Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ilahiyat birinci sınıf öğrencisiyim. İlahiyat okumak günah olduğu için okumak istemedim. Ama artılar ve eksilerine bakınca artıları fazla gözüküyor. Ailemde okumamı istiyor. Hocalarla olan diyaloglara ve diğer tesettür kaidelerine dikkat etsem erkeklerle zaten gerekmedikçe konuşmamaya çalışsam okuyamaz mıyım? Bu konuda çok yazı var ama cennete talibiz hocam korkuyoruz halimizden.
Cevap
Benzer fetvalar
Kızım, karşı cins sorunu sadece sizin sorununuz değildir. Âdem aleyhisselamın bütün kızları ve oğulları bu sorunla karşılaştılar. Allah’ın razı olduğu dostları olan Ashab-ı Kiram da bu sorunu iliklerine kadar hissettiler. Allah onlardan razı olsun. Bu hususta kimsenin istisnası yoktur. İstisna olmak için farklı bir bedenle yaratılmış olmak gerekir. O da mümkün olmayacağına göre bu imtihanı herkes yaşayacak ve muhakkak kazanan/kaybeden olacak. Bunun çaresi yoktur. Bunu ayıplamak ve yermek de boş iştir. Sizin gibi bir gencin erkek veya kız olarak bu sıkıntıyı hissetmesi hayatta olduğunu gösterir. Bedendeki canlılığın sıcağı/soğuğu hissetmeyi sağladığı gibi imandaki canlılık da bu sıkıntıları hissetmeyi sağlar. Bu açıdan kendinizi iyi görebilirsiniz. Özellikle ilahiyat okumanızın bu tür konularda erken uyarıya benzer bir şekilde sanki sizin lehinize bir avantaj olabileceğini düşünmek akılsızlıktır. İnsan velev İlahiyat adıyla da olsa din üzerinden ilim arayışı içinde iken bu tür sıkıntılara biraz daha fazla muhatap olur. Derinliklere inildikçe solunumun zorlaşmasından daha tabii ne olabilir? Bu inceliği yakalayamayan ilahiyat veya medrese müntesibi, solunumsuz kaldığında tehlikeyi anlar ama iş işten geçmiş olur. Bu tabloyu kul, şeytanın saldırılarına karşı uyanık ve tedbirli olma şeklinde okumalıdır. Sizin vazifeniz üzerinize düşen tedbirleri almak ve bu imtihanın siz ölmeden sizi terk etmeyeceğini bilmenizdir. Okulda iken okul şartlarında, dışarıda iken bulunduğunuz mekânın şartlarında muhakkak sizinle olacaktır. Kur'an’ımızın ağır cezalar getirdiği günahların işlenmesi açısından o gün mekân Mekke ve Medine idi. Yani o günahlar o iki mübarek mekânda işleniyor veya işlenir diye indi ayetler. Bu da gösteriyor ki, sizin bulunduğunuz yer hiç önemli değildir. Siz insansınız, insan olarak nerede bulunursanız bulunun gerçek budur. Bir başka dikkatinizde olması gereken incelik de şudur: Siz bu sıkıntılarla yaşarken kulluk seviyenizi düşürmeden güzel bir mü'min olarak yaşayabilirsiniz. Sizi hırpalayan bu muhtemel hatalara rağmen imanınız ve mü'min kimliğiniz sağlam kalabilir. Yeter ki kimliğinizi kaybetmeyin. Allah’ın kulu olduğunuzu unutmayın. Rabbimizin, yüz kişi öldürmüş bir insana hangi keremi ile kapısını açtığını asla unutmamalıyız. Ne olursa olsun hatanız, kimliğinizi kaybetmeyin. Şeytan sizi kimliksiz bıraktığı, kulluk bağınızı kopardığı zaman, o kazanmış ve siz bitmişsiniz demektir. Buna göre kendinizi programlayabileceğiniz tavsiyelerimizi şöyle kaydedebilirsiniz: a- Önce kimliğinizin şuurunda olun. Mü'minsiniz. Gökleri çınlatacak kadar gür bir haykırışla bu büyük gerçeğe hamdedin, Elhamdülillah diyerek göklere yükselin. Mü'min olmak hele bu fesat asrında mü'min bir kız olmak hamd etmeyi gerektirir. Hamdedin, bu kaliteyi hiç düşürmeyin. İmanınız üzerinden hiçbir pazarlığa yanaşmayın. İmanınız varsa siz varsınız yoksa yoksunuz şeklinde bilin. b- İmanınız sizi salih amele teşvik etmelidir. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinizi yoğunlaştırın. Nafileler ilave edin. Kur'an okuyun. Kur'an ezberleyin. Mesela her hafta bir sayfa ezberleyin. İki ayda bir hatim indirmeyi yaşam prensibiniz yapın. Zikirler yapın. Yaptığınızda da istikrar olsun. c- Tevbe sizin unutmayacağınız kurtarıcınız olsun. Tevbe silahınızdır, can simidinizdir. Sakın ertelemeyin tevbeyi. d- Dininiz ve insanlığınız üzerinde umut yükü ile yaşamayı ilke edinin. Gördükleriniz ve duyduklarınız asla Allah’ın mülkünü aşabilecek çapta olamayacağına göre siz, Allah’ın kulu olarak kendinizi ezilmiş ve kaybolmuş görmemelisiniz. Ezilmişlik psikolojisi sizi haramlara sürükleyebilir. e- Kiminle arkadaş iseniz onun kadarsınız. Bunu hiç unutmayasınız! Arkadaşta seçici olun. f- Sizi yönlendiren, hatalarınızı ikaz eden bir mürşidiniz olmalıdır. O mürşid de size sadece İslam bağı ile bağlanmış olmalıdır. Vakıf/dernek gibi bağlar küçük bağlardır. İstişare edin. İstişare ile yalnız kalma tehlikesini önlemiş olun. g- Okumuş olmak için değil, bilmek ve amel etmek için okuyun. Disiplinli bir okumanız osun. Mesela bir ilmihal kitabını üniversite imtihanına hazırlanır gibi okuyup anlayın. Ardından başka kitaplara geçin. h- Duayı unutmayın sakın. Duayı!
