İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

İmamdan farklı bir mekânda bulunan kişi, ses bağlantısıyla imama uyabilir mi?

Cevap

Cemaatle namaz kılınırken imamla cemaatin yerlerinin hakikaten veya hükmen bir olması gerekir. Bu birlik, safların bitişik olmasıyla sağlanır. Eğer namaz aynı bina içinde kılınıyorsa, içerdekilerin mekânları bir sayılır. Bu itibarla, çok katlı binalarda mescit olarak kullanılan bir katta cemaatle namaz kılınırken, bu kat cemaati almadığı takdirde, alt veya üstten bu kata bitişik katlarda duran cemaatin, hoparlör veya müezzinin tebliği ile imamın intikallerinden haberdar olmaları hâlinde, imama uymaları sahihtir. İmamı veya imamı görenleri görmeleri şart değildir. Ses bağlantısının kesilmesi durumunda ise imamın hareketlerinin takip edilememesi sebebiyle imamın intikallerini takip edemeyenlerin namazları bozulur. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/550-551, 586-587) İmamın bulunduğu mekândan yol, ırmak ve mekân birliğini bozan benzer engellerle ayrılan yerlerde bulunanların imama uymaları caiz olmaz.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Namaz kılınan ana mekâna göre AYRI BİR BİNA durumundaki yerde imama uyabilmek için safların bitiştirilerek iki ayrı mekânın tek mekân durumuna getirilmesi gerekir. Aksi takdirde ikinci mekânda imama uymak caiz olmaz.Aynı binanın içinde farklı katlarda imama uymaya gelince bu hususta esas olanın imamı görebilmek olduğu şeklinde bir fetva bulunmakla beraber, ses cihazı ile imama uymanın alt kat/üst kat açısından caiz olacağını söyleyen fukaha da olmuştur. Erkeklerle karışık denebilecek bir ortamda bulunmalarındansa bayanların bir alt katta kılmaları daha doğrudur inşaallah.

Hocam, yurtdışındaki camilerin çoğunluğunda ve bizim camimizde erkeklerin namaz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İmam ile imama uyan arasında bir iletişim sıkıntısı yaşamamak, imama uymuş olmanın temel şartlarındandır. İmamı arkasından görebilen, onu göreni gören, sesini net duyabilen, sesini aktaranı duyabilen seçeneklerinde birini sağlayanın imama uymasında sıkıntı yoktur. Bu kurala göre, bahsettiğiniz şartlarda ses sisteminde bir sıkıntı yoksa imama uyarak namaz kılabilirsiniz.

Hocam benim oturduğum binanın alt katında hem erkekler hem de kadınlar için ayrı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu meselede camiler veya namaza tahsis edilen yerler olarak durum şöyledir: İmama uymuş olmak için imam ile imama uyan arasında bir iletişim sıkıntısı olmamalıdır. İmamı arkasından görebilen, onu göreni gören, sesini net duyabilen, sesini aktaranı duyabilen açısından sıkıntı yok demektir. Bu kurala göre bakıldığında ses sitemi güzel olan bir bina içindeki namaza uyanlar imama uymuş sayılırlar. Bir üst veya alt katta olmak sorun oluşturmaz.

