Fetva Meclisi
Soru
Hocam, iblis hakkında araştırma yaptığımda İbn-i Abbas radıyallahu anhın şöyle buyurduğu rivayetine rastladım; iblis meleklerin en şereflilerinden ve en büyük kabilesindendi. Cennetlerin de bekçisiydi. Ayrıca 1. kat semanın ve yerin saltanatı ona verilmişti. Böylece o kendisinin diğer sema ehlinden daha üstün olduğunu zannetmişti ve kalbinde Allah-u Teala'dan başka kimsenin bilmediği bir kibir gizlemişti. İşte Allah-u Teala meleklere Adem aleyhisselama secde etmelerini emredince onun gizlemekte olduğu kibri meydana çıkmıştı. Kehf Suresi 50. ayette ise iblisin cinlerden olduğundan ve onun soyundan olduğundan bahsedilmektedir. Bu durumu açıklar mısınız?
Cevap
Benzer fetvalar
Her iki konu hakkında da ashabı kiramın yaptıklarına dair açık ve sahih bir bir bilgi yoktur. Ancak günümüze kadar gelen bir silsile ile Müslümanlar arasında yapıla gelen gerek sesli zikir ve gerekse cemaatle topluca tesbihatı kavga konusu yapmanın yararı yoktur. Faydalı olduğunu düşünerek yapanlar arasında ulemadan da kimseler vardır. İhtilaflı konularda en doğru olan, Müslüman'ın hak bildiğini yapıp diğer kardeşinin yaptığını da tartışma konusu yapmamasıdır. Zira birbirimizle uğraşmakta yarar olmayan bir zamandayız. Yeter ki söz konusu olan şey Allah Teala'nın kati haramlarından biri olmasın. Allah'a emanet olun.
-Ona iman ederek: Allah’tan indiğine, indiği gibi hiçbir müdahale görmeden kaldığına tek bir kelimesi hatta harfinin dahi değişmemiş olduğuna, içinde ne varsa kayıtsız ve şartsız teslim olunacağına iman etmek, bu iman ile amel etmek. -Ona hak ettiği saygı ve ilgiyi göstererek: Çünkü o, Rabbimizin sözüdür. Ona saygı Rabbimize saygıdır. İbni Abbas radıyallahu anhuma diyor ki: ‘Kim Allah’ı sevme iddiasını test etmek istiyorsa kendisini Kur’an’la ölçsün; eğer içinde Kur’an sevgisi varsa o, Allah’ı sevmektedir. Zira Kur’an Allah’ın sözüdür.’ -Hayatlarını ona adayanlara, adı onunla anılanlara farklı ilgi göstererek: O Allah’tan Cebrail’e , ondan peygamber aleyhisselama, ondan da ağızdan ağza devam eden bir halka zinciri ile taşınıyor. Onu öğrenmek o halkaya katılmaktır. İlki Peygamber aleyhisselam, sonrası Cebrail ve Allah olan bir zincire katılmaktır. Onu okumayı da kendine has tecvid, talim gibi inceliklerini gözeterek yapmak esastır. Onu okurken bir kitap gibi okumaktan çok, Rabbimiz ile konuşur gibi, O’nu dinler gibi okumak; mahzun ama umut dolu bir yürekle doya doya okumak, okurken coşmak imanın gücünü gösterir. Zaman zaman okumak yerine istikrarlı bir programla okumak, okumayı günlük bir vird haline getirmek en güzelidir. -Ne dediğini anlamaya, anlaşılan üzerinde düşünmeye çalışarak: Okuduğu her ayeti konusu ne olursa olsun kendisi ile ilgili görüp, onda hayatına uyarlayacağı şeyler aramak, okumanın sayısal çokluğu ile değil etkisi ile ilgilenmek esastır. -Yürüyen Kur’an olarak: Asıl olan da budur. Ne diyorsa ona göre yaşamak, onu hayatın ilk ve yegane kural koruyucusu görmek, onunla ahlaklanmak, dostunu dost düşmanını düşman bilmek, ver dediğini vermek al dediğini almak… Yürüyen Kur’an olmak.
