Fetva Meclisi
Soru
Hocam boşandığım kocamın babası boşandıktan sonra da babam gibi midir? Onunla ilişkilerimde yabancı gibi olmam gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir kadının sütünü emen çocuk onun süt çocuğu olur. Kadının o andaki kocası da onun süt babası olur. Daha sonra bir boşanma olsa da bu durum değişmez; ebedi süt anne ve ebedi süt baba olarak kalır.
Evet, nikâhlandığınız eşinizin doğuran annesi ve babası sizin anneniz babanız gibi nasıl oluyorsa onu vaktinde emziren sütannesi de mahremiyet bakımından anneniz gibidir, babası da aynı kayınpederiniz gibidir.
İki yabancı olan kadın erkek arasında yabancılığı ve sınırları sadece NİKAH kaldırır. Nikahtan önce hiçbir şey sınırları kaldırmaz. Nişan sadece ölçülü bir şekilde görüşmeye fırsat verir, gerisi ateşle oynamaktır maazallah!
Kadının üvey annesi kadının kocasına mahrem değildir. Bu da öz annesi gibi olmaması anlamına gelmektedir.
İnsan, nikâhlandığı kadınının nesli ile evlenemez.
Zinadan doğan çocuk hiçbir şekilde nikâhla doğan diğer çocuklarla mirasa ortak olamaz. O çocuğun nikâhlı çocuk gibi hukuku yoktur.
baba konusundaki diğer fetvalar
Çocuktan sorumlu olan babadır. Dayı baba değildir. Dayı örfün ve özel aile içi ilişkilerin müsaade ettiği kadar yönlendirme ve tedip etmeye yetkili olabilir.
Bir insan babasının evlendiği annesi olmayan bir kadının BAŞKASINDAN OLMA ÇOCUĞU ile evlenebilir. Aile ortamınız ve çevre kültürünüz bunu kaldırıyorsa evlenebilirsiniz, dinen bir sakınca yoktur.
Kızın kazancında babanın direkt bir hakkı olmaz. Babasına birazını veya tamamını ikram eder o ayrı bir meseledir, öylesi mümkündür.
Kızım, Hayat böyle bir imtihandır. Bu imtihanların en ağırı da insanın sevdikleri ile imtihan olmasıdır. Senin babanla böyle bir süreç yaşaman üzücü elbette ama babanı o yaştan sonra değiştirebileceğini zannetmiyorsundur. Sabredip kazanmaya bak. Yazından anladığım kadarı ile biraz da sen kendini fazladan geriyorsun. Rahat olmaya bak. Allah yardımcın olsun.
Dede mahrumu şu anlamda kullanılmaktadır: Babası sağ iken ölen birisinin çocuğu ölenin babası olan dedesi öldüğünde babası varmış gibi dedesinin mirasına katılamamaktadır. Dedenin mirasından mahrum kalmış manasına bir deyim olarak kullanılmaktadır. Böyle bir vakayı şu alternatifleri ile değerlendirebiliriz: Önce baba ölmüş daha sonra da babanın babası dede ölmüştür ve dedenin erkek ya da kız evlat olarak mirasçısı yoktur. Bu durumda mirası torunlar arasında bölüştürülür. Erkek olanlar iki, kız olanlar bir miras alır. Dedenin sadece kız çocukları vardır, erkek çocuğu yoktur. Kız çocuklar bu durumda mirastaki paylarını alırlar. Geri kalanı torunlar iki, bir şeklinde bölüşürler. Dede öldüğünde erkek ve kız çocukları vardır. Bu durumda torunlar mirastan alamazlar. Amcaları yeğenlerine mirastan vermek zorunda olmazlar. Bu durumda dede, ölmeden önce malının üçte birini geçmemek şartı ile bu torunları için vasiyet yazabilir. Bu da dede için bir sevap kaynağı olur. Veya amcaları yeğenleri için mirastan bir pay verebilirler. Bu iki durumda da çocukların aldığı miktarın mirastaki olabilecek pay kadar olması şart değildir.
Bir insan ölünce: Onun sağlığında edindiği bütün malı ve o mal ile bağlantılı hakları, Kaza sonucu öldü ise ödenecek diyet dinimizin mirasçı olarak gördükleri arasında taksim edilir. Baba ve anne de bu mirasçılar arasındadır. Emekli maaşı ve benzeri yasalarla belirlenmiş haklardan kaynaklanan mal ise o ödemeyi kazandıran yasaların belirlediği hak sahipleri kimse onlara ödenir. Eğer söz konusu yasa babayı hak sahibi olarak belirlemiyorsa baba o maldan alamaz. Mesela sadece eş ve çocuklar diyorsa eşe ve çocuklara kalır. Ya da kimi belirliyorsa.