Camilerde namaz yasaklanınca biz binamızdaki bir mekânı mescit edindik. Saflarda
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimizin, edâsını emrettiği ibadetlerin en önemlisi olan namaz, akıllı ve ergenlik çağına ulaşan her Müslüman’a farzdır. Cemaatle namazın meşruiyeti Kur'ân, Sünnet ve icmâ ile sabittir. Hz. Peygamber (s.a.s.), cemaatle namazı teşvik etmiş, hayatı boyunca cemaate namaz kıldırmış, hastalandığında bile bunu terk etmemiş ve cemaate katılarak Hz. Ebû Bekir'in (r.a.) arkasında namaz kılmıştır. (bk. Buhârî, Ezân, 29, 30; Müslim, “Mesâcid”, 42) Cemaatle namaz, İslâm'ın şiarı (sembolü) olan bir ibadet haline gelmiştir. Birlikte kılınan bir namazda imam ile ona uyanların oluşturduğu topluluğa cemaat denir. Cemaatle namaz kılınırken imama uymaya “iktidâ”, uyan kimseye ise “muktedî” denilmektedir. İktidânın geçerli olabilmesi için diğer şartların yanında mekân birliğinin bulunması, imama uymaya niyet edilmesi ve namazın rükünlerinde imamın intikallerinin takip edilmesi gerekir. Hz. Peygamber’in söz ve uygulamalarına bakıldığında cemaatle namaz kılınabilmesi için imam ile cemaat arasında mekân birliğinin bulunması gerektiği açıkça görülmektedir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), ezân işitildiğinde mescide “gidilmesini” istemiş (bk. İbn Mâce, Mesâcid ve Cemaât, 17 [792]) ve cemaatin en az iki kişinin bir araya gelmesiyle oluşabileceğini beyan etmiştir. (bk. Buhârî, Ezân, 35 [658]; Nesâî, İmâmet, 47 [842-843]) Hz. Peygamber (s.a.s.) ve sahabe-i kiramın (r.a.) uygulamalarına dayanarak fakihlerin ulaştıkları genel kabule göre de cemaatle namazın sahih olabilmesi için imam ile muktedî arasında mekân birliğinin sağlanmış olması şarttır. Örneğin imamla cemaat arasında yol veya nehir bulunması bu şartın gerçekleşmesine engel sayıldığından böyle durumların imama uymayı geçersiz kıldığı fakihler tarafından kabul edilmiştir. Aynı şekilde mescid ve müştemilatının hakikaten veya hükmen sınırları dışında olan birinin, mekân birliği sağlanamadığından mescidin içinde namaz kıldırana uymasına da cevaz verilmemiştir. (bk. Kâsânî, Bedâi‘, 1/226; Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 2/198; İbn Nüceym, el-Bahr, 1/384; 2/127; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/87; İbn Âbidîn, Reddü’lmuhtâr, 1/550) İbadetlerde taabbüdîlik esastır. Yani ibadetler, Allah tarafından nasıl emredilmiş ve Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından nasıl edâ edilmişse ona uygun olarak yerine getirilir. Dolayısıyla ibadetin temel vasıflarını değiştirecek veya ibadeti ortadan kaldıracak yorumlara gidilmemelidir. Namazların fiziki olarak aynı mekânda cemaatle kılınmasının birçok hikmeti vardır. Namazın cemaatle kılınması Müslümanların bir araya gelmelerini, hep birlikte bir şahs-ı manevî oluşturmalarını, ümmet olma şuuru kazanmalarını aralarında sevgi ve yardımlaşmanın yerleşmesini, birbirlerinden haberdar olarak dayanışma içerisinde bir toplum oluşturmalarını, bilgi-görgü alışverişinde bulunmalarını, faydasız işlerin ve günahların işlendiği ortam ve topluluklardan uzak kalmalarını sağlamaktadır. Namaz cemaatle eda edildiğinde daha dikkatli ve bilinçli davranıldığı da bir gerçektir. Ayrıca cemaatle namazın feyiz ve bereketi münferit kılınan namazdan çok daha fazla hissedilmektedir. Cemaatle namaz bir kısmını kavrayabildiğimiz dünyevî ve uhrevi pek çok hikmeti barındırmakta olup bu hikmetlerin gerçekleşmesine aykırı olacak uygulamalara gidilmemelidir. Meşru bir mazeretle cemaatle namaza katılamayan kişi, bulunduğu yerde cemaat oluşturarak namazını kılabilir. Buna da imkân bulamaması durumunda namazını tek başına eda eder. Sonuç olarak telefon, televizyon, internet vb. araçlarla mekân birliği sağlanmayacak şekilde imama uyularak eda edilen namazlar geçerli olmaz. Bu şekilde kılınan namazların vakit içerisinde yeniden kılınması veya vakit çıkmışsa kaza edilmesi gerekir.

Radyo, televizyon, telefon ve bilgisayar gibi iletişim araçları vasıtasıyla fark
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cemaatle kılınan namazlarda safların düzgün olması, sık durulması ve aralarda boşluk bırakılmaması gerekir. Safların tertibi ile ilgili bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurur: “Saflarınızı düzgün tutun, zira safların düzeltilmesi namazın mükemmelliğini sağlayan şartlardandır.” (Buhârî, Ezân, 74 [723]; Müslim, Salât, 124 [433]) Cami içerisinde imam ile cemaat arasındaki mesafenin fazla olması iktidaya/imama uymaya engel değilse de mazeret olmadıkça bir kişinin saftan ayrı tek başına imama uyması mekruhtur. Buna göre müezzinin saflardan ayrı durması uygun değildir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/216) Ancak mikrofon kullanma ihtiyacı vb. bir mazerete binaen müezzinlerin cami içindeki yerlerinden imama uymalarında bir sakınca yoktur.

