Fetva Meclisi
Soru
Her an bir imtihanın içindeyiz, kimi zaman zor kimi zaman kolay. Bazen sıkıntılar içine düşüyoruz. Bu sıkıntıları yakın bulduğumuz birilerine anlatmak Allah'ın gücüne gider mi? Bir kitapta okumuştum; insan yaşadığı sıkıntıları kimseye anlatmamalıymış. Ben anlatırken birilerinden medet umarak değil, akıl almak bazen de hatalı mıyım diye olaya başkasının gözünden bakmak için anlatıyorum. Bu yaptığım ne kadar doğrudur?
Cevap
Benzer fetvalar
İman ve ahlâk sıkıntısı yaşayanlarla insan olarak ilişki içinde olabiliriz/olmalıyız da. Şunu da unutmamak zorundayız: Biz de insanız, onların etkilendiği gibi biz de etkilenebilir ve onlar gibi olabiliriz. Bu nedenle ‘insanî ilişki’ düzeyinde ve seviyeli bir beraberliğimiz olmalıdır. Onları ıslah etme gayretimiz bile bir risktir. Bugün onları kınadığımız şeyleri yarın biz yapıyor olabiliriz. Neticede bir mikrop her şeyi bitirebiliyor.
Öylesine bir geçme olması pek mümkün değil. Fakat dinlediğin problemlerin gerçekte nasıl çözüldüğünü bilmeden, aslında onların içindeki çözümleri soğukkanlılıkla bilmeden olaylara sadece bir yandan üzülmemeye çalışıp bir yandan da moral vermeye çalışıyorsan sürekli, işte bu bir süre sonra sende de sıkıntılara sebep olabilir. Çünkü yorulursun. Fakat sorunların neden kaynaklandığını tespit edebiliyorsan ve gerçekten işe yarar çözümler tavsiye edebiliyorsan, öyleyse kendi hayatında karşılaştığın sorunlara karşı da aynılarını uygulayıp sorunların çözümüne ulaşabilirsin. Bu açıdan bakınca da aslında kendini koruyacak bir iş de yapıyor olabilirsin. Kısacası bu senin birikimine, yeteneklerine, duygusal gücüne, tekniklerinin gücüne vs. bağlı değişebilen bir şeydir. Problemlerinin gerçek sebebini bilmeden tahminlere göre hareket alman pek sağlıklı olmaz. Bir yargıya ulaşmadan önce mutlaka gerçek sebebe ulaşmaya çalış ki sağlıklı bir yol alabilesin. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Yapmamız gereken o kadar çok işimiz vardır ki, o işlerimizin arasında birbirimizin fikir farklılıklarına ayırabileceğimiz bir vakit limiti yoktur. Hiç yoktur. Bugüne kadar kolay kolay iki insan birbirlerini böyle derin konularda ikna edebilmiş değildirler. Herkes kendi düşüncesinden memnundur. Gereksiz yere enerjimizi birbirimizle israf edemeyiz. Size tavsiyem bu konular açıldığında teşekkür edip susarak konunun dışında kalmanızdır. Ben öyle yapıyorum. En azından onun fikirlerinin derinleşmemesini sağlarsınız. Kendi psikolojiniz de bozulmamış olur. Şeytan bizi, birbirimizle tartışırken görmekten mutlu olur. Onu mutlu edecek işleri iyi niyetle bile olsa yapamayız. Tavsiyem budur: Tartışmayın. İzah etmeyin, eğri zannettiğinizi doğrultmaya çalışmayın. Bugüne kadar düzeltebilen olmadı, siz de düzeltemeyeceksiniz. İşinize bakın; işimiz vaktimizden çoktur.
Allah bizim Rabbimizdir. Biz ondan geldik ona gideceğiz. Her şeyimiz onundur. Her şey onunladır onun içindir. Dara düştüğümüzde veya hastalandığımızda ona sığınırız, ondan başka gerçek bir çaremizin olmayacağını biliriz. Buna iman ederiz. Kul Allah’tan istedikçe doğruyu yapar. İstemekten uzak durdukça yanlış yapar. İşin aslı budur. Gerisi felsefedir.
Bir hastalık yaşayınca hayatı terk ediyor muyuz? Elbette hayır. O hastalıktan iyileşmeye çalışıyor, yaşama gayretimizi de sürdürüyoruz. Şeytanın bir dönemi kazanması hayatın tamamını ona vermemizi gerektirmez. Yaşadığımız sıkıntıyı düzeltmeye çalışırken yeni bilgiler, ibadetler, heyecanlar elde etmeye de çalışacağız. Doğrusu böyledir. Yılıp yıkılan mü'min şeytana teslim olan mü'min sayılır. Şeytanı sevindirmek hiçbir zaman doğru değildir. Bin kere yıkılsak bile bin birinci kalkışımız ve Rabbimize doğru yürüyüşümüz zorunludur. İbadet de böyledir. İlim de böyledir. Ahlâk da böyledir. Sosyal ilişkiler de böyledir. Hayata bakışımız böyledir.
Hayat, zorluk ve kolaylık gel-gitlerinin yaşandığı bir yerdir. Devamlı sıkıntı veya devamlı rahatlığın olduğu bir dünya yok. Dolayısıyla her ikisine de hazır bir halde yaşamımızı sürdürmeliyiz. Kişide bazen motivasyon düşüklüğünün verdiği sürçmeler olur. Önemli olan kişi tekrar esas değerlerine dönüş yapmasıdır. Dualarımızda hem dünyada hem de ahirette iyilik/hayr istemek zorundayız. Bu dengeyi kurarak yaşamak ölçümüz olmalıdır. Çevrende Müslümanlık derdini paylaştığın ve kaynaştığın dostların olsun. Aile bağlarının güçlü olmasına özen göster. Günlük bir sayfa da olsa Kur'an okumayı önemsemelisin.