Fetva Meclisi
Soru
Çok değerli hocam çok sıkıntılıyım ahir zamandayız imanı korumak avuçta koru tutmak gibi size danışacağım konu şu şuan 6. işimden de ayrılmak üzereyim sebep hiç değişmiyor işyerimdeki yalan dolan sahtekarlık üçkağıt rüşvet gibi gayri ahlaki nedenler işten ayrılmama sebep oluyor şimdiki sorum şuan bi işyerinde çalışıyorum fakat işler hep hile sahtekarlık rüşvet ile hallediliyor artık dayanamıyorum sizce ayrılmam mı hak yoksa rızkım için sabretmem mi?
Cevap
Benzer fetvalar
İş yerinin sana söz verdiğini vermemesi durumunda hakkını arayabileceğin bir şeriat mahkemesi vardı ise oraya git elbette. Yoksa hakkını alabileceğin yere gideceksin. Geçmiş olsun. Allah yardımcın olsun.
İş yeri idarecinizin izin vermesi veya vermemesine göre değerlendirin bunu.
Selamünaleyküm. Allah'ın haram ettiği bir işin yapıldığı yerde duramayız. Aç kalmak gibi bir neden hariç açık haram işlenen yer, bizim durabileceğimiz yer olamaz. Düzeltebilecekseniz orayı düzeltin. Düzeltemiyorsanız kendinize helal bir yer bulun.
Selamünaleyküm. O miktar parayı onun adına bankaya yatırın, görüşmeyin. Böylece hak kalkar, rahat edersiniz.
Size bu işten rızık temin etmemenizi tavsiye ederiz. Daha helal ve bereketli bir iş bulup oradan ayrılın. Bu fani dünyada Allah'ın haram ettiği şeylere hizmet ederek ahiretimizi zarara uğratmamız hiç akıllıca değildir.
Selamünaleyküm. Yalan ve hile ile yapılan iş helal olmaz. Ağabeyiniz ise size iyilik yapmış olsa bile kanuni hakkınızı vermek durumundadır. Siz, geçmiş iyiliğine binaen feragat ederseniz bu sizin faziletiniz olur.
ahir zaman konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu hadisi şerif, kıyamet alametlerinden birini zikretmektedir. İman ehli olmaya rağmen zulmetmekle kendisini helâk eden bu insanlar sabah akşam Allah'ın gazabına muhatap olmaktadırlar.
Selamünaleyküm. Sevgili Musa, Sünnet'ler bu şeklide anılmaz. Okuyan bir gençsin, bak ne diyorsun: 'Şafii mezhebine göre de yapmış'! Kim kimin mezhebine göre yapmış! Ne garip değil mi? Bu meselelere dalma sakın, daha heyecanlı ve daha ihlâslı bir şekilde âlim olmak için uğraş. Sana dualar ederiz. Allah zihnini açık, amelini makbul etsin.
Aleykümselam. Ahir zaman, on veya yirmi yıllık bir zaman diliminin adı değildir. 'Ahir Zaman'ı asırlarca sürebilecek bir zaman dilimi olarak kabul edin. Konuyu daha rahat anlarsınız.
Aleykümselam. Zamanımızın ahir veya neresi olduğunu bilemeyiz, bilmemiz de gerekmez. Biz, bugün kıyamet kopacakmış gibi heyecanlı olmaya mecburuz. Mü'min olmamız bunu gerektiriyor. Hadisi şerif hakkındaki bilginiz doğrudur. Bu ve benzeri hadisler, imanın dilde bir slogan niteliğinde kalacağını, öze inmenin düşünülmeyeceğini göstermektedir. Allah Teâlâ o hâle düşmekten muhafaza buyursun.
