Fetva Meclisi
Soru
Dede mahrumu ne anlama gelmektedir, fetvası nasıldır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Torunun dededen miras alması meselesi şöyledir: a- Bir çocuğun babası öldüğünde, baba mal bıraktı ise elbette çocuğu o malı alacaktır. Dedesi ve diğer varisleri de nasipleri kadar maldan alırlar ama asıl mal çocuklara kalır şüphesiz. Bunda anlaşılmayan bir durum yoktur. b- Çocuğun babası ölmüş, babanın bir malı yoktu. Dolayısıyla çocuğa mal kalmadı. Bu babanın babası da yani çocuğun dedesi de sağdı. Daha sonra dede öldü. Yani daha önce çocuğun babası ölmüştü, malı olmadığı için çocuk mal alamamıştı. Dede ölünce, çocuğun babası sağ olsaydı ona mal kalacaktı. Önce öldüğü için ÖLMÜŞ BİRİNE MAL KALMASI söz konusu olmuyor. Dede öldüğünde eğer kendinden önce ölen çocuğundan başka çocukları varsa yani bu çocuğun amcaları varsa doğal olarak DEDENİN ÇOCUKLARI OLARAK, DEDENİN TORUNUNDAN önde gelmektedirler. Bir insanın çocuğu varken torununa malı kalmaz. Bu nedenle de torun bu pozisyonda mala mirasçı olmaz. c- Böyle bir durumda dedenin bırakacağı malın 1/3 kadarını aşmamak şartı ile torununa vasiyet bırakması emredilmiştir. Böylece de torun fakir kalmaz. Eğer dede bu vasiyeti yapmadı ise çocuğun amcaları malı taksim ederken çocuğun mağduriyetini giderecek bir taksim yapmaları tavsiye edilir. Meselenin hukuk boyutu böyledir. Duygusal boyutu ise elbette ayrı bir mesele olarak ele alınmalıdır.
Dede öldüğünde onun çocukları varken torunları miras alamazlar. Mirasa en yakın olan hak sahibi olur. O hak sahibi yoksa bir sonrakine hak intikal eder. 'Dede yetimi' şudur: Bir kişi, babası sağken öldüğünde malı çocuklarına taksim edilir. Daha sonra onun babası da vefat ettiğinde doğal olarak onun malı da çocuklarına taksim edilecektir. Bu taksim esnasında daha önce vefat eden çocuğunun çocukları pay alamayacaklardır. Çünkü ölen babalarının kardeşleri olan amcalar sağ ise onlar dedelerine birinci dereceden yakın oldukları için ikinci dereceden birinin pay almasına engeldirler. Bu durumda dedenin malından toruna pay çıkmaz. Buna 'dede yetimi' denmiştir. Muasır uygulamalarda bu durumda toruna dedenin mirasından dedenin vasiyeti imiş gibi takdir edilip bir pay verilmesi şeklinde içtihatlar yapılmıştır.
Dedeniz öldüğünde babanız ve amcalarınız yaşıyorsa siz dedenize mirasçı olamazsınız. Siz dedenize mirasçı olmadığınıza göre size MALININ ÜÇTE BİRİNİ GEÇMEMEK ŞARTIYLA vasiyet bırakabilir. Eğer malının üçte birinden fazla olursa bütün mirasçılarının izin vermesi ile o fazlalık size verilebilir. Tabii mirasçıların “verdim” demesinin kabul edilebilir olması, reşit olmalarına bağlıdır.
Halk arasında kullanılan “dede yetimi” terimi, İslâm miras hukukuna göre; ölenin erkek çocuklarıyla birlikte kendisinden önce ölmüş diğer çocuklarının oğlu veya kızını yani ölenin torununu ifade için kullanılır. İslâm miras hukukunda “yakın olan akrabanın uzak akrabayı hacbetmesi (engellemesi)” kaidesine dayalı olarak ölenin çocukları varken torunları mirasçı olamazlar. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 5/94-95; Cürcânî, Şerhu’s-sirâciyye, 85-86) Ancak bazı İslâm hukukçuları dedeleri hayatta iken babaları vefat etmiş çocukların mağdur edilmemesi gerektiği üzerinde durarak bu durumdaki toruna dedenin vasiyetini gerekli görmüşlerdir. Buna göre dede, vefat etmiş evladının mirastaki payı kadar miktarı veya tüm malın üçte birini geçmeyecek bir miktarı torunları için vasiyet etmelidir. Dâvûd ez-Zâhirî, Mesrûk, Katâde, Tâvûs ve Taberî’den nakledildiğine göre, mirasçı olmayan yakın akrabaya vasiyet vâciptir. (İbn Hazm, el-Muhallâ, 8/353-355; İbn Kudâme, el-Muğnî, 6/137-138) Son dönem âlimlerinden bazıları, miras âyetlerinden önce gelen ve fakihlerin büyük bir kısmı tarafından mensuh kabul edilen, “Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşrû bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.” (el-Bakara, 2/180) âyetinden yola çıkarak bu vasiyeti vâcip bir vasiyet olarak kabul etmişlerdir. Bu âlimler, dedenin böyle bir vasiyet yapmadan ölmesi hâlinde, vasiyet etmiş gibi kabul edileceğini söylemişlerdir. (Ebû Zehre, Şerhu Kânûni’l-vasıyye, 198-200) Kur’ân-ı Kerîm vârislere, miras dağıtılırken vâris olmayan kimselere bile miras malından bir şeyler vermelerini tavsiye etmektedir. (en-Nisâ, 4/8) Bu sebeple dede yetimlerinin miras dağıtılırken gözetilmesi Kur’ân’ın bu tavsiyesine uygun düşmektedir.
