerinde keyif sürerken sizin evde dul beklemenizi istemeleri diye bir hak yoktur. Belki küçük olsalar da evlenmeniz onları süründürecek olsa “biraz daha sabretsen iyi olur” diyebilirdik size. Bu durumda ise Allah’ın size verdiği hakkı kullanın. Ashab-ı Kiram kadınları eşleri şehit düştükten sonra iddetini bekleyip evlendiler. Göklerin yerle bitişik olduğu bir zaman ve ortamda onları kimse ayıplamadı. Helal ve uygun bir evlilik fırsatı bulduğunuzda hemen evlenin, tereddüt etmeyin. Mübarek olsun.
Bilerek ve kastederek bir hata etmeyin. Hata ederseniz özür dileyin. Bunun ötesindeki tehditlerden rahatsız olmayın, bu davranışı abartmayın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Zina bir afettir, kul hakkı veya başka bir isim onu anlatamaz. Kimseden helallik de gerekmez. Büyük bir tevbe gerekir.
Normal bir durumda sadece mehrinizi alabilirsiniz. Mehir de hiçbir şekilde pazarlık konusu edilemez, o bir borçtur. Onu kesin olarak almanız hakkınızdır. Çocuğun nafakası da onun görevidir. Evin durumuna gelince: - “Ortak” çalıştı iseniz yani “ben ve sen” mantığı ile çalıştı iseniz ev de o çalışmadan elde edilen her şey de ortaktır. Evli iken de ortaktı, ayrıldığınızda da ortak olacak. - Çalışırken siz “eşine yardım eden bir kadın” durumunda idiyseniz şu andaki durum ortaklık değildir, ev eşinize kalacaktır. Bu gerginliğin giderilmesi için ya bir aile büyüğü ya da boşanmayı yürütecek avukatın hakemliğine başvurun.
boşanma konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Ağır bir imtihan geçiriyorsunuz. Öncelikle size tavsiyem, ikinci evliliği düşünmeyin. Böyle bir düşünce birinciyi de kaybettirir ikinciyi de uzaklaştırır. Eşinizin kilo sorununu çözme seçenekleri üzerinde durmalısınız. Durumunuzu gözünüzde abartarak çözümsüzlüğü hazırlamayın. Uzun bir vade de olsa tedavi üzerinde yoğunlaşın. Yakın akrabalarınızdan eşinizin razı olacağı birini devrede tutun. Çok dua edin. Allah sabırlar versin.
Tavsiyemiz şudur: Ailesinden itimat edilir birini aracı yapsın. O aracı, toparlanma ihtimali görmüyorsa hemen boşansın; sürünmenin ve şahsiyet yıpratmanın bir yararı yoktur.
Düğünde takılan takıların sahibi, kime takıldı ise o olmalıdır. Aileye ortak gelen hediyeler ise bir hakem heyeti ile bölüştürülebilir. Ama siz siz olun ve üç kuruşluk şeylere takılıp kalmayın.
Uyduruk bir nikâh da olsa onun nikâhlısısınız. Çare yok, ona baskı yaptırın, sizi boşamasını sağlayın.
Gayet yanlış bir iş yapmışsınız. Eşinizi ıslah etmek için ikinci bir evlilik yapmanız, susadıkça deniz suyu içmeye benzemiş. Siz, birinden bunaldınız, ikinci bunalacak dert aradınız. Eşinizle aranızı düzeltmenin yollarını araştırın, daha iyi yaparsınız. Gerekiyorsa özür dileyin, yanlışınızı düzeltin, onun yanlışlarını düzeltmesini isteyin. Barış her zaman iyidir. İkinciye sığınmak çare değil, becerip imtihanı kazanmak çaredir.
Hulle diye bir şey yok, onu yanlış duymuşsunuz. Eşiniz şu anda boş durumdadır. Boşanmanız daha hayırlı duruyor. Evet, öteden beriden taşımayla geri dönüş yolu bulunabilir ama hayır görmezsiniz. Allah yardımcınız olsun.