Öncelikle geçmiş olsun. Ailenin senin iyiliğini düşündüğünü ve senin daha iyi tanıdıklarını unutma. Anne-babanla cedelleşme, dualarını almadan bir yola çıkma. Yeni boşanmışsın. Bir travma yaşamışsın. Bunun sıcaklığı sebebiyle doğru karar verme kabiliyetin zayıflamış olabilir. Ayrıca bir işi yapmayı sevmek ve istemek başka bir durum, karakterinin o işe uygun olup olmadığı farklı bir durum. Ciddi bir emek sarf edeceksin. Bunun için seni yakından tanıyan bu işin uzmanlarıyla çeşitli oturumlar yap. Tabi duygusal baskı yapmadan, senin üzülmen pahasına bile olacak doğru söyleyebilecek kimselerle toplantı yapabilirsin. Allah yardımcın olsun.
Aleykümselam. Bir kere kararınız şu olsun: Kesin bir harama düşme söz konusu olunca muhakkak bırakmaya hazır olun. Şüpheler ve risk söz konusu ise anne babanızı üzmeyin, devam edin. Şunu da muhakkak bilin: İlahiyat size ilim adına çok şey vermeyecektir. Az bir şey ancak bulabilirsiniz orada. Siz o azı çok yapacaksınız. O azı çok yapmak da sizin ilahiyat yanında kendinize bir ilim ve takva çevresi oluşturmanızla mümkündür. Sizin gibi düşünen ve bunu dert edinen bir grup bulmaya çalışın. İyi bir ders halkası olan cemaate katılın. İbadetlerinizde titiz olun. Kitap okumayı zevk durumuna getirmeye çalışın.
a- Riyayı kastetmediğin ve tabii olduğun sürece bunu endişe etmen gerekmez. Özellikle teşhir ve farklılık isteği söz konusu olduğunda korktuğun başına gelebilir. Riyayı tamamen söküp atabilmek zordur, bir nevi mücadele alanımız olarak hep önümüzde olacaktır o sıkıntı ve biz kazanmak için gayret edeceğiz. Öz olarak böyle bil. b- Aklına geleni dilinle söylemedikçe ve elinle yazmadıkça endişe edecek durum yoktur biiznillah. c- İmanını güçlü tut. Hiçbir şekilde iman konularında tartışma ve esnek olma. Haramlardan uzak dur. Farzları ihmal etme. İffet ve ahlakını canın bil. Çevreni salihlerden oluştur. Ebeveynine karşı açık bir kusur işleme. Takatinin yettiğini ve kabiliyetine uygun olanı yap ve ihmal etme. Tembelliği kanser gibi bil, uzağında kal. Gerisini de merak etme. Allah yardımcın olsun.
Selamünaleyküm. Kızım, bu durumun çok söz götürür bir durumdur. Kendini bir zemine koyamadın da kime neyi tebliğ edeceksin. Neden İHL'de okumuyorsun o zaman? Nefsini tatmin ederken dinini ona alet etmemelisin.
Kadın ve erkek savaşının bir sahnesini görmüşsün. Elhamdülillah bir sıkıntı olmamış. Yüz verme, yalnız gezme. Cevap bile verme. Gerekiyorsa yakındaki bir emniyet mensubuna şikâyette bulun ama bu konuyu afet gibi abartmana da gerek yoktur. Sen kulluğunu yaşamana bak. Allah yardımcın olsun.
dini soru konusundaki diğer fetvalar
Hiç bir gün kusursuz olmayacaksın, kemâle asla ermeyeceksin. Sen insansın, kusursuz olamazsın ama kusurundan ötürü boynu bükük, kalbi mahzu olursun. O da sana yeter. Bildiğin her cümlenin hocası ol. Attığın her adımı kopyalanacak diye at. Umutlu ol, aktif ol. Öğrenmek ve öğrendiğini yaşamak mücadelen son nefesine kadar devam etsin. Bu kararlılığını imanının gereği gibi bil. Dua et, sabret.
Bunun dini bir boyutu yoktur. Eşlerin aralarındaki muhabbetle çözecekleri bir sorundur bu. Sizin bunu dert etmeniz şeytana kapı aralayabilir. Bir bayan olarak bunu bayanlığınızı kullanarak ve hissettirmeden çözmeniz gerekir. Şeytana aranıza gireceği bir kapı aralamayın.
Sonradan oluşan lekeler için kalıcı bir sakınca oluşturmayan herhangi bir yöntemle tedavi yaptırabilirsiniz.
Yok dinimizde böyle bir şey. Uzak durun. İmanınızı ve aklınızı koruyun. Şeytan sizi de milim milim bu tuzağa çekmeye başlamış aman dikkat edin. Tek bir kelime ve tek bir nefes yaklaşmayın bunlara.
Zikrettiğiniz isimler bu ümmetin içinde sivrilen kimselerdir. Onlar veya bir başkaları hakkında; onları mümin kabul ettiğimiz sürece zekatı onlara vermemizde bir sakınca yoktur. Elbette kendi akrabanız varsa ona veya sizinle yakın bağı olan kimselere vermeniz daha evla olandır.
Diğer mirasçılardan anne baba ve eş yoksa sadece bir erkek ve üç kız çocuğu varsa mirasta erkek yüzde kırk, kızların her biri yüzde yirmi alır.