Fetva Meclisi
Soru
Camilerde imamların Cuma namazından önce hutbe verdikleri yer hutbe vermeleri için şart mıdır, başka bir yerde hutbe verseler olmaz mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Hatibin minbere çıktığı andan indiği ana kadar olan süre 'hutbe' süresi olarak anlaşılabilir. Biraz daha zorlama ile hutbenin 'hamdele ve salvale' bölümünü yani ilk Arapça kısmını ana hutbe olarak da görebiliriz. O bölüm farz olan kısmı ihtiva etmektedir.
Cuma namazında hutbe okunurken cemaatin konuşmayıp dinlemesi, selâm alıp vermemesi ve başka bir işle meşgul olmaması gerekir. Konu ile ilgili olarak Resûl-i Ekrem (s.a.s.); “Cuma günü imam hutbe okurken arkadaşına (yalnızca) ‘dinle’ desen (bile yine) boş, lüzumsuz konuşmuş olursun.” (Buhârî, Cum‘a, 36 [934]; Müslim, Cum‘a, 11-12 [851]) buyurarak hutbenin dinlenmesi hususundaki hassasiyeti dile getirmiştir. Hutbe okunurken camiye gelen kimse, ilk sünneti kılmayıp oturmalı ve hutbeyi dinlemelidir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/263-264; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/158; Alâüddîn, el-Hediyyetü’l-‘Alâiyye, 96) Hz. Peygamber’in (s.a.s.) uygulamasını göz önüne alan İslâm bilginleri hatibin, ikinci hutbede müminler için af ve mağfiret dilemesi, onların afiyet ve esenlik içinde olmaları için Allah’a (c.c.) dua etmesinin mendup olduğunu söylemişlerdir. Hatibin minbere çıkışından namaz bitinceye kadar geçen süreyi bir bütün olarak değerlendiren Hanefî âlimleri, namazda yasak olan her şeyin hutbede de yasak olduğu kuralını esas almışlardır. Bu itibarla hatibin dikkatle dinlenmesi, cemaatin konuşmayıp susması, selâm alıp vermemesi, nâfile namaz kılmaması gerektiğini, ancak hutbede dua edilirse sessizce ‘âmin’ demenin veya Hz. Peygamber’in (s.a.s.) ismi zikredilirse sessizce salât-ü selâm okumanın caiz olduğunu söylemişlerdir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/264; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/159) Fakat sesli bir şekilde ‘âmin’ demek doğru değildir. (Alâüddîn, el-Hediyyetü’l-‘Alâiyye, 97) Sonuç olarak hutbe esnasında cemaat, hatibi dinler, konuşmaz ve başka işlerle uğraşmaz. Ancak Hz. Peygamber’in (s.a.s.) ismi anıldığında sessizce salavât okuyabilir ve hatibin duasına yine sessizce ‘âmin’ diyebilir. (bk. Kâsânî, Bedâ’i, 1/264; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/158-159)
Cuma namazı vakti girdikten sonra imam hutbeye çıkmadan önce nâfile namaz kılmak sünnettir. Ancak hutbe okunurken nâfile namaza başlamak caiz değildir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/84; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/84; Nevevî, Mecmû‘, 4/550; Saîdî, Hâşiyetü’l-adevî, 1/381; Nefrâvî, el-Fevâkihü’d-devânî, 1/266; İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/237, 240-241) Bu nedenle hacıların Mekke ve Medine’de cuma günü hatip minbere çıktığı andan itibaren cumanın ilk sünneti veya nâfile namaz kılmakla meşgul olmayıp hutbeyi dinlemeleri gerekir. Bu durumda edâ edemedikleri ilk sünneti cumanın farzından sonra kılabilirler.
Namazımız ne kadar dünya kelamından tecrit edilebilirse o kadar bize huşû' kaynağı olacaktır. Maalesef, yaşadığımız toprakların şartları camilerden yardım toplanması gibi bir uygulamayı adeta mecbur etmektedir. Bu bir yandan ibadetimizdeki huşûu azaltırken bir yandan da imamların heybetini küçültmektedir. Alternatifinin de şu şartlarda olmadığını düşünüyorum. Hamdele gerçekleştikten sonra hutbenin şartı yerine gelmiş olmaktadır. Hutbe ve Cuma namazı açısından bir sakınca yoktur.
Cuma namazında hutbe, namazın sahih olmasının şartlarından biridir. Hutbe okunmadan kılınan bir cuma namazı sahih değildir. Bu nedenle hutbe okunurken en az bir erkeğin hazır bulunması gerekir. Ancak cuma kılabilmek için hutbeye yetişmek ve dinlemek şart değildir. Buna göre, mazeretine binaen okunan hutbeye yetişemeyen veya hutbeyi duymayan kişinin kıldığı cuma namazı sahih olur. Hutbeyi dinlemeye yetişemeyen kimse, cuma namazının ikinci rek’atına bile yetişse, imam selâm verdikten sonra ayağa kalkıp bir rek’at daha kılarak cuma namazını tamamlar. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/65-66)
Daha büyük camiye gidebiliyorsan orada cuma namazını kıl. Bütün talebelerin toplandığı bir yerde kıldırman gerekiyorsa orada kıl. İHL mescidi öyle bir namaz için uygundur biiznillah.
cami konusundaki diğer fetvalar
Cuma namazı öğlen namazı değildir, evde kılınamaz. Camide veya ona tahsis edilen mekânda kılınamıyorsa evlerde ÖĞLEN NAMAZI kılınabilir. Cuma namazı evde olmaz.
Tekrar umre yerine önceki umrelerin heyecanı ile kulluk yap. Hafızlığını Arapça ilerlet. Umre yerine Hadis ezberle. Mesela Riyâzu’s Salihîn’i ezberle. Camide cemaatle namaz kıl. Bunlar senin umrenden daha değerli şeyler.
Namazların son sünnetlerini evde kılabilirsiniz ama bu nedenle camiyi terk ederek daha fazla sevap kazanamazsınız. Ne varsa yoksa camide var, orayı terk etmeyin.
Temenni eder ve umarım ki, bu yazdıklarınız abartıdır, böyle bir şey Müslümanların Camisinde olmamıştır.
Bunu eğer cami görevlisine tahsis edilmiş bir alanda ve kamuya masraf oluşturmadan yapıyorsa helalliği açısından sıkıntı olmaz ama imam olan kişinin böyle bir kullanımdan istisna göstermesi onun lehine bir tavır olur. Daha faziletli olur.
Güzel kardeşim, bu yaptığın oradaki müminlerin huzurunu kaçırmaya değmeyecek bir iştir. Zaten pamuk ipliği ile bağlı gibi duruyoruz camilerde. Oradaki huzur ve senin itilmemen, selamı şu zamanda veya bu zamanda bitirmenden daha önemli olmalıdır. Kanaatimiz budur.