Cemaatle namaz kılarken müezzinlik yapanların, müezzin mahfilinde tek başına nam
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Farklı bir mezhebe mensup olan imama uyarak namazı cemaatle kılmakta bir sakınca yoktur. Zira mezhep farklılığı namazda iktidaya (imama uymaya) engel değildir. Her ne kadar “başka bir mezhepten olan imam, namazda iken muktedinin mezhebine göre namazı bozan bir davranışta bulunursa, muktedinin namazı fasit olur” (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/84; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/562-563) şeklinde bir içtihat varsa da bu konudaki daha doğru yaklaşım, imamın kendi mezhebine göre namazı bozulmadığı sürece, hangi mezhepten olursa olsun ona uyan kişinin de namazının tamam olduğu yaklaşımıdır. Bu son görüş, selefin uygulamalarına muvafık olduğu gibi cemaat ruhunun gereğiyle de uyumludur. Nitekim İmam Ebû Yûsuf, kan aldırdıktan (hacamat) sonra abdest almadan imamlık yapan Halife Harun Reşid’in arkasında namaz kılmıştır. (İbn Ebü’l-‘İz, Şerhu’l-‘akîdeti’t-Tahâviyye, 368-369) Ayrıca imamın kendi mezhebindeki şartlara aykırı bir davranış içinde bulunup bulunmadığını araştırmak da gerekmez. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr 1/562-563)

Başka mezhepten olan bir imamın arkasında namaz kılınabilir mi?

NAMAZ konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre Kâbe’nin etrafında da olsa cemaatle namaz kılınırken, imamın bulunduğu taraftaki cemaatin imamdan önde olmamaları şarttır. Dolayısıyla imamın bulunduğu taraftaki cemaat, imamdan önde olursa imama uymuş kabul edilmez ve namazları geçerli olmaz. Diğer yönlerdeki cemaatin, Kâbe’ye imamdan daha yakın bulunmaları ise imama uymalarına engel olmaz. Mâlikî mezhebine göre ise imamın cemaatten önde olması şart değildir. Ancak zaruret olmaksızın cemaatin, imamdan önde olması mekruhtur. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/157; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/254; İbn Rüşd, el-Beyân ve’t-Tahsîl, 1/484)

Mescid-i Haram’da cemaatle namaz kılarken imamın hizasından önde olanların namaz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cuma namazına imam selâm vermeden önce yetişen kimse bu namaza yetişmiş olur. Bu kişi imamın selâm vermesinden sonra namazını kendisi tamamlar. İmamın selâmından sonra camiye gelen kimse ise namaza yetişmemiş olur. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/267) Cuma namazının bir rek’atına yetişen kişi imamın selâmından sonra, ayağa kalkarak bir rek’at daha kılar ve selâm verir. Kendi başına kıldığı bu rek’atta Sübhâneke, besmele, Fâtiha ve zammı sûre ya da birkaç âyet okur. İmama teşehhüdde yetişen kimse, imamın selâmından sonra ayağa kalkar ve iki rek’at kılarak selâm verir. Böylece cuma namazını tamamlamış olur. Cuma namazına yetişemeyen kimse o günkü öğle namazını kılar. Bayram namazına yetişemeyen ise namazı kaçırmış olur; bunun yerine başka bir namaz kılması gerekmez. Mâlikî ve Şâfiîlere göre cumaya yetişmiş sayılabilmek için en az bir rek’atı imamla birlikte kılmak gerekir. Buna göre, imam ikinci rek’atın rükûundan doğrulduktan sonra yetişerek ona uyan kimse, namazını öğle namazı olarak dörde tamamlar. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/567; Haraşî, Şerhu Muhtasar, 2/84)

Cuma namazına selâmdan önce yetişen kimse, selâmdan sonra kılmadığı rek'atları n
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cemaatle namaz kılarken ön saftaki boşluğu doldurmak için ileri yürümek amel-i kesir sayılmadığı gibi namazı da bozmaz. Aksine böyle yapmak müstehaptır. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/570-571, 627-628; Tahtâvî, Hâşiye, 323)

Cemaatle namaz kılarken ön safta meydana gelen boşluğu doldurmak için öndeki saf
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Herhangi bir harfi ağız yapısı sebebi ile doğru telaffuz edemeyen kişi eğer cemaatte bu harfleri düzgün okuyabilenler yoksa tercih edilen görüşe göre cemaate imamlık yapabilir. Harfleri doğru telaffuz eden başka bir kimse varsa bu kimsenin imâmeti caiz olmaz. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/581-582; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/86)

Harfleri doğru telaffuz edemeyen kişi namaz kıldırabilir mi?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.