Fetva Meclisi
Soru
Hocam annemin daha önce evlenip boşandığı eski eşinin torunu ile evlenilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Eşi, onu boşamaya yönelik bir cümle kullanmadı ise nikâh gitmez ama ahiretten çok şey gider maazallah.
Sizin öyle bir fotoğrafınızın olması bir kere yanlıştır. Öyle bir fotoğraf eşe helaldir ama fotoğrafın kendisi kabul edilemez.
Selamünaleyküm. Eşinizle ilgili durumun nikâha bir zararı yoktur.
Bir insan babasının evlendiği annesi olmayan bir kadının BAŞKASINDAN OLMA ÇOCUĞU ile evlenebilir. Aile ortamınız ve çevre kültürünüz bunu kaldırıyorsa evlenebilirsiniz, dinen bir sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Eşinizin önceki eşine tutumu, sizin bir kışkırtmanız olmadığı sürece sizi rahatsız etmemelidir, onun ile Rabbi arasında bir konudur bu. Nikâhınızın da sizin anlattığnınız kadarıyla bir eksikliği yoktur.
Selamünaleyküm. Bu nikâhı düşürmez ama insanlığı düşürür.
akraba konusundaki diğer fetvalar
Çevrenden önce Rabbin ne diyor diye baksan ya! Kredi ile açacağın iş yerin ne getirecek sana?
Değerli kardeşim, İnsan tek başına dünyadır. Her insanı bir dünya kabul ettiğimizde ise dünyanın bir insandan ibaret olmadığını idrak etmiş oluruz. Her ne kadar bu hakikatler bilinse de iş insanın kendi derdi olunca, unutulur gider. Hâlbuki dünyayı yöneten Allah için plan, gelmiş, mevcut ve gelecek olan herkesi kapsar. O, kıyamete göre kader yazar. İnsan ise anlık kaderi düşünür. Mesela; kendi doğumu ve yaşamı için yıllarca dert çeken bir anne babayı hatırlamak istemez. Belki de kendisinin doğumunda sakat kalan ya da vefat eden annesini hiç hatırına getirmez. Çünkü bencilce düşünür ve dünyayı kendisinden ibaret sanır. Evet, imanı böyle değildir ancak dünyaya ait sıkıntılar onu sarınca şeytan bu vesveselerle karşısına çıkar, o da istemese de hoşuna gittiği için kabul eder gibi yapar. İşte tam bu nokta şeytanın tuzağına takıldığı yerdir. Tek başına bilmek ne yazık ki insana yetmiyor. Allah’ın muradını aramak ve yazdığı planı hissetmeye çalışmak o bilginin asıl gayesidir. Kur’an-ı Kerim, peygamberlerin kıssalarını bunun için anlatmıyor mu? Yoksa çocuk ve genç yaşlarında mutlu olmak Yusuf’un da hakkı değil miydi? Babası olmadan doğan peygamberimiz o sevgiden mahrum yaşamadı mı? Sonuçlarını görünce “meğer öyle olması gerekiyormuş Allah katında” demiyor muyuz? İnsan çok aceleci yaşamak istiyor. Kendi isteklerini doğru zannederek ne kötü düşünüyor. Allah’ın yazdığı kaderdeki büyüklüğü anlamaya yanaşmıyor. Hâlbuki bunu ömrü boyunca tam bir imanla kabul etse dualarının kabul edildiğini de görecek, ibadet gevşekliği de onu bulmayacak. Zira o Allah’ın yazdığına razı olamama hali, intikamını ibadetten alıyor. Size bu imanı yakalamaya vesile olacağını umduğumuz bazı tavsiyelerle sözlerimizi tamamlayalım: Ne kendinizi ne de başkalarını dıştan göründüğü hale göre değerlendirmeyin. Nice mutlu görünen evlilerin evleri yangın yeri olabilir. Kendinizi mutlu etmek için belli dünyevi şartlara bağlanmayın. Asıl huzur, olumsuzluklar içinden sıyrılabilmektir. Bu da Allah’ın kaderine teslimiyetle olur. Bunun için peygamber kıssalarını, ölümün içindeki hayatları, yeniden hatırlamanızı tavsiye ederiz. Duaların kabulünde şunu unutmayın: Allah sizi hep dua ederken, O’nun zatına yalvarırken görmek istiyor olabilir. Duadaki sabrınızı ve samimiyetinizi test ediyor olabilir. Bu yüzden erteliyordur. İstediğinizin Allah katında size sonraları daha büyük sorunlar oluşturacağını bildiği için Allah, size acıdığı için kabul etmiyor olabilir. Duaların kabulünü ahiret gününe bırakmış olabilir. Her işinizde “Allah bilir, ben bilmem” düsturu ile hareket etmelisiniz. Kim bilir, yirmili yaşlarında evlenip iki-üç çocukla boşanmaktansa kırklı yaşlarda huzur dolu bir evlilik sizi bekliyordur. İnsanların sizin hakkınızdaki rahat konuşmaları, bir miktar sizin onlarla laubali oluşunuzdan da kaynaklanıyor olabilir. Bir süre kendinizi daha ciddi bir kimlikle tanıtın. Özellikle kadınlarla bu tarz konuları konuşmaktan kaçının. Ev ve evlilik sizin mahreminiz olarak gizli kalsın. Oturup dertleşeceğiniz doğru insanları arayın. “Yok” demeyin. Hele hele internet çağında sakın “yok” demeyin. Sanal da olsa telefonla da olsa sizi anlayan insanlarla haftada bir buluşun. Sohbet dinleyin. Nasihat isteyin. Takvanın azalması, büyük oranda geçmişteki dengesiz politikalardan kaynaklanıyordur. Örneğin; farzlarda istikrar yerine nafileleri abartmak zamanla bir bıkkınlık oluşturmuş olabilir. Bu saatten sonra haramlardan kaçınmayı ve imanı korumayı birincil iş olarak, farz ibadetleri ve üstün bir ahlakı da bununla beraber destekleyerek yol almalısınız. Ekstra sevap olacak amellerde ise gücünüz yettiği kadar adım adım bir taktik izlemek gerekir. Bunun için de Kur’an tilaveti ile başlayabilirsiniz. Oruç yerine düzenli Kur’an okumaya odaklanın. Her gün bir sayfa okuyarak başlayın. Üç ay sonra bunu iki sayfaya çıkarır ve böyle üç aylık periyotlarla kendinizi hızlandırabilirsiniz. Günlük hayattaki asıl işinizi, mesleğinizi sakın ihmal etmeyin. Para kazandığınız alanı en iyi şekilde değerlendirin. İyi çalışın, uzman olun. İşinizi kaliteli yapın. Fırsat buldukça gezi ve seyahat ile kendinizi yenileyin. Farklı mekânlar ve insanlarla tecrübe kazanın. Dinimiz her türlü sıkıntının çözümünü barındıran âlemlerin dinidir. Biz dini yanlış anlarsak İslam’ın altında kalırız. Yanlış fikirler ve hatalı uygulamalar bizi ezer. Namaz ve sabırla Allah’tan istemeye devam edin. Son nefese kadar sebat edin. Allah, sizi sevdiği ve razı olduğu işlerde muvaffak kılsın. İmanınıza iman katsın. Sizi salih arkadaşlarla desteklesin. Allah’a emanet olun.
Allah'ın izni ile cennete gir/girelim; bütün diller, zevkler ve beklentiler bizim olacak. Ne istiyorsak, ne bekliyorsak! Hepsi!
Doktor tahlilleri yapmanız akıllıca olur. Aklını aşkından öne geçir.
Mü'min şeriatına göre yaşar. Şeriata göre yaşayınca da dininin teminatı altında olur. Biiznillah sorunsuz ve güçlü bir hayatı olur. Bunun için de temel ölçü olarak helaller/haramlar dairesinde kalır. Helalleri aşmamayı haramlara bulaşmamayı ilke edinmek böyle bir teminat verir. Bu da şu demektir: İmanlı insan olmayı hayatın anlamı olarak bileceksin. İmandan sonra en büyük vazifen tek bir haram da olsa haramdan uzak kalmak olacak. Haramla bulaşık kalmaktan ise hicret etmeye razı olmak demektir bu. Allah’ın farzlarından eksiğin olmayacak. Zira farzları eksik bırakmak da bir haramdır. Nafile ibadetlerden konumun, kabiliyetin ve fırsatların doğrultusunda yapabildiğini yapacaksın. Mü'min bir çevrede olmayı ilke edineceksin. Telefondaki arkadaş listenden çay içtiğin insanlara kadar seçici ve korunmuş kalma ilkeni bozmayacaksın. İnsanî ilişkilerin iyi olacak. Başta ebeveynin ve ardından akrabaların sende Allah’ın emaneti olarak bilinecek. Diğer insanlarla da mesafeli ama saygılı olmayı bileceksin.
Teyzenle annenin istediği gibi kökten ilişkilerini kesmen caiz olmaz. Annenin incinmesine de göz yumamazsın. İkisinin ortası olarak şöyle yap: Teyzenle bağlarını koparmayacak (mesela telefon bağlantısı kurarak) bir yöntem oluştur. Bir araya gelip anneni de üzme.