Dede sağken kimseye bir şey vermesi gerekmez. Dede vefat ettiğinde ise şöyle bir durum çıkar ortaya: a- Dedenin sadece bir kızı varsa, o kızla beraber torun da mirasa katılıp %25 hisse alır. b- Dedenin birden fazla kızı varsa torun bir hisse alamaz. c- Dedenin oğlu varsa yine hisse alamaz. d- Dede vefat ettiğinde nene sağsa ve başka bir mirasçı yoksa kalan sekiz hisseye bölünür; birini nene alır gerisini kız alır. Gördüğünüz gibi mesele her şeyden önce dedenin vefatına dayanmaktadır. Ondan sonra da bu çocukla beraber kimlerin bulunduğu önem arz etmektedir. Ona göre o zaman bu değerlendirmeyi yapmak gerekir. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Babanız vefat ettikten sonra dedeniz vefat ettiği için siz, dedenize mirasçı olma durumundasınız. Amcalarınız sağ iken de size mirasçılık verilmez. Eğer amcalarınız ve halalarınız babanı da kendi rızaları ile taksime koyarlarsa sakıncası yoktur. Şu anda yapılabilecek de budur.
baba konusundaki diğer fetvalar
Bir insan ölünce: Onun sağlığında edindiği bütün malı ve o mal ile bağlantılı hakları, Kaza sonucu öldü ise ödenecek diyet dinimizin mirasçı olarak gördükleri arasında taksim edilir. Baba ve anne de bu mirasçılar arasındadır. Emekli maaşı ve benzeri yasalarla belirlenmiş haklardan kaynaklanan mal ise o ödemeyi kazandıran yasaların belirlediği hak sahipleri kimse onlara ödenir. Eğer söz konusu yasa babayı hak sahibi olarak belirlemiyorsa baba o maldan alamaz. Mesela sadece eş ve çocuklar diyorsa eşe ve çocuklara kalır. Ya da kimi belirliyorsa.
Bir kadın bir erkek ile nikâhlandığı andan itibaren o erkeğin babası ile mahremiyeti kurulur yani nikâhlandığı kişinin babası onun babası gibi olur. Daha sonra boşanma veya ölüm olsa bile bu mahremiyet kalkmaz. Aradaki mahremiyet ebedidir.
Bu cevap kâğıt üzerinde doğrudur. Hayatta bunu ispat edebilecek bir tek örnek bulmak ise hayaldir. Kadınların giydiği her kot pantolon cehennemi tutuşturan bir kibrit niteliğinde durmaktadır. Mü'min hassas insan olmalıdır. Çok satılıyor, para getiriyor diye bir ticaret yapmaz. Biz ticaretimizi ahiretimize taşımaya mecburuz. Yine de sen babanla sertleşme, dikleşme, edebinle konuş. Sana gereken budur.
Çocuktan sorumlu olan babadır. Dayı baba değildir. Dayı örfün ve özel aile içi ilişkilerin müsaade ettiği kadar yönlendirme ve tedip etmeye yetkili olabilir.
Bir insan babasının evlendiği annesi olmayan bir kadının BAŞKASINDAN OLMA ÇOCUĞU ile evlenebilir. Aile ortamınız ve çevre kültürünüz bunu kaldırıyorsa evlenebilirsiniz, dinen bir sakınca yoktur.
Kızın kazancında babanın direkt bir hakkı olmaz. Babasına birazını veya tamamını ikram eder o ayrı bir meseledir, öylesi mümkündür.