Allah, bütün zamanları imtihan için yaratmıştır. Bir asır öncekiler de on asır öncekiler de imtihan halindeydiler. Sonrakiler de öyle olacaktır. Bizim zamanımız, her şeyin çok hızlı değiştiği ve geliştiği bir zaman olduğu için, ileriye bakmaya çalışan basiret sahibi insanları daha fazla ürkütmektedir. Elbette her mü'min, imanının elinden gitmemesi için uyanık bulunmalıdır. Zira iman gitmez, bir kere mü'min olduk denebilecek bir zeminde değiliz. Allah Teâlâ korusun, insanın son anında bile ayağı kayabilir. Akıllı mü'min, elinde kor taşır gibi hassas olur. Sabah evinden çıkarken akşam dönüşünü, akşam evine girerken sabah çıkışını düşünür. İman Allah’ın en büyük nimetidir. Bütün nimetler gibi elden gidebilir. Şu hususlara dikkat edersek, imanımızın erimesine karşı uyanık bulunmuş oluruz: 1- İmanımızın temelini ‘gayba iman’ın oluşturduğunu unutmayız. Elle tutulması, gözle görülmesi, kulak duyulması mümkün olmayan şeylere gayb dendiğine göre, her an imanımızı, gaybı soruşturmaya yönelik bir fitne kuşatabilir. Kur’an ve Sünnet tartışmasına çekilebiliriz. Dikkat etmek durumundayız. Bizim Kur’an’a bakışımız ‘beğenme’ ile ifade edilemez bir bakıştır. ‘Biz Kur’an’ı çok beğendik de iman ettik.’ diyemeyiz. Vitrindeki herhangi bir kitabı alıp inceledikten sonra beğenirsek ücretini ödeyip almamıza benzemiş olur bu tutum. Bu ise ‘iman etmek’le ifade edilmez. İman etmek, tam teslim olmaktır. Allah Teâlâ, Kur’an isimli kitabını bize gönderdi. Biz de ona iman ettik. Asırlar sonra, şeytanın aklını çeldiği biri karşımıza çıkıp, ‘şu ayet… aslında…’ demeye başladığında, riskli bir imtihanla karşı karşıya bulunduğumuzu anlamalıyız. Kur’an’ın tartışılabilir tek bir ayeti yoktur. içeriğinden Müslüman’ın sıkılmasını gerektirecek tek bir kelimesi yoktur. 2- Gaybı ve geleceği ancak Allah bilir. Biz üzerimize düşen görevleri yapar, yarın hakkında ileri geri konuşmayız. Yarının olayları hakkında tarih vererek veya meçhule atıflar yaparak yönlendirmeye çalışanlara da itimat etmeyiz. Bizim için hedef bugündür. Bu günü ne yaptığımızı, bu gün nelere imza attığımız düşünür, onun muhasebesini yaparız. 3- Helali helal, haramı da haram bilir; ikisinin de çizgilerine dikkat ederiz. Fitne zamanlarında, haramların helallerle iç içe gibi olacağını, harama girmemenin neredeyse mümkün bile sayılmayacağını bilmeliyiz. Cephede cihad etmek ne ise, harama karşı tavizsiz durabilmek de odur. Haramların çekiciliği ve yaygınlığı karşısında, takva yönümüz daima önde olmalıdır. Fuhuş ve faiz iki ok olarak şeytanın elindedir ve her zamankinden daha sivri uçlarını bize yöneltmiştir. Fuhuş ve faiz, alkol gibi haramlardan korunmak, onların uzantılarına dikkat etmekle mümkündür. Yoksa kolay kolay bir haram bütünüyle Müslüman’a takdim edilmez. Kuruşluk faizlerden sonra büyük banka hesaplarına geçilmektedir. Birkaç saniyelik bakışın birkaç ayından sonra zina kapıyı çalmaktadır. 4- İbadetsiz kalmanın, güneşte kalan susuz bitki gibi imanda kurumaya götüreceğini bilir, ibadetin hakkını vermeye çalışırız. Genç yaşta ibadet titizliğini yakalayabilmek büyük bir nasiptir. İbadetleri erteleme hastalığı, yaşlılıkta düzelmesi zor bir illet olarak bilinmelidir. Zamanında camiye gidip namaz kılmayı, zamanında ve ilk ele geçen fırsatta haccetmeyi ilke edinmeliyiz. İbadetler arasında önemli-önemsiz ayırımından kaçınmalıyız. Özellikle sabah namazının camide cemaatle kılınması, yatsı namazının camide cemaatle kılınması, sabahtan akşama, akşamdan sabaha kadar Allah’ın zimmetinde olmaktır. Bu şuuru yakalamalıyız. İnfak etmenin önemli bir ibadet olduğunu bilmeliyiz. 5- Azaptan korunmuşluk garantisi hissinde olmayız. Allah’ın rahmetinden umudumuz da sonsuzdur. Korku ile umut arasında mutedil bir anlayış bizim için önemlidir. ‘Unu elemiş, eleğini asmış’ anlayışı bir tehlikedir. ‘İşimiz bitti’ anlayışı da tehlikedir.
Selamünaleyküm. Bu hadis, benzeri bir ifadeyle de olsa kitaplarımızda vardır ama SAHİH bir hadis değildir. SAHİH OLAN HADİSLER ise evlenmeyi ve çoğalmayı teşvik eden hadislerdir. Bu hüküm de kıyamete kadar geçerlidir.