Bu hususta çevren çok önemlidir. Geniş bir zaman içinde de olsa çevren seni kendine benzetir. Okuduğun eserler önemlidir. Örnek tuttuğun şahsiyetler önemlidir. İbadetlerindeki titizlik önemlidir. Allah yardımcın olsun.
Bu sorunun iki türlü cevabı vardır. Bu cevapların birincisi felsefe üzerinden yürür ki sayfalar dolu sürer ve kimse kimseyi ikna edemez. İkinci cevap ise şudur: Allah Teâlâ, pek çok insanı ve cini ateşte yakmak için yaratmıştır. Allah Teâlâ'nın bu maksatla yarattığının hiçbir çaresi yoktur. Bu cevabın da içinden 'neden?' tarzında bir sürü soru çıkabilir. Bu nedenlerin de net bir cevabı yoktur. İman teslim olmaktır. Bu hakikate teslim olur zihnimizi rahatlatırız.
Gazalî ve İbnu'l-Cevzî meselesinde ölçümüz şu olsun: İkisi de ümmetimizin büyüklerindendir. Birini diğerine tercih etmeyiz. Şu kadar ki, İbnu'l-Cevzî'nin söyledikleri pratiğe daha yakındır. Asrımızın fitnelerine karşı onu uygulanabilirlik açısından daha yakın buluruz. Biz zamanımızın insanıyız. İmtihanımız da bu zamanın imtihanıdır. İnternet zamanında imtihan internettir. Medya zamanında medyadır. Savaş zamanında savaştır. Kıtlık zamanında kıtlıktır. Kim hangi zamanda ne yaşıyorsa imtihanını da o yaşadığının üzerinde görmelidir. Bütün zamanlarda imtihan, helal yemek, nefse uymamak ve ibadet etmek olarak özetlenebilir. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Elbette en iyisini vermek en iyi olandır ama bu yaptığınızdan dolayı vebale girmezsiniz.
cinler konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. 1- Bir hayvanın üzerinde biyolojik değişiklik yapılmış olması, mesela inikse inekliğini değiştirmedikçe kurbanlık olmasına mani değildir. 2- Cinlerin musallat olmaları doğrudur. Fakat bu konu, çok suistimal edilir bir konudur. Ne kadarı doğuru ne kadarı yanlış bilemiyoruz.
Selamünaleyküm. Bu saydıklarınız DUA NİYETİ İLE okunabilir.
Cinlerden böyle bir etki olduğunu bilmiyorum. Öyle veya böyle şifalı ağzı olan birine okutsanız elbette iyi olur ama bu iyilik ne kadardır bilemeyiz. Allah size sabırlar versin.
Kendini eğlenceye çevirirsin. Bu yaptığın da düşman dediklerine yarar sonunda. Daha makul ve açık çalışmalar yap. İbadetini hakkıyla yap. Mümin kardeşlerinle güçlü bir beraberlik kur. Güçlü ve büyük bir aile kur, yürüt. Maddi gücünü artır. Sabrını donat. Önce bunların hakkını ver.
Bunu gündem yaparsanız büyür gider bu konu. Ne kadar cin gördünüz, ne kadar cin zannettiniz belli değildir. Takipçisi olmayın bunun. Eğer gündüz de sizi rahatsız etmeye başlarsa bir ehline gidebilirsiniz. Ama kovalayıp kendinize dert üretmeyin öncelikle.
Evet, her insan için bir cin/şeytan tahsis edilmiştir. O tahsis edilene KARÎN deniyor. Bu Karîn, o insanı sürekli kötülüğe teşvik eder. İnsandaki fesada meyil bundan kaynaklanır. İnsan da iradesini kullanıp ona alet olmayarak sınav kazanır. İnsana kötülük telkin eden Karînine uyan ise bildiğimiz kötülükleri yapan kimse olarak kalır. Bu kural sadece Peygamber aleyhisselam efendimiz için geçerli değildir. Ona tahsis edilen Karîn ona zarar vermeyecek şekilde iman